Sonbaharda rüzgar, yaprakların dallardan ayrılıp toprağa karışmaya hazır olup olmadığını sormaz !
Mağrur olma , senin de yapraklardan ne farkın var ?
Nefes alın derin derin
Dağlar kelebekler çiçekler
Bu hava bu deniz bu orman hepsi sizin
Gülümseyen yüzleriniz ile
İnsanlara tatlı sözlü diliniz ile
İnsan ayırmayan terbiyeniz ile
Dağlar nereden bilsin ,
Güneşin karları eritip ,
Nehir olup denize aktığını ?...
Ağaçlar güneşe dönüp ,
Açmasa çiçek açmış dallarını
Ne bilsin kelebekler ,
Bu akşamda sessiz,
Deniz de benim gibi ;
Kıpırtısız kimsesiz.
Ritm tutuyor yüreğim,
Sandalın pancar motoruna pata... pata.... pata...
Nefes nefes içime "Sen" çekiyorum .
Hissetmiştim martıların yokluğundan
Anlamıştım sensizliğin sessizliğini
Sevda denizinde yüzdürdüğüm
Beyaz yelkenli yoktu artık..
İpi çapadan sıyrılmış akıp gitmiş
Bir zamanlar anti emperyalist üç genç vardı.
Tam bağımsız Türkiye hayal ediyorlardı .
6. Filoyu kovdular ...
Düşüncelerini suç olarak görenler ;
Hiçbir cana kıymayan gençlere ,
Üç darağacı kurdular - üç tabure koydular .
Kainatın senfonisi her yerden çalıyor;
Karanlıksa dünyanız düşmeyin çaresizliğe...
Umudun ışığı sönmez siz ölmedikçe ,
Her sabahın kucağında yeniden doğar güneş .
Bütün kapılar kapansa da yüzünüze;
Gece deniz çok rüzgarlıydı
Balıkçı ile sandal ,
Sabaha karşı limana döndüler .
Şimdi ikisi de maviler içinde
Bahar şarkıları söylüyorlar.
Sandal denizin koynunda,
Ey yolcu !
Zaman sana birçok yol açar.
Kimi "neme lazım" caddesidir,
Kimi "şüpheli" sokak.
Bazen de tesadüfler bulvarıdır,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!