Yıldızlar dökülürken siyahın kucağına, Şehir susar, çekilir kendi kabuğuna. Bir fısıltı yükselir eski hatıralardan, Sanki bir dost seslenir o uzak kıyılardan. Ne hüzün kalır ne keder, hepsi geceye emanet, Karanlığın kalbinde saklıdır asıl selamet. Uykunun eşiğinde, düşlerin tam ortasında, Yıka ruhunu ayın o gümüşümsü tasında. Yarın başka bir güneş, başka bir nefes demek, Şimdi sadece durmak, sadece dinlenmek... ÉN SALUT
eskiden misafirliğe gidince ev sahibi ilk iş olarak terlik getirirdi. oysa şimdilerde evvela Wi Fi şifresi veriliyor.. artık terlik olmasa bile kimsenin umurunda değildir de ama o evde Wi Fi yoksa, misafirlik bitene kadar, özellikle Z kuşağı için ruhlar mengeneye mahkum :))
kendimizi olduğunuz gibi ve rahat duygularla ifade edebildiğimiz, farklı olmaya ( görülmeye) ihtiyaç duyulmayan o kişi. "burada güvendeyim" hissinin verdiği huzurdan maâde kalabalıkları es geçip, sadece o kişinin gözünde "tam olarak" kim olduğumuzun anlaşılması. aidiyet , irademiz dışında bir boyun eğme değil , aksine, en sevinçli ve en üzgün halimizi o kişiye korkmadan açabilme rahatlığıdır. aslında varya ‘’ aidiyet , her yere gidebilme gücüne sahipken, kalmayı tercih ettiğin yer(kişi) dir"
Herkesin hayranlıkla izlediği bir manzara gibidir ama içinde ne fırtınalar kopuyor kimseler bilmez. Gurur , estetik ve hüzün bir aradadır sanki Hem hayranlık uyandıracak kadar dik ve mağrur, hem de bir o kadar terk edilmişliği hissediyor gibi. Üstelik zamana direnerek, galata kulesi ile kavuşmayı sabırla bekleyerek
Çay - Çekirdek - Battaniye - Netflix :))
Yıldızlar dökülürken siyahın kucağına,
Şehir susar, çekilir kendi kabuğuna.
Bir fısıltı yükselir eski hatıralardan,
Sanki bir dost seslenir o uzak kıyılardan.
Ne hüzün kalır ne keder, hepsi geceye emanet,
Karanlığın kalbinde saklıdır asıl selamet.
Uykunun eşiğinde, düşlerin tam ortasında,
Yıka ruhunu ayın o gümüşümsü tasında.
Yarın başka bir güneş, başka bir nefes demek,
Şimdi sadece durmak, sadece dinlenmek...
ÉN SALUT
eskiden misafirliğe gidince ev sahibi ilk iş olarak terlik getirirdi.
oysa şimdilerde evvela Wi Fi şifresi veriliyor..
artık terlik olmasa bile kimsenin umurunda değildir de ama o evde Wi Fi yoksa,
misafirlik bitene kadar, özellikle Z kuşağı için ruhlar mengeneye mahkum :))
-Gidelim mi Olric ?
-Gidelim efendimiz.
-Nereye ?
- Gidilecek bir yerimiz olduğundan değil efendimiz,
sadece burada daha fazla kalamadığımızdan…
robot muyum neyim..
her defasında mantığı seçiyorum,
gönül yerine…
Akıllı insanların duygusuz oluşu,
Duygulu insanların etkisiz oluşu,
Etkili insanların akılsız oluşu..
-Konfüçyüs-
kendimizi olduğunuz gibi ve rahat duygularla ifade edebildiğimiz,
farklı olmaya ( görülmeye) ihtiyaç duyulmayan o kişi.
"burada güvendeyim" hissinin verdiği huzurdan maâde kalabalıkları es geçip,
sadece o kişinin gözünde "tam olarak" kim olduğumuzun anlaşılması.
aidiyet , irademiz dışında bir boyun eğme değil ,
aksine, en sevinçli ve en üzgün halimizi o kişiye korkmadan açabilme rahatlığıdır.
aslında varya ‘’ aidiyet , her yere gidebilme gücüne sahipken, kalmayı tercih ettiğin yer(kişi) dir"
yoo ben balık tutamadım değil, derede balık yoktu :)
Herkesin hayranlıkla izlediği bir manzara gibidir
ama içinde ne fırtınalar kopuyor kimseler bilmez.
Gurur , estetik ve hüzün bir aradadır sanki
Hem hayranlık uyandıracak kadar dik ve mağrur,
hem de bir o kadar terk edilmişliği hissediyor gibi.
Üstelik zamana direnerek, galata kulesi ile kavuşmayı sabırla bekleyerek