Gri.., çünkü gri siyah ile beyazın karışımıdır; başka bir anlatımla, iki zıt rengin sentezidir, birleşimidir; ne salt biridir, ne de salt diğeri..
Renk olarak ne siyaha ne de beyaza karşı bir önyargımız, kastımız, tavrımız var.. O renklerin zihniyet dünyamızdaki karşılıklarına karşı bir tavır alışımız söz konusu sadece.. Olaylara, insanlara, nesnelere, tabiata, dünyaya, evrene.. kısacası her şeye “ya siyahtır, ya da beyazdır” şeklindeki yaklaşıma ve mantığa karşıdır tavrımız.
“Ya siyah ya da beyaz” şeklindeki indirgemeci yaklaşımın tersine, hem siyahı, hem beyazı, hem de bu ikisinin karışımı olan “gri”yi ve “gri” nezdinde bütün renkleri kapsayan bir “bakış” olsun istiyoruz.. Biliyoruz ki, hayat iki renkten ibaret değildir; ki üstelik ne siyahın ne de beyazın tonları vardır.
Mulholland Drive filmi ile Davıd Lych 'Alice Harıkalar Ülkesinde (Alice in Wonderland) eserine gönderme yapar. Farklı açılardan konuyu ele almasıyla Lewis Carroll kitabını Velazquez'ın Las Meninas resmi olarak alırsak Lynch sinemanın Picasso'u olduğu bu filmde çok daha net anlaşılır.
İlim Çin’de de olsa isteyiniz. Çünkü ilmi istemek her Müslüman’a farzdır. Melekler ilim isteyene, onun isteklerinden memnun oldukları cihetle, kanatlarını gererler.
Kaynak: Enes bin Malik ______________________________
Allah’ın İlmi, Hz. Adem’e Allah(c.c.) tarafından bizzat bildiriliyor ve ondan sonra gelen Hakk Peygamberler bu ilmi taşıyor. Ta ki Peygamber Efendimiz’e gelene kadar... Bu Hakk Peygamberler bu ilmi kavimlerine bildiriyorlar ama çoğu zaman kavimler yani topluluklar nefsine yenik düşerek bu ilmi öldürmeye ya da ortadan kaldırmaya veya en kötüsü bozmaya çalışıyorlar. Ama Hakk tarafından Peygamberler vasıtasıyle gelen gerçek ilim eksiksiz ve bid’atsız olarak Peygamberimiz’e kadar geliyor.
Peygamberimiz hepinizin malumları olduğu üzere ümmidir (okuma ve yazması yoktur) . İlk gelen Ayet-i Kerime vechile (İkre bismi Rabbike) okuması istenmiştir. Şunu anlıyoruz ki İslam ilime oldukça önem veren bir dindir ve cehaletle uzun yıllar şavaşmıştır.
İslam, aynı zamanda bir nakil dinidir. Bu zamana gelene kadar birtakım İslam Alimlerinden nakledilmiştir. İslam Alimleri Sahabe’den ve Ashab’dan, onlar Peygamberimiz’den, Peygamber Efendimiz Cebrail A.S.’dan, Cebrail A.S. da Hakk Teala’dan bu dini nakletmişir.
Hakk Teala -> Cebrail A.S. -> Hz. Muhammed (S.A.V.) -> Ashab-ı Kiram, Sahabe -> İslam Alimleri -> Avam-ı Nas
Bu dinin bir özelliği de; insan aklının, insan şuurunun eremeyeceği bir kanaldan gelmiş olmasıdır. Her ne kadar yıllardır “Öğrendiğimiz her bilgiyi akıl süzgecinden geçirin” deniliyorsa da; İslam’ın akıl süzgecine konulması mümkün değildir. Bid’atsız olarak İslam, aklın alamayacağı geniş bir ilime, geniş bir bilgiye sahiptir. Akıl süzgecinden geçirin denilen, gerçek İslam içerisinden bid’atları elememiz içindir.
Demek ki İslam cehaletle, cahillikle, bilgisizlikle, ilimsizlikle mücadele etmiş bir dindir. Peygamberimiz, zamanında dini eğitime, okuma yazmaya çok önem vermiştir. Pek çok savaşta; ama bilhassa Bedir Savaşında,10 Müslüman’a okuma yazma öğreten her esir serbest bırakılmıştır. O, İslamiyet’e karşı savaşan İslam düşmanı bile olsa, okuma yazma öğrettiği için serbest bırakmıştır.
Bu ne zamana kadar sürmüştür? … Ashab’dan ve Sahabi’den sonra sayıları gittikçe artan İslam Alimleri, ilimlerini aktaracak öğrenciler yetiştirmeye çalışırken, maalesef bağnazca düşünen bir takım toplumlar ya da insanlar tarafından hunharca öldürülmüş, ilimleri katledilmiş, öğrencileri yok edilmiş, medreseleri dağıtılmış; dolayısıyla İslam Alimleri üzerinde kara bir bulut uzun yıllar kendini göstermiştir. Böylece Müslüman’lar sahibi oldukları bilgilerinm çoğunu yitirmişlerdir. Ne yazık ki neticede bugün ayıklamak zorunda olduğunuz bid’atlarla, o dönemden bu döneme kadar gelinmiştir.
Ancak bir müddet sonra alimlerimizin çalışmaları batının alimlerini desteklendiğini görülünce, tekrar alimlerimiz baştacı edilmeye başlanmıtır. Aslında o büyük alimlerimiz sayıca bugün çok olsaydı ya da onların ilimlerini çoğunu gerçek halleriyle bugün temin edilebilseydik; belki bugün ateist dediğimiz, inançsız (dinsiz) dediğimiz ya da teşevvüş (inanç olarak boşlukta) durumunda olan insanların bulunması çok fazla sayıda olmazdı. İslam tarihi yine en parlak dönemini yaşardı bile diyebiliriz.
Bir Hadis-i Şerif'te bahseldiği gibi; eğer toplum olarak kişiler kötüye giderse, Hakk Teala alimleri ilimleri ile birlikte kabzediyor. Yine de O’nun bağışlayıcı, affedici yönünün tecellisi ile, İslam Alimlerimin az da olsa bazı kitapları, net olarak, bozulmadan hala mevcuttur. Bugüne kadar onlardan parlayan ışıklarla insanlar İslam’ı gereğince yerine getirmeye çalışmaktadırlar
hem mecazi anlamda hem de işaret sayılacak renk olarak iki zıt rengin birleşimi ile meydana geldiğinden orta renk ya da tarafsız renk demek lazım.
...
Gri.., çünkü gri siyah ile beyazın karışımıdır; başka bir anlatımla, iki zıt rengin sentezidir, birleşimidir; ne salt biridir, ne de salt diğeri..
Renk olarak ne siyaha ne de beyaza karşı bir önyargımız, kastımız, tavrımız var.. O renklerin zihniyet dünyamızdaki karşılıklarına karşı bir tavır alışımız söz konusu sadece.. Olaylara, insanlara, nesnelere, tabiata, dünyaya, evrene.. kısacası her şeye “ya siyahtır, ya da beyazdır” şeklindeki yaklaşıma ve mantığa karşıdır tavrımız.
“Ya siyah ya da beyaz” şeklindeki indirgemeci yaklaşımın tersine, hem siyahı, hem beyazı, hem de bu ikisinin karışımı olan “gri”yi ve “gri” nezdinde bütün renkleri kapsayan bir “bakış” olsun istiyoruz.. Biliyoruz ki, hayat iki renkten ibaret değildir; ki üstelik ne siyahın ne de beyazın tonları vardır.
...
Gri Dergi
gridergi.8k.com
Mulholland Drive filmi ile Davıd Lych 'Alice Harıkalar Ülkesinde (Alice in Wonderland) eserine gönderme yapar. Farklı açılardan konuyu ele almasıyla Lewis Carroll kitabını Velazquez'ın Las Meninas resmi olarak alırsak Lynch sinemanın Picasso'u olduğu bu filmde çok daha net anlaşılır.
arkasına saklandığımız bir kimlik
sen ağlama dayanamam desek şarkıya ters düşmüş oluruz
Zihin arı,
kitap çiçek,
dış dünya kovan.
Cemil Meriç
'50 First Dates' yeni izledim baya tatli film
Yine benzer konulu olan ama farkli boyutlarda islenen ''Memento''yu da kesin izleyin.
Exorcist: The Beginning adında yenisi yapılıyormuş
bende yok micheal yandan kaykıl :)
İlim Çin’de de olsa isteyiniz. Çünkü ilmi istemek her Müslüman’a farzdır. Melekler ilim isteyene, onun isteklerinden memnun oldukları cihetle, kanatlarını gererler.
Kaynak: Enes bin Malik
______________________________
Allah’ın İlmi, Hz. Adem’e Allah(c.c.) tarafından bizzat bildiriliyor ve ondan sonra gelen Hakk Peygamberler bu ilmi taşıyor. Ta ki Peygamber Efendimiz’e gelene kadar... Bu Hakk Peygamberler bu ilmi kavimlerine bildiriyorlar ama çoğu zaman kavimler yani topluluklar nefsine yenik düşerek bu ilmi öldürmeye ya da ortadan kaldırmaya veya en kötüsü bozmaya çalışıyorlar. Ama Hakk tarafından Peygamberler vasıtasıyle gelen gerçek ilim eksiksiz ve bid’atsız olarak Peygamberimiz’e kadar geliyor.
Peygamberimiz hepinizin malumları olduğu üzere ümmidir (okuma ve yazması yoktur) . İlk gelen Ayet-i Kerime vechile (İkre bismi Rabbike) okuması istenmiştir. Şunu anlıyoruz ki İslam ilime oldukça önem veren bir dindir ve cehaletle uzun yıllar şavaşmıştır.
İslam, aynı zamanda bir nakil dinidir. Bu zamana gelene kadar birtakım İslam Alimlerinden nakledilmiştir. İslam Alimleri Sahabe’den ve Ashab’dan, onlar Peygamberimiz’den, Peygamber Efendimiz Cebrail A.S.’dan, Cebrail A.S. da Hakk Teala’dan bu dini nakletmişir.
Hakk Teala -> Cebrail A.S. -> Hz. Muhammed (S.A.V.) -> Ashab-ı Kiram, Sahabe -> İslam Alimleri -> Avam-ı Nas
Bu dinin bir özelliği de; insan aklının, insan şuurunun eremeyeceği bir kanaldan gelmiş olmasıdır. Her ne kadar yıllardır “Öğrendiğimiz her bilgiyi akıl süzgecinden geçirin” deniliyorsa da; İslam’ın akıl süzgecine konulması mümkün değildir. Bid’atsız olarak İslam, aklın alamayacağı geniş bir ilime, geniş bir bilgiye sahiptir. Akıl süzgecinden geçirin denilen, gerçek İslam içerisinden bid’atları elememiz içindir.
Demek ki İslam cehaletle, cahillikle, bilgisizlikle, ilimsizlikle mücadele etmiş bir dindir. Peygamberimiz, zamanında dini eğitime, okuma yazmaya çok önem vermiştir. Pek çok savaşta; ama bilhassa Bedir Savaşında,10 Müslüman’a okuma yazma öğreten her esir serbest bırakılmıştır. O, İslamiyet’e karşı savaşan İslam düşmanı bile olsa, okuma yazma öğrettiği için serbest bırakmıştır.
Bu ne zamana kadar sürmüştür? … Ashab’dan ve Sahabi’den sonra sayıları gittikçe artan İslam Alimleri, ilimlerini aktaracak öğrenciler yetiştirmeye çalışırken, maalesef bağnazca düşünen bir takım toplumlar ya da insanlar tarafından hunharca öldürülmüş, ilimleri katledilmiş, öğrencileri yok edilmiş, medreseleri dağıtılmış; dolayısıyla İslam Alimleri üzerinde kara bir bulut uzun yıllar kendini göstermiştir. Böylece Müslüman’lar sahibi oldukları bilgilerinm çoğunu yitirmişlerdir. Ne yazık ki neticede bugün ayıklamak zorunda olduğunuz bid’atlarla, o dönemden bu döneme kadar gelinmiştir.
Ancak bir müddet sonra alimlerimizin çalışmaları batının alimlerini desteklendiğini görülünce, tekrar alimlerimiz baştacı edilmeye başlanmıtır. Aslında o büyük alimlerimiz sayıca bugün çok olsaydı ya da onların ilimlerini çoğunu gerçek halleriyle bugün temin edilebilseydik; belki bugün ateist dediğimiz, inançsız (dinsiz) dediğimiz ya da teşevvüş (inanç olarak boşlukta) durumunda olan insanların bulunması çok fazla sayıda olmazdı. İslam tarihi yine en parlak dönemini yaşardı bile diyebiliriz.
Bir Hadis-i Şerif'te bahseldiği gibi; eğer toplum olarak kişiler kötüye giderse, Hakk Teala alimleri ilimleri ile birlikte kabzediyor. Yine de O’nun bağışlayıcı, affedici yönünün tecellisi ile, İslam Alimlerimin az da olsa bazı kitapları, net olarak, bozulmadan hala mevcuttur. Bugüne kadar onlardan parlayan ışıklarla insanlar İslam’ı gereğince yerine getirmeye çalışmaktadırlar