Aslında hepimiz deli doğarız.
Delilik bir ödüldür, bir Tanrı vergisi.
Delilik, doğal olan ne varsa odur aslında hayatımızda.
Âşık olmak mesela, müthiş bir delilik.
Çılgınca bir şeyler yapmak, çimlere uzanmak, paçaları sıvamak delilik.
Yağmur altında yalın ayak koşmak...
Sabahlara kadar yazı yazmak mesela.
Ya da şarkılar söylemek sokaklarda...
Yarını düşünmeden yaşamak... delilik.
Delilik değil de nedir, bir umuda tutunmak?
Tüm dünyayı sevmeye kalkmak ne ki?
İnsanları, çocukları, hayvanları sevmek ciddi delilik.
Elindekini avucundakini dağıtmak, bir amaç uğruna yaşamak...
Doğru bildiğini, dokuz köyden kovulacağını bile bile anlatmak delilik değil de nedir?
Otoritenin önünde eğilmemek, dik durmak ne ki?
Para için, unvan için, konfor alanın için kişiliğini satmamak tam bir delilik.
Bugünü yarın kaygısı olmadan yaşamak gerçekten delilik.
Ev sahibine, işverene, muhtara, okul müdürüne, hatta trafik polisine
“ağam, paşam” demeden yaşamak tam bir delilik.
Martılar dururken kargalara yem vermek harbi delilik.
Karıncaların, sivrisineklerin, karafatmaların hepsinin de yaşam hakkı var demek...
İnsanları dinlerine, dillerine ve renklerine göre ayırmadan görmek, saygı duymak ne ki?
Karşıdan karşıya geçen birine yol vermek,
tanımadığın birine gülümsemek,
hele bir de “günaydın” demek büyük delilik.
Yürüyen merdivenlerde yürümek, bütün bir sokağın karını kürümek, yerlere tükürmemek ne büyük delilik.
Oysa seni yontmak için hazır bekler bütün sistemler.
Akıllanasın diye vardır tüm öğretiler:
Senin iyiliğin için bu öğütler, senin iyiliğin için düşünür bütün ebeveynler.
Sen cehennemde yanma diye var peygamberler.
Hep kitaplarda anlatılır mucizeler.
Bombaların altında çocuklar ölürken
merhamet beklemek Tanrı'dan
ve adalet ummak yargıdan...
Tüm insanların kardeş olabileceğine inanmak büyük delilik.
Ve umudu kesmek insanlardan...
Ve hiçbir şey istememek...
Dua bile etmemek tam bir delilik.
İki yüzlü ol, on yüzlü, hatta bin yüzlü.
Yoksa akıllanmazsın bir türlü.
Oku, çalış, adam ol.
Sigortalı bir işe gir.
Kendin gibi birini bul, evlen
ve sisteme aparat yetiştir.
Ses çıkarma.
Hâline teşekkür et.
Sabret, çarklar dönsün.
Oğlum, tek doğru sen misin? Her şeye kafayı yorma.
O doğru değil, bu doğru değil, düzeni bozma.
Sen mi kurtaracaksın memleketi?
Senin gibiler yüzünden kaçıyor sofranın bereketi.
Yukarıdakileri rahatsız etme.
Senin cennetin ahirette.
Marifet bu zaten:
Sabredip beklemekte.
İnce hesapla; üçle çarp, beşe böl.
Hiç ölmeyecekmiş gibi çalış...
Hiç yaşamadan öl.
YILMAZ TİZGÖL
28.05.2026
NİJNİ NOVGOROD
Kayıt Tarihi : 6.10.2026 16:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!