dünya, sayfaları henüz çevrilmemiş devasa bir ansiklopedi. kimimiz kendi hikayemizin peşine düşüp en tutkulu bölümleri seçiyoruz, kimimiz daha sessiz satırlarda huzuru arıyoruz. herkesin aynı sayfaları ezberlemek zorunda olmadığı bu evrende, kendi bölümünü yazanların cesareti, hayatın en büyük hakikati.
okula göndermede güven sorunu yaşayan da aile, okula gönderdiği o ,, sorun yaratan" çocuğun ailesi de yine aile...
taraflar farklı gibi ancak aslında iki ucu aynı yere çıkan koca bir düğüm bu. ortak olan sadece insan olmak ise o insaniyetin içinde nasıl bu kadar farklılaştık, nasıl bu kadar dağıldık...
ilgili Bakanlıkların artık kağıt üzerindeki önlemlerden sıyrılıp, aile birliğine, psikoloji ve sosyoloji alanına gerçek ve derin bir neşter vurmaları şart. bu durum sadece bir asayiş meselesi değil, ciddi bir mesai, ciddi bir önlem ve insanı temelinden ele alan bir çalışma gerektirir.
?,, lanetliyorum" kelimesinden, o ruhu çekilmiş hazır duygu kalıplarından gerçekten nefret ettim.... ki benim nefret ettiğim minimalizedir. bu kadar soğuk, anlamlıymış gibi gözüken ama koca bir anlamsızlık statüsünde duran o hazır kalıp kelimeyi duymak istemedim hiç.
ve şiddetin kötülüğünü anlatırken yine o şiddet temalı görselleri paylaşmak... yarayı yine şiddetin o hırpalayıcı diliyle iyileştirmeye çalışmak ne kadar büyük bir yanılgı ki kanımca...
, aile" olma, ,,insan" olma ortaklığımızın yıkılmasını istemiyorum.
bir sokak lambası kadar yorgunum bu gece adın, sessizliğimin içinde dönüp duruyor. ellerim ceplerimde, şehir susmuş yine, bir tek rüzgâr var senin sesinde esiyor.
dünya, sayfaları henüz çevrilmemiş devasa bir ansiklopedi. kimimiz kendi hikayemizin peşine düşüp en tutkulu bölümleri seçiyoruz, kimimiz daha sessiz satırlarda huzuru arıyoruz. herkesin aynı sayfaları ezberlemek zorunda olmadığı bu evrende, kendi bölümünü yazanların cesareti, hayatın en büyük hakikati.
okula göndermede güven sorunu yaşayan da aile, okula gönderdiği o ,, sorun yaratan" çocuğun ailesi de yine aile...
taraflar farklı gibi ancak aslında iki ucu aynı yere çıkan koca bir düğüm bu. ortak olan sadece insan olmak ise o insaniyetin içinde nasıl bu kadar farklılaştık, nasıl bu kadar dağıldık...
ilgili Bakanlıkların artık kağıt üzerindeki önlemlerden sıyrılıp, aile birliğine, psikoloji ve sosyoloji alanına gerçek ve derin bir neşter vurmaları şart. bu durum sadece bir asayiş meselesi değil, ciddi bir mesai, ciddi bir önlem ve insanı temelinden ele alan bir çalışma gerektirir.
?,, lanetliyorum" kelimesinden, o ruhu çekilmiş hazır duygu kalıplarından gerçekten nefret ettim.... ki benim nefret ettiğim minimalizedir. bu kadar soğuk, anlamlıymış gibi gözüken ama koca bir anlamsızlık statüsünde duran o hazır kalıp kelimeyi duymak istemedim hiç.
ve şiddetin kötülüğünü anlatırken yine o şiddet temalı görselleri paylaşmak... yarayı yine şiddetin o hırpalayıcı diliyle iyileştirmeye çalışmak ne kadar büyük bir yanılgı ki kanımca...
, aile" olma, ,,insan" olma ortaklığımızın yıkılmasını istemiyorum.
bazı ruhlar bu yolu seçer çünkü:
,, yüzeysel yaşayarak derin kitap yazılmaz..."
evden birinin eksilmesiyle kalanlar, yeniden birbirine tutunmayı öğrenir
vücudun çığlıkları, ruhun mesajlarıdır
Allah’ım beni hakkım olan yerle hizala.
kadın olmak...
İsviçre çakısı gibi gerektiğinde her şeye dönüşebilen
hem savaşçı, hem zarafetin mayası, insanlığın sanat eseri gibi
hayatının bir döneminde rastladığın çapanın ağırlığı ile yavaşladığını zannederken halbuki bazen sadece fırtınada savrulmaman için orada olur.
Ölüm bile o an o bağın heybetinden bir adım geri çekilmek zorunda kaldı.
bir sokak lambası kadar yorgunum bu gece
adın, sessizliğimin içinde dönüp duruyor.
ellerim ceplerimde, şehir susmuş yine,
bir tek rüzgâr var senin sesinde esiyor.