Kültür Sanat Edebiyat Şiir

yetkili şair sizce ne demek, yetkili şair size neyi çağrıştırıyor?

yetkili şair terimi ´m e R n n` tarafından 30.03.2009 tarihinde eklendi

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 11.12.2017 - 19:54

    Adını anmak güzeldi,
    dost ağızlarda sana dair cümlelerin
    ıslatılması...
    Adını anmak...
    Yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel
    avuntularına sırt çevirip senden söz açmak...
    Biraz gülünç, biraz sitemkar...
    güzeldi...
    Adının Türkçedeki yankısı özeldi...

    Seninle yoğurt yemek, kendi Kanlıcanlı,
    Sülalesi Kandilli yoğurtçunun mekanında...
    Denize amors durup, yüzüne
    cepheden bakmak güneşli bir mavilikte....
    güzeldi..

    İpe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak,
    yüzünde
    Yüzyıllık bir hasreti gidermek güzeldi...

    Güzeldi'li geçmiş zamanları düşünüyorum
    şimdi...
    Cümlelerimiz öznesiz...Umursayan yok,
    Kanlıca'daki yoğurdu...

    ve eşikteki öpücük, tarih bilinci olmayan bir
    aşkın mührüdür artık...

    Yılmaz Erdoğan

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 10.12.2017 - 18:25

    Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
    Kanatların çırpındığı kadar hafif..
    Kalbinin attığı kadar canlısın,
    Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
    Sevdiklerin kadar iyisin,
    Nefret ettiklerin kadar kötü..
    Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
    Karşındakinin gördüğüdür rengin..
    Yaşadıklarını kâr sayma:
    Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
    Sevdiğin kadardır ömrün..
    Gülebildiğin kadar mutlusun.
    Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
    Sakın bitti sanma her şeyi,
    Sevdiğin kadar sevileceksin.
    Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
    Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
    Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
    Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
    Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
    Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
    Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın,
    Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
    Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
    Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
    Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
    İşte budur hayat!
    İşte budur yaşamak,
    Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
    Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
    Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
    Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
    Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
    Bebek ağladığı kadar bebektir.
    Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin,
    bunu da öğren,
    Sevdiğin kadar sevilirsin...

    Can Yücel

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 10.12.2017 - 18:22

    Ustaları unutmayalım. ..

    Sarı saçlarına deli gönlümü
    Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban!
    Ayrılıktan zor belleme ölümü
    Görmeyince sezilmiyor Mihriban!

    Yâr deyince kalem elden düşüyor
    Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
    Lâmbamda titreyen alev üşüyor
    Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban!

    Önce naz sonra söz ve sonra hile
    Sevilen seveni düşürür dile
    Seneler asırlar değişse bile
    Eski töre bozulmuyor Mihriban!

    Tabiplerde ilaç yoktur yarama
    Aşk değince ötesini arama
    Her nesnenin bir bitimi var ama
    Aşka hudut çizilmiyor Mihriban!

    Boşa bağlanmamış bülbül gülüne
    Kar koysan köz olur aşkın külüne
    Şaştım kara bahtın tahammülüne
    Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban!

    Tarife sığmıyor aşkın anlamı
    Ancak çeken bilir bu derdi, gamı
    Bir kördüğüm baştan sona tamamı
    Çözemedim çözülmüyor Mihriban!

    Abdurrahim Karakoç

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 09.12.2017 - 09:39

    Ve bir kadın, "Bize acıdan bahset" dedi.
    Ve o cevap verdi: "Acınız, anlayışınızı saklayan kabuğun kırılışıdır. Nasıl bir meyvenin çekirdeği,
    kalbi güneş'i görebilsin diye
    kabuğunu kırmak zorundaysa,
    siz de acıyı bilmelisiniz. Ve eğer kalbinizi,
    yaşamınızın günlük mucizelerini
    hayranlıkla izlemek üzere açarsanız,
    acınızın, neşenizden hiç de
    daha az harikulade olmadığını göreceksiniz; Ve kırlarınızın üstünden
    mevsimlerin geçişini kabul ettiğiniz gibi,
    aynı doğallıkla, kalbinizin mevsimlerini de
    onaylayacaksınız. Ve kederinizin kışını da,
    pencerenizden huzur içinde seyredeceksiniz. Acılarınızın çoğu sizin tarafınızdan seçilmiştir. Acınız, aslında içinizdeki doktorun,
    hasta yanınızı iyileştirmek için
    sunduğu "acı" ilaçtır. Doktorunuza güvenin
    ve verdiği ilacı sessizce ve sakince için; Çünkü size sert ve haşin de gelse,
    onun elleri,
    "Görülmeyen"in şefkatli elleri
    tarafından yönlendirilir. Ve size ilacı sunduğu kadeh
    dudaklarınızı yaksa da,
    O'nun kutsal gözyaşlarıyla ıslanmış
    kilden yapılmıştır."
    Halil Cibran

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 08.12.2017 - 20:56

    Ben
    senden önce ölmek isterim.
    Gidenin arkasından gelen
    gideni bulacak mı zannediyorsun?
    Ben zannetmiyorum bunu.
    İyisi mi, beni yaktırırsın,
    odanda ocağın üstüne korsun
    içinde bir kavanozun.
    Kavanoz camdan olsun,
    şeffaf, beyaz camdan olsun
    ki içinde beni görebilesin...
    Fedakârlığımı anlıyorsun:
    vazgeçtim toprak olmaktan,
    vazgeçtim çiçek olmaktan
    senin yanında kalabilmek için.
    Ve toz oluyorum
    yaşıyorum yanında senin.
    Sonra, sen de ölünce
    kavanozuma gelirsin.
    Ve orda beraber yaşarız
    külümün içinde külün,
    ta ki bir savruk gelin
    yahut vefasız bir torun
    bizi ordan atana kadar...
    Ama biz
    o zamana kadar
    o kadar
    karışacağız
    ki birbirimize,
    atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
    yan yana düşecek.
    Toprağa beraber dalacağız.
    Ve bir gün yabani bir çiçek
    bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
    sapında muhakkak
    iki çiçek açacak:
    biri sen
    biri de ben.
    Ben
    daha ölümü düşünmüyorum.
    Ben daha bir çocuk doğuracağım.
    Hayat taşıyor içimden.
    Kaynıyor kanım.
    Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
    ama sen de beraber.
    Ama ölüm de korkutmuyor beni.
    Yalnız pek sevimsiz buluyorum
    bizim cenaze şeklini.
    Ben ölünceye kadar da
    bu düzelir herhalde.
    Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
    İçimden bir şey:
    belki diyor..
    Nazım Hikmet Ran

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 07.12.2017 - 19:54

    Sevgili Anneciğim,
    Binlerce kez açıldım, binlerce kez kapandım yokluğunda
    Kocaman bir dağ lalesi gibi
    Ve kapkara göbeğini dünyaya fırlatacakmış gibi duran.

    Şimdi mucizevi bir yerdeyim
    Muc’ın ucuz evinde
    Sanki mürekkebi rutubet olan bir kalem
    Duvarlara hep senin resmini çiziyor
    di’li geçmiş zamanda birçok resim,
    Hep gülümsüyorsun
    Aklının ortasında mavi bir yıldız varmış gibi
    Ve o yıldız karanlık bir şubat akşamında
    Durmadan soluyormuş gibi

    Hatırlar mısın?
    Mavi saçlı bir tanrı gibi severdim Burdur Gölü’nü
    O göl şimdi içimde kocaman bir anne ölüsü.
    Vişne bahçeleriyle dolu,
    Neşeli bir şehre benzerdi senin sesin.
    Bazen ölmek istiyorum
    Beni yeniden doğurman için
    İri, ekşi bir vişne tanesi gibi.

    Kış başında bir ton kömür yığarlardı kapıya
    Bazen görülen rüyalar gibi kapkara
    Bir ton rüya çıtırdarken
    Sen kar yağmadan önce başkaydın,
    Kar yağdıktan sonra bambaşka.
    Sanki hep buluğ çağındaydım.
    Kuşlar zaptederdi her yeri, sabahları
    Binlerce kez söylerlerdi söyleyeceklerini
    Bizim hiç anlayamayacağımız bir şeyi
    Senin şarkıların aç kuşlara buğday saçardı
    Kediler yusyuvarlak dururdu karın ortasında
    Kar manzaralı bir resmin ortasında durur gibi
    Gri kediler sarmıştı etrafımızı, gri dağlar...
    Bir tek senin çocuklar üşüyecek rengi saçların vardı.

    Ben bu eve Muc’ın ucuz evi diyorm
    Yokluğunda böyle oldum.
    Mucize öldükten sonra buraya taşındım.
    Ve inan
    Muc bu evi bana çok ucuza verdi.

    Yaşasaydın, hayatının ortasına
    Güller yığan bir adam olsun isterdim babam.
    Sen bir çocuk romanı annesi ol isterdim.
    Ölü mısır tarlaları hışırdıyordu
    Ve kalbimde çıngıraklı yılan sürüleri
    Diye başlayan bir çocuk romanında...
    Şalına sarınırdın toprağa sarınır gibi
    Erken öleceğini biliyordum bana bırakmak için,
    Bu acımasız ölü anne sesini

    Şimdi mucizevi bir yerdeyim
    Zaman bir salyangozun vücudunda yaşıyor burada
    Ve çok ağır ilerliyor.
    Yüzümdeki çillerden başka
    İsyan eden biri yok hayatımda.

    NOT:
    Ölen her kadın için bir şiir yazdım.
    Onları Muc’a evin karşılığında verdim
    Çok ucuza.
    Artık bütün üzgün oluşlarımın adı:
    ANNE!

    Didem Madak

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 07.12.2017 - 19:51

    Bir kasım sabahı karaladım
    dudakların şiirini
    şiir de değil
    bir saptama bu...

    yasak bir duygunun
    gizli kalıp ta açığa çıkan
    yalanı.

    giz artık sır değil
    sır, giz değil.
    bu böyle biline,

    Mühür dudaklar
    açıla, diller çözüle.
    Nefesler nefes olup
    titerişmleri titrete dursun.
    iki sevgili birbirine yumulsun,
    bırakın da sevgili olduklarını anlasınlar.
    sevgiliye en güzel hediye öpüşme olsun!
    29 kasım 01
    ***
    Seni öpmek istiyorum
    ey kara kaşlı, kara saçlı yar.
    Başıma yağsa da aktan da ak kar,
    sar beni kollarına al,
    sıkı sıkkıya sar

    bana bu hayat öyle dar
    geliyor ki bilimezsin yar,
    yar yar seni içime attım,
    öpemeden gittim gezdim
    dolandım her diyar

    ne meyhane, ne bar
    beni sen sarhoş edersin
    ey kara vicdanlı yar
    değil yağmur, yağsada kar
    dudaklarım yanıyor ateş gibi
    söndürmek için gerekli sen gibi yar!
    Suat Oktay

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 07.12.2017 - 19:44

    hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
    bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
    koşar gibi yürüyüşün
    karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

    hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
    uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
    karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

    adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
    seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
    gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
    koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
    ve sonra her zaman her ölümlüye
    aynı şartlar altında kısmet olmıyan
    gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

    hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
    sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın

    Attila İlhan

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 05.12.2017 - 20:02

    Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey.
    Dünyanın en güzel sesinden
    En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
    Fakat artık ümit yetmiyor bana.
    Ben artık şarkı dinlemek değil,
    Şarkı söylemek istiyorum.
    Nazım Hikmet Ran

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 05.12.2017 - 19:57

    Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
    Ağaçlar bükmesinler n'olursun boyunlarını
    Neden akşam oluyorum tren kalkınca
    Kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
    Mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
    Öyle çok acımasız ki, öyle birdenbire ki
    Az önceki çiçekler nasıl da diken diken
    Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç.

    O sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti
    O elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
    Artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
    Günler devlet alacağı, yıllar bir kadehçik buzlu rakı
    Oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
    Kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
    Nerde şimdi, nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
    Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç.
    Hasan Hüseyin Korkmazgil

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 03.12.2017 - 21:08


    Sen yoksun
    Boşuna yağıyor yağmur
    Birlikte ıslanmayacağız ki...
    Boşuna bu nehir
    Çırpınıp pırpırlanması
    Kıyısında oturup göremeyeceğiz ki...
    Uzar uzar gider
    Boşa yorulur yollar
    Birlikte yürüyemeyeceğiz ki...
    Özlemler de ayrılıklar da boşuna
    Öyle uzaklardayız
    Birlikte ağlayamayacağız ki...
    Seviyorum seni boşuna
    Boşuna yaşıyorum
    Yaşamı bölüşemeyeceğiz ki...

    Aziz Nesin

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 03.12.2017 - 21:04

    Ya zamanından çok erken gelirim
    Dünyaya geldiğim gibi
    Ya zamanından çok geç
    Seni bu yaşta sevdiğim gibi

    Mutluluğa hep geç kalırım
    Hep erken giderim mutsuzluğa
    Ya her şey bitmiştir çoktan
    Ya hiçbir şey başlamamış

    Öyle bir zamanına geldim ki yaşamın
    Ölüme erken sevgiye geç
    Yine gecikmişim bağışla sevgilim
    Sev'iye on kala ölüme beş

    Aziz Nesin

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 03.12.2017 - 21:03

    Çocuklar ekmek yiyorlar gibidir sesin
    Ön dişleriyle belli belirsiz
    Bir martı kalıyor gibidir hiç olmayandan
    Çünkü biz ikimiz de çirkin değiliz
    Evet mi hayır mı pek anlamadan.
    Ne biçim bir sestir şu bizim dalgınlığımız
    Bir tayın dişinde ince taflan
    Az yaşlı bir kadında göğüs uçlarının
    Yanarak sımsıcak bir kedinin ağzından
    Dönüp iç çekmesine gece kuşlarının.
    Sonra biz dağ başlarında apansız kurşunlanan
    Süresiz baş dönmesiyiz çok garip adamların.

    Edip Cansever

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 17.11.2017 - 21:33


    Terketmedi sevdan beni,
    Aç kaldım, susuz kaldım,
    Hayın, karanlıktı gece,
    Can garip, can suskun,
    Can paramparça…
    Ve ellerim kelepçede,
    Tütünsüz, uykusuz kaldım,
    Terketmedi sevdan beni…

    Ahmed Arif

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 17.11.2017 - 20:04

    Vazgeçilmez hakiki şairlere devam.

    Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
    Onlardan kalbime sevda geçmiyor
    Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
    Çünkü bence şimdi herkes gibisin

    Yolunu beklerken daha dün gece
    Kaçıyorum bugün senden gizlice
    Kalbime baktım da işte iyice
    Anladım ki sen de herkes gibisin

    Büsbütün unuttum seni eminim
    Maziye karıştı şimdi yeminim
    Kalbimde senin için yok bile kinim
    Bence sen de şimdi herkes gibisin

    Nazım Hikmet Ran

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 12.11.2017 - 13:25


    Öyle bir zamanına geldim ki yaşamın
    Ölüme erken sevgiye geç
    Yine gecikmişim bağışla sevgilim
    Sev'iye on kala ölüme beş

    Aziz Nesin

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 07.11.2017 - 00:29


    Ben bu gönül tezgahında
    Aşk dokudum, aşk okudum
    Erenlerin dergahında
    Aşk okudum, aşk dokudum

    Her güçlüğü bile bile
    Göznuruyla, sabır ile
    Yumak yumak, çile çile
    Aşk dokudum, aşk okudum

    Bir ömür yana yakıla
    Yazdığım sığmaz akla
    Acımadım kırkdört yıla
    Aşk okudum,aşk dokudum

    Sevgi insanlığın özü
    Odur aydınlatan bizi
    Hak yolunda oldum terzi
    Aşk dokudum, aşk okudum.

    Günahından, sevabından
    İçtim aşkın şarabından
    Uluların kitabından
    Aşk okudum, aşk dokudum

    Aşk için şan da, şeref de
    Okudum saplı bu hedefte
    Yıllar yılı bir gergefte
    Aşk dokudum, aşk okudum

    Ümit Yaşar aşkla bende
    Kötülük olmaz sevende
    Bu can kaldıkça bu tende
    Aşk okurum, aşk dokurum.
    Ümit Yaşar Oğuzcan

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 05.11.2017 - 16:13


    Öyle günler gördüm ki, aydın gökler kararıp
    Bahtım bir bulut gibi üstüme çöker oldu,
    Her gözümü yumunca tanıdık yüzler görüp,
    Hayaller alev alev beynimi yakar oldu.
    Ümitsizlik, gariplik dört tarafımı sarıp
    Yüzüm sırıtsa bile, içim yaş döker oldu.

    Her sabah ilk ışiklar gözlerimi oyardı,
    Uyanan taş duvarlar iniltimi duyardı.

    Öyle günler gördum ki, duvarlar gelir dile,
    Gözumde canlanırdı eşkiya masalları.
    Varlığımı sarardı, hain bir isteyişle
    Görmediğim yumuşak bir düşmanın elleri
    Kafada çelik gibi fikirler dursa bile
    Kalplerin eksik olmaz böyle zayıf halleri:

    Bazen kendi kendimin elinden kurtulurdum,
    Kalbimi bir çamurda çırpınırken bulurdum.

    Öyle günler gördüm ki, dost dediğim insanlar
    Ben yanına varınca dudağını kıvırdı.
    Bir zamanlar yanımda ağız açmayanlar
    Sırtımı sıvazladı, bana oğüt savurdu.
    Silahsız gördüğüne saldıran kahramanlar
    En alçak tekmelerle beni yere devirdi.

    Ruhum bir heykel gibi düşüp parcalanırdı.
    Bu sesleri duyanlar gülüyorum sanırdı.

    Öyle günler gördüm ki, tabanca sakağımda
    Tasarladım aydınlık dünyayı bırakmayı
    Gönlüm acıklı buldu, en ateşli çağımda
    Sönük bir yıldız gibi boşluklara akmayı
    Tabancanın namlusu ısındı yanagımda,
    Parmagım istemedi tetiğini çekmeyi

    Bir sonbahar yağmuru gibi içim ağlardı
    Bir şeyler fakat beni yaşamağa bağlardı.

    Ey bir tane sevgilim, ben bugün yaşıyorsam
    Sanma ki hayat tatlı, insanlar hoş olmustur,
    Dağ başında bir kaya gibiyim şöyle dursam
    Etrafım eskisinden daha bomboş olmuştur
    Yalnız sana borçluyum bugün dünyada varsam:
    Seni her andığımda gözlerim yaş olmuştur

    Yaşlar ki bir ırmaktır, dertleri sürür gider,
    Gözyaşları içinde seneler yürür gider.

    Yok olmak isteğiyle kalbim attığı zaman,
    Bana: Yaşa der gibi gülen senin yüzündü.
    Dizlerim bir batakta yorgun yattığı zaman
    Bacaklarıma kuvvet veren senin hızındı.
    Yaşaran gözlerimde, güneş battığı zaman
    Sıcak bir yuva gibi tüten senin dizindi.

    Sen aklıma gelince her şey gülümserdi.
    Ağaçlar sarkı söyler, rüzgar tatlı eserdi.

    Ey sevgilim, bilirsin benim ne çektiğimi:
    Garip başimın derdi bir yürek taşıyorum.
    Anlarsın niçin uzak yerlere baktığımı:
    İçinde yaşanmaz bir dünyada yaşıyorum.
    Görünce gülme sakın çırpınıp aktıgımı:
    Ilık ve aydınlık bir denize koşuyorum.

    Sen benim sevgilimsin, sevsen de, sevmesen de,
    Aradığım yerlere benzeyiş buldum sende.

    Sabahattin Ali

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 04.11.2017 - 20:14



    denizler sesine aktı sonya.

    bu gece

    sana geçiyor zaman....

    kapama gözlerini, uyutma gündüzümü,

    uykuna al beni,

    kimliksiz misafirinim....

    çingene bir şairim,

    yağmurla karışık sevdim seni,

    yelle aktım saçlarına

    bak her yanım tufan, her yanım

    kirpiklerinden uzayıp giden yol.

    Böyle lal düştüğüme bakma

    yüzünde gömülü sesim.

    Ahh sonya!

    Başka bir hale girmekmiş seni sevmek,

    kışla – bahar gibi,

    kurumuş dalarından çiçek açan ağaç gibi...

    ahh! Sonya!

    Saçının her teline düğümledim hasretimi,

    akarsular getirdim göz çukurlarına,

    böyle gecelerde bir sana yandı ışıklarım

    ve

    vardır her ışığın bir tohumu.

    Pencerenin ardından bakıyor bir çocuk

    gökte yarım ay

    ve avuçlarıma sığmayan gülüşünün renkli dünyası...

    ahh! Sonya

    gel gör

    gölgem suretine açıyor

    ve bulut oluyor yüreğim amansiz,

    yağmurlar yağıyor,

    rüzgar esiyor,

    bir hayat böyle geçiyor,

    böyle sensiz ve çaresiz....

    yüzünün çizgilerine göm beni Sonya

    varsın sende kaybolsun bütün varlığım

    bulunmasın hiç bir esarette,

    sorgulanmasın hiç bir takvim yaprağına,

    yitik bir gül,

    kayıp çocuk

    ve herşey

    ve biz,

    bir aşkın iki kabuğu biz

    düşsek dalımızdan kırılırız

    yerle biz.

    Ürkek ceylan telaşında koştuk

    akreple yelkovanın peşinden,

    çıkınımda hüzünlü ekmek kokusu

    ve aşk

    seni sevmekle başlayan aşk...

    ahh! Sonya

    su olsam yinede kayıp gitmem parmaklarından

    hep bir dama gibi

    teninde seninle dururum.

    Ahh! Sonya

    gülüşümün menekşeli akşam kokusu,

    ilkbaharım,

    öykümün yerleşik kayramanı...

    avuçlarımda temmuz yanığı

    ve güvercin çığlığında

    düşlerime sığınan seni ilk sevişim,

    mülteci bir yolcuya dönüyorum kendi bedenimde

    suyun sesinde kırılıyorum,

    dünyanın öbür yüzünde anımsarken seni.

    Burda böyle geçiyor zaman Sonya,

    böyle,

    herhangi bir ağacın gözvdesine yaslanıp

    tütün yakarak geçiyor,

    ve biten ttün külüne saklanarak,

    pek renkli değil hayatımız anlayacağın,

    çiseliyor yine hava,

    inceden ıslanıyor ağaçların gövdesi,

    yaprakları bir görsen,

    nasılda güzel ışıldıyorlar...

    Sonya!

    Güzel yanım, firari bilgem...

    böyle gecelerde sarhoş oluyorum hep,

    uzaktaki ışıklara köprüler kuruyorum.

    Lakin,

    görmüyor gözlerim senden öteyi,

    bakma bana öyle n'olur,

    gümüş bir tabakada sunacağım sana yüreğimi...

    gel otur şöyle,

    bir bardakta sen kırıver,

    yada bir güvercin uçur avuçlarımdan,

    hatta gözlerine as beni

    celladı ol keyfimin,

    sanma ki öleceğim hemen,

    bir sigara daha yakacağım gözlerinden

    aşk'a uzanarak....

    ellerim değiyor zamansız,

    ellerinin değdiği herşeye

    ve su gibi dağılıyor yüreğim,

    yüzüm düşüyor,

    bir bıçak hainliğinde yırtılıyor sevincim,

    soğuk bir yel siliyor parmak izlerini,

    uzuyor karanlığım

    uzuyor yalnızlığım

    uzuyor sensizliğim.

    Ahh! Sonya

    bak kelimeler dilimde intihara durmuş,

    haykıracaklar seni yere-ğöğe

    kıskanacak kaknüs kuşları seni,

    bulutlar seni cizecek bir maviden diğerine kaçarken.

    Ahh! Sonya

    ıslak saçlı memleketim,

    zambak rengi yüreğim,

    kaçaklığım....

    biletimde yırtık çocuk gömleği,

    ve geç kalınmış bir aşkın sahnesi...

    tanıksız bir yolcusuyum ömrümün,

    kimliğimde terk edilmiş coğrafyalar,

    bütün denizlere vardı yollarım

    akdeniz'den ege'ye uzanan

    lakin,

    gel gör ki;

    tutsağı oldum gözlerinin ay şafağına

    tutuldum başka bir aşkla

    yüzünün her çizgisine,

    ellerin ahh o ellerin....

    bak düğümleniyor yine nefesim,

    tanrıya emanetim bu gece

    ve sana,

    şayet düşersem böyle çaresiz,

    kırılırsa kolum kanadım

    ve bakamazsam gözlerinin en derinliklerine

    bir kirbit çöpü gibi yak beni

    ey! sonya

    merak etme,

    küllerimden doğar yine severim seni...

    Ersal Sarıkaya

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 04.11.2017 - 19:58


    Biz ince bel, ela göz, sütun bacak için sevmedik güzelim
    Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda...
    Ateşin yanında barut, barutun yanında ateş olasın diye! ..
    Rakı sofralarında söylenip, acı tütün çiğnercesine sevdik
    Anlayamadılar...
    Nazım Hikmet Ran

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 02.11.2017 - 23:14


    Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
    Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor,
    Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
    Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
    Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
    Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
    Senden tattım yemişlerin cümlesini.

    Desem ki sen benim için,
    Hava kadar lazım,
    Ekmek kadar mübarek,
    Su gibi aziz bir şeysin;
    Nimettensin, nimettensin!

    Desem ki...
    İnan bana sevgilim inan,
    Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
    Ve soframda en eski şarap.
    Ben sende yaşıyorum,
    Sen bende hüküm sürmektesin.
    Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
    Rüzgarlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
    Günlerden sonra bir gün,
    Şayet sesimi farkedemezsen,
    Rüzgarların, nehirlerin, kuşların sesinden,
    Bil ki ölmüşüm.
    Fakat yine üzülme, müsterih ol;
    Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
    Ve neden sonra
    Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
    Hatırla ki mahşer günüdür
    Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
    Cahit Sıtkı Tarancı

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 02.11.2017 - 18:56

    Ve bir kadın, "Bize acıdan bahset" dedi.
    Ve o cevap verdi:"Acınız, anlayışınızı saklayan kabuğun kırılışıdır.Nasıl bir meyvenin çekirdeği,
    kalbi güneş'i görebilsin diye
    kabuğunu kırmak zorundaysa,
    siz de acıyı bilmelisiniz.Ve eğer kalbinizi,
    yaşamınızın günlük mucizelerini
    hayranlıkla izlemek üzere açarsanız,
    acınızın, neşenizden hiç de
    daha az harikulade olmadığını göreceksiniz;Ve kırlarınızın üstünden
    mevsimlerin geçişini kabul ettiğiniz gibi,
    aynı doğallıkla, kalbinizin mevsimlerini de
    onaylayacaksınız.Ve kederinizin kışını da,
    pencerenizden huzur içinde seyredeceksiniz.Acılarınızın çoğu sizin tarafınızdan seçilmiştir.Acınız, aslında içinizdeki doktorun,
    hasta yanınızı iyileştirmek için
    sunduğu "acı" ilaçtır.Doktorunuza güvenin
    ve verdiği ilacı sessizce ve sakince için;Çünkü size sert ve haşin de gelse,
    onun elleri,
    "Görülmeyen"in şefkatli elleri
    tarafından yönlendirilir.Ve size ilacı sunduğu kadeh
    dudaklarınızı yaksa da,
    O'nun kutsal gözyaşlarıyla ıslanmış
    kilden yapılmıştır.
    Halil Cibran

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 28.10.2017 - 19:49

    Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
    Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

    Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
    Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.

    Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.
    Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.

    Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için...
    Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.

    Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,
    Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.

    Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan.
    Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.

    Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan.
    Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.

    Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer;
    Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.

    Ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi,
    Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.

    Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,
    O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.

    Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle.
    Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.

    Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı.
    Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.

    İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil.
    Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.

    Mevlana Celaleddin Rumi

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 28.10.2017 - 10:32

    Ben gidersem bir gün eğer
    Saatimi evlât saydığıma verin
    Pilini değiştirsin, hiç aksatmasın
    Ben belki zamanı durduracağım ama
    Benim zamanım onun kolunda aksın.Ben gidersem bir gün eğer
    Gözlüklerimi genç bir cana verin
    Tembihleyin saplarını kırmasın
    Benim belki gözlerim kapanacak ama
    Göremediğim uzaklara onlarla baksın.Ben gidersem bir gün eğer
    Fırçalarımı can dostuma verin
    O bilir gerçi, kıllarını yolmasın
    Ben belki toprak kahvesi olacağım ama
    Bıraktığım dünyayı, O rengârenk boyasın.Ben gidersem bir gün eğer
    Kalemlerimi yazmayı seven birine verin
    Uçlarını açık tutsun, kırmasın
    Benim belki ellerim kemik olacak ama
    Benim ruhumla, kemik gibi şiirler yazsın.Ben gidersem bir gün eğer
    Tabakamı, çakmağımı, sakallarımı oğluma verin
    Çakmağı hiç çakmasın, hiç sigara yakmasın
    Benim elbet artık nefesim baba kokmayacak ama
    Özledikçe, sakalımdaki sigara kokusunu koklasın.Ben gidersem bir gün eğer
    Şiirlerimi, uğruna yazdığım O’na verin
    Kaldırıp bir köşeye, biz gibi öksüz bırakmasın
    Benim elbet kalbim duracak amma
    Okudukça, onun kalbi her daim hep benim için atsın.
    Sezai Güler

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 28.10.2017 - 10:30

    Bilmez miyim hiç bütün bu sözler ne der ona
    Bu sözler ve bu sözlerin içinde çırpınan uzaklıklar
    Dolaşıyorum bir başıma, ortalıkta kimsecikler yok
    Kıyılar da bomboş, kır yolları da
    Soluğumu duyuyorum ara sıra, bir onu duyuyorum
    Duymuyorum belki de, biliyorum yalnızca
    Ayaklarımın altında yaban naneleri, kekikler
    Yol kenarında bir kapı, tahta
    Peki, kim yitirmiş evini, ya da
    Hangi yitikle yok olmuş o yapı
    Kimbilir
    Vuruyorum yokuş aşağı, kıyıya
    Bir taşın üstüne oturuyorum
    Ben oturur oturmaz
    Çıkıyor kuytularından bütün görünümler
    Ve ufak bir oyun oynuyor bana doğa
    Alıp alıp götürüyor gözlerimi bıkmadan
    Kısalıp uzayan bir çift yılan balığını andıran gözlerimi
    Güneşin şavkından yuvarlanan çakıllara
    Tam o sıra bir vapur yanaşıyor iskeleye uzun sürecek bir sonbahar taslağı gibi
    Denize yeni sürülmüs bir tarlaya benziyor, uyanık, diri
    Ve işin tuhafı bense
    Alışıyorum gittikçe
    Her gün bir parça daha alışıyorum yalnızlığıma
    Ürperiyorum bir ara arkamdaki ayak sesinden
    Ve bu yüzden mi bilmem
    Durup bir süre çevreme bakar gibi yapıyorum
    Sürüyle kus havalanıyor defnelerin içinden
    Sürüyle, evet, hatırlıyorum birden
    Nicedir unutmuşum saymayı bile günleri
    Dağılıp gitmişler herbiri bir yana
    Kuşlar gibi, onlar da
    Benimse ne gidecegim bir yer
    Ne de özlediğim bir şey var
    Öyleyse neden yazıyorum bu sözleri ona
    Bu biraz sevdaya benzeyen, biraz da sevdasızlığa
    Böyle gelişigüzel, böyle kırık dökük
    Sanki hiç kimselerin kullanmadığı bir gün kalmış bana.Uzun bir cumartesiyi hatırlıyorum, saat on iki
    Dalıp gidiyorum, düsünüyorum da, saat on iki
    Bir sigara yakıyorum, bir kağıda bir iki dize yazıyorum
    Yerini iyi bilen, onurlu bir iki sözcük daha
    Ama hiç kımıldamıyor, akrep de, yelkovan da
    Yani tam böyle birşeye benziyor zaman
    Yılgın ve çarpıcı renkler içinde pek kımıldamayan
    Çıkageliyor sonra, saat on iki.Anlıyorum
    Yaşam elbette uzun biz duyabildikçe sevgiyi
    Yalnızca bunun için uzun
    Yani sevgiyle de sevebilir insan, sevdayla da
    Örneğin
    Bir sevgiyi yontup onarmak için
    Döğüşmek de sevgidir
    Ve benim bildiğim kadarıyla
    Her şeydir bir insan, her şeydir
    Yalandır kısalığı yaşamın
    Ve özellikle insan dediğimiz şey
    İnançli bir insan soyunun parçasıysa.Sonunda başbasa kalıyoruz gene
    Başbaşa kalıyoruz doğayla ben
    İşte az önce yağmur da başladı, cumartesi günlerden
    On temmuz cumartesi
    Bir vapur daha kalkıyor iskeleden
    Ve yağmur hızlanıyor biraz
    Uzanıp yatsam diyorum otların üstünde çırılçıplak
    Tam öyle yapıyorum
    Şimdi yağmuru seviyorum, şimdi yağmuru seviyorum, yağmuru seviyorum..
    Edip Cansever

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 28.10.2017 - 10:25

    Gün biter gülüşün kalır bende
    anılar gibi sürüklenir bulutlar
    Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır
    yarım kalan bir şiir belki de Aykırı anlamlar arayıp durma
    güz biter sular köpürür de
    kapanmaz gülüşünün açtığı yara
    uçurum olur cellat olur her gece Her gece yeniden bir talan başlar
    acı ses olur, ses deli bir yağmur
    eski bir eylüle gireriz böylece Sığındığım her yer adınla anılır
    ben girerim, sokağı devriyeler basar
    bir de gülüşün eklenir kimliğime..
    Ahmet Telli

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 27.10.2017 - 22:15

    Sen gittin
    Şiirlerim öksüz kaldı
    kalemlerim, defterlerim
    ellerim, gözlerim, kirpiklerim
    yüreğimde kalkıp giden gemilerim
    dillerim öksüz kaldı
    ne varsa dağıldı geride kalan
    çöl oldu şiiristanım
    hayalim, düşistanım...
    Nuri Can

  • Yolcu Yolunda Gerek
    Yolcu Yolunda Gerek 24.04.2009 - 00:16

    Paramı alıyonuz demişti biri :))

  • me®nn Made In Heaven
    me®nn Made In Heaven 07.04.2009 - 16:27

    antoloji.com'un
    literatüre kattıı
    kavram

  • Ferruh Safak
    Ferruh Safak 02.04.2009 - 02:44

    Baska sitelerde de var mi bilmiyorum, ama antoloji.com' da boyle bir uygulama var. ve tanimini da yapmislar sariler sayfasinda. Buna gore:

    Yetkili Şairler, 'Antoloji.Com' tarafından onaylanmış ve şifre verilmiş şairlerdir. Yetkili şairler, kendileri için özel olarak tasarlanmış YETKİLİ ŞAİR İŞLEM MERKEZİ'nde kendi şiirleri ve bilgileri üzerinde her türlü işlemi online olarak yaparlar.

    Bu yetkiyi kazanmak icin ille de kendi siirlerinizin olmasi gerekmiyormus. Bir baskasinin, ornegin babanizin, esinizin, cocugunuzu siirleriyle de basvurabilirmissiniz.

    Ve eger yetkili sair olmussaniz, sunlari yapabiliyormussunuz:

    Kendi adınıza yeni şiir ekleme
    Var olan şiirleriniz üzerinde değişiklikler yapma
    Şiirleri AKTİF / PASİF yapma (şiirleri geçici olarak yayından kaldırma)
    Bazı şiirlerinizi silme
    Yaptığınız tüm değişiklikler ve eklediğiniz şiirler hemen o anda Aktif olur (şiir bölümü editorünün onayı beklenmez)
    Biyografinizi kaydetme / değiştirme,
    Kendinize ait resim ekleme / değiştirme / silme
    Siz veya şiirleriniz ile ilgili ziyaretçi görüşlerini onaylama / silme
    Kendiniz ile ilgili yeni link ekleme, var olanlar üzerinde değişiklik yapma, silme
    Şiirlerinizi kendi kişisel Antolojim listesine ekleyen üyelerin listesini görme ve onlara mesaj yazma.
    Şiirlerinizi okuyan kişilerin Antoloji Mesaj kutunuza veya direkt olarak sizin e-mail adresinize mesaj yazabilmesi
    Şiirlerinizi Antolojim listesine en çok ekleyen kişilere toplu mesaj gönderimi
    Şiirleriniz ile ilgili ayrıntılı raporlar alma
    Sesli şiirlerinizi (mp3 şiirler) ekleyebilme