Sanatçı bozuntularından tutunda, tükürdüğünü yalayan aydınlar güruhuna kadar aleyhlerine ne kadar aşağılacı şey varsa hepsinin altına imza atarım... Sebebine gelince bu abdesti alırken tutamayan mahlukatın ne olduğunu biz hep söyledik... Benim anlamadığım sorumluluk makamındaki eş başkanların medeniyet projesinden tutunda analar ağlamasına, ne istedilerse yapanların ya yine yanılıyor olmaları durumudur... Mal Allah'ın kul Allahın... Deyip geçilebilir tabii... BOP da yanıldılar ölen öldüğüyle kaldı... Arabın kanı BOP a feda... Analar ağlamasın diye de bütün Doğu ve Güney Doğu da sokak sokak herkesin anası bir yana anasından emdiği süt burnundan geldi... Derken hizmet hareketi yedi düvel beş iklimin yapamadığını yaptı ve meclisi bombaladı... Devleti şirket gibi yönetirsen namusun ve şerefin üzerine o meclisi koruyacaklarına yemin edenlerin namus ve şerefleri o meclisin halinden okunur... Kandırılmak neye mazeret olabilir ki...? O melun yapının uzantıları genel kurmay karargahından hükümet marifetiyle ele geçirdikleri psikolojik savaş doktrini ile millete her gün kan ağlatıyorlar... Hadi çöz çöze bilirsen... Sağlık Bakanı hastanelerin ücretsiz olduğunu söylüyor acil hastaya uzman doktor göstermeyen hastane tahsilatcısı hastaya küfrediyor, üstelik parasını aldığı halde peki doktor? Yok? Eğitim bedava ama öğretmenin kaynak kitab ihtiyacı bitmiyor... Ülke kırtasiye dükkanı açmada rekor kıracak... Peki neden oluyor bunlar... Ülkeyi yönetenlerle uygulamayı gerçekleştirenler arasındaki bu ucurumun kaynağı ne? Basiretsizlik... Her fırsatta vatandaşına çemkiren bürokratik elit... Ve bundan nemalanan siyaset... Peki getirilen düzenleme bunu engelliyor mu... Evet... Bir gün herkes iktidardan yana olacak... Ha A ha C partisi farketmez... İktidardan yanaysanız her derde deva çözümler sizi bekliyor... Ama Hakikat ve Adaletten vazgeçeceksiniz... Hakikat ve Adalet ne dir? Namusu ve şerefi üzerine yemin edenler bırakın Amerika'yı İstanbul kadar nüfusu olmayan bir ülkeden kendilerini bu hale düşürenleri alamadılar hatta bu İstanbul nüfuslu ülke hem akdeniz de Kıbrıs istiyor ve alıyor, Ege Denizi'ni istiyor ve alıyor her derde deva referandumun gündeminde misakı milli yok... Hakikat bu... Adlet, güçlü ne isterse o.... Allah Hak tır... Bunu en iyi bilmesi gerekenler ülkeyi yönetenlerdir... Bu ülke O hakikat üzerine kurulmuştur...
Yalan olmayan bir şeyin kurgusudur... Tercih yalan veya hakikatler arasında seçim yapmaktır. Neyi tercih ederseniz onu yaşarsınız... İnsan yenilgiden ibaretse hiç hakikatin yanında saf tutmamış demektir. Oysa insanı insan kılan şey hakikate yaklaştığı ölçüde insandır... Yetim bir çocuğun başındaki bit, onu o halde bırakandan daha çok insandır çocuğun yalnızlığını paylaşması açısından... Bilmukabele...
'Kör Allah a nasıl bakarsa Allah da köre öyle bakar' der bir kadim atasözü... 21 yy yıl insanı azgın ve nankör, üstelik nankör oluşuna da şahit... İnsanın önce dili duaya layık olacak... Sonra utanma diye bir damarı var mı araştırılacak. Olur mu olur...
Mahkeme kararı öyle demiyor... Bizi ülkeyi teröristlere 'ne istediniz de yapmadık' başlığı altında teslim edenler algımızı bozmuş olabilir... Bir gecede hürriyetlerimizi hasır altı edenler kandırılmış olabilirler ama ben vatandaşlık görevimi yapıyorum diye tanık olarak gittiğim mahkemeden sanık olarak çıkıyorsam mahkemenin kararını doğruluğunu savunanlara hiç iyi gözle bakmam...
'Belki sabırsızlığındandır yıldızın, Karanlığın sonunu getirme çabasından. Bu amansız didişmeden yorgun düşüp zamana, Çöküp içine açılmak başka bir karanlığa... '
Basın ve mizah arasında bir tercih yapıyor olsaydım mizahı tercih ederdim... Zira ülkemin mizah anlayışı haberciliğinden daha edebi ve daha kalıcı hatta sanatsal... Ülkede üç beş namuslu aydından bahsediyorsak onlarda ya şehid edildiler ya da dediğiniz gibi kalemleri kırıldı... Ama zaten onların makam ve köşe dertleri hiç olmadığı için kitapları ve makaleleri onları ilelebet yaşatıyor... Mesele kendini nasıl gördüğün meselesidir... İki Kürt Türk olmaya karar verir gider birine sorarlar biz nasıl Türk olacağız diye. Adam da başından savmak için ağrı dağının zirvesine çıkıp üç kere ben Türküm diye bağıracaksınız diye salık verir... İki arkadaş gecesini gündüzüne katar tırmanırlar tam zirveye çıkacaklarken boyları yetişmez... Keko, Maho ya eğil sırtına basayımda ben çıkıp Türk olayım der... Maho, sonra beni unutma diye tembihler... Keko Maho nun sırtına basar ve zirveye çıkar. Üç defa da ben Türküm diye bağırır... Maho, alttan zıplayıp Kekonun ayağını yakalar ve bağırır 'Keko, Keko çek beni yukarı ben de Türk olayım. Keko, Mahoyu tekmeleyerek 'git Allah'ın Kürdü Türk olacakmış...
Gırgır kapatılması sıradan bir mizah olayı değildir... Muhalefetin olmadığı ülkelerde mizah can simididir. İktidar için toplumsal muhalefeti yumuşatır, muhalefet için kurumsal bir hafıza bırakır... Tekkelerde ve adına medrese dedikleri dergahlarda saç sakal satan dünya kadar yobaz dururken namaz kıldırdığı camii de bitlerin insanların kıblesini değiştirmesine engel olamayan hocaların varlığı dururken mizah dergisi kapatmak kör göze parmak sokmaktır... İnsaf lütfen biraz insaf..
Ne demiştim 'mizah her şeyi en güzel biçimde izah eder' diye... Nasrettin hoca, bektaşi gibi dillere destan nice mizahcıların topraklarında tabii ki güzel hiç bir şey bırakmayacaklar... Islam alemindeki bu kadar terörist yüzünden Kur'an ı yasaklamaya çalışmak nasıl abesle iştigal etmekse, yayımcının karikatürle ilgili açıklanması derginin kapatılmaması için yeter de artar bir sebeptir... Dini kişisel hırslarına alet edenlerin sonu bence de yerinde bir karardır... Cezası da kişisel olmalıdır. Mesela islami cemaat diye terörist bir yapıya inanan ikdidar yüzünden ülke kapatmak hiç adil bir ceza olurmuydu?
Sanatçı bozuntularından tutunda, tükürdüğünü yalayan aydınlar güruhuna kadar aleyhlerine ne kadar aşağılacı şey varsa hepsinin altına imza atarım... Sebebine gelince bu abdesti alırken tutamayan mahlukatın ne olduğunu biz hep söyledik... Benim anlamadığım sorumluluk makamındaki eş başkanların medeniyet projesinden tutunda analar ağlamasına, ne istedilerse yapanların ya yine yanılıyor olmaları durumudur...
Mal Allah'ın kul Allahın... Deyip geçilebilir tabii... BOP da yanıldılar ölen öldüğüyle kaldı... Arabın kanı BOP a feda... Analar ağlamasın diye de bütün Doğu ve Güney Doğu da sokak sokak herkesin anası bir yana anasından emdiği süt burnundan geldi... Derken hizmet hareketi yedi düvel beş iklimin yapamadığını yaptı ve meclisi bombaladı... Devleti şirket gibi yönetirsen namusun ve şerefin üzerine o meclisi koruyacaklarına yemin edenlerin namus ve şerefleri o meclisin halinden okunur... Kandırılmak neye mazeret olabilir ki...? O melun yapının uzantıları genel kurmay karargahından hükümet marifetiyle ele geçirdikleri psikolojik savaş doktrini ile millete her gün kan ağlatıyorlar... Hadi çöz çöze bilirsen... Sağlık Bakanı hastanelerin ücretsiz olduğunu söylüyor acil hastaya uzman doktor göstermeyen hastane tahsilatcısı hastaya küfrediyor, üstelik parasını aldığı halde peki doktor? Yok? Eğitim bedava ama öğretmenin kaynak kitab ihtiyacı bitmiyor... Ülke kırtasiye dükkanı açmada rekor kıracak... Peki neden oluyor bunlar... Ülkeyi yönetenlerle uygulamayı gerçekleştirenler arasındaki bu ucurumun kaynağı ne? Basiretsizlik... Her fırsatta vatandaşına çemkiren bürokratik elit... Ve bundan nemalanan siyaset... Peki getirilen düzenleme bunu engelliyor mu... Evet... Bir gün herkes iktidardan yana olacak... Ha A ha C partisi farketmez... İktidardan yanaysanız her derde deva çözümler sizi bekliyor... Ama Hakikat ve Adaletten vazgeçeceksiniz... Hakikat ve Adalet ne dir? Namusu ve şerefi üzerine yemin edenler bırakın Amerika'yı İstanbul kadar nüfusu olmayan bir ülkeden kendilerini bu hale düşürenleri alamadılar hatta bu İstanbul nüfuslu ülke hem akdeniz de Kıbrıs istiyor ve alıyor, Ege Denizi'ni istiyor ve alıyor her derde deva referandumun gündeminde misakı milli yok... Hakikat bu... Adlet, güçlü ne isterse o.... Allah Hak tır... Bunu en iyi bilmesi gerekenler ülkeyi yönetenlerdir... Bu ülke O hakikat üzerine kurulmuştur...
Yalan olmayan bir şeyin kurgusudur... Tercih yalan veya hakikatler arasında seçim yapmaktır. Neyi tercih ederseniz onu yaşarsınız... İnsan yenilgiden ibaretse hiç hakikatin yanında saf tutmamış demektir. Oysa insanı insan kılan şey hakikate yaklaştığı ölçüde insandır... Yetim bir çocuğun başındaki bit, onu o halde bırakandan daha çok insandır çocuğun yalnızlığını paylaşması açısından... Bilmukabele...
Dedim ya insanlar tercihlerinden ibarettir diye...
'Kör Allah a nasıl bakarsa Allah da köre öyle bakar' der bir kadim atasözü... 21 yy yıl insanı azgın ve nankör, üstelik nankör oluşuna da şahit... İnsanın önce dili duaya layık olacak... Sonra utanma diye bir damarı var mı araştırılacak. Olur mu olur...
Mahkeme kararı öyle demiyor... Bizi ülkeyi teröristlere 'ne istediniz de yapmadık' başlığı altında teslim edenler algımızı bozmuş olabilir... Bir gecede hürriyetlerimizi hasır altı edenler kandırılmış olabilirler ama ben vatandaşlık görevimi yapıyorum diye tanık olarak gittiğim mahkemeden sanık olarak çıkıyorsam mahkemenin kararını doğruluğunu savunanlara hiç iyi gözle bakmam...
'Mizah her şeyi güzel izah eder' demiştim... Bilmukabele...
'Belki sabırsızlığındandır yıldızın,
Karanlığın sonunu getirme çabasından.
Bu amansız didişmeden yorgun düşüp zamana,
Çöküp içine açılmak başka bir karanlığa... '
Basın ve mizah arasında bir tercih yapıyor olsaydım mizahı tercih ederdim... Zira ülkemin mizah anlayışı haberciliğinden daha edebi ve daha kalıcı hatta sanatsal... Ülkede üç beş namuslu aydından bahsediyorsak onlarda ya şehid edildiler ya da dediğiniz gibi kalemleri kırıldı... Ama zaten onların makam ve köşe dertleri hiç olmadığı için kitapları ve makaleleri onları ilelebet yaşatıyor... Mesele kendini nasıl gördüğün meselesidir...
İki Kürt Türk olmaya karar verir gider birine sorarlar biz nasıl Türk olacağız diye. Adam da başından savmak için ağrı dağının zirvesine çıkıp üç kere ben Türküm diye bağıracaksınız diye salık verir... İki arkadaş gecesini gündüzüne katar tırmanırlar tam zirveye çıkacaklarken boyları yetişmez...
Keko, Maho ya eğil sırtına basayımda ben çıkıp Türk olayım der...
Maho, sonra beni unutma diye tembihler... Keko Maho nun sırtına basar ve zirveye çıkar.
Üç defa da ben Türküm diye bağırır...
Maho, alttan zıplayıp Kekonun ayağını yakalar ve bağırır 'Keko, Keko çek beni yukarı ben de Türk olayım.
Keko, Mahoyu tekmeleyerek 'git Allah'ın Kürdü Türk olacakmış...
Gırgır kapatılması sıradan bir mizah olayı değildir... Muhalefetin olmadığı ülkelerde mizah can simididir. İktidar için toplumsal muhalefeti yumuşatır, muhalefet için kurumsal bir hafıza bırakır... Tekkelerde ve adına medrese dedikleri dergahlarda saç sakal satan dünya kadar yobaz dururken namaz kıldırdığı camii de bitlerin insanların kıblesini değiştirmesine engel olamayan hocaların varlığı dururken mizah dergisi kapatmak kör göze parmak sokmaktır... İnsaf lütfen biraz insaf..
Ne demiştim 'mizah her şeyi en güzel biçimde izah eder' diye... Nasrettin hoca, bektaşi gibi dillere destan nice mizahcıların topraklarında tabii ki güzel hiç bir şey bırakmayacaklar... Islam alemindeki bu kadar terörist yüzünden Kur'an ı yasaklamaya çalışmak nasıl abesle iştigal etmekse, yayımcının karikatürle ilgili açıklanması derginin kapatılmaması için yeter de artar bir sebeptir... Dini kişisel hırslarına alet edenlerin sonu bence de yerinde bir karardır... Cezası da kişisel olmalıdır. Mesela islami cemaat diye terörist bir yapıya inanan ikdidar yüzünden ülke kapatmak hiç adil bir ceza olurmuydu?