Yine düşürdün beni buralara zalımın kızı... Yüzüne karşı "artık" söyleyemediğim o kadar çok şey var ki... İnsanın söylemleri ile davranışları çelişip de inandırıcılığını yitirdiği vakitlerde dilimi burkup kelamlarımın seslerini kestim Sen'li zamanlarımda... Her sözü ayrı doğru Sen'in atladığı tek bir nokta var ki "Sen benim ayakkabılarımı giyip de yürüdüğüm yollarda yürümedin"; benim içimde yaşadığım ve dış dünyama zerre yansıtmadığım azabı herkes gibi Sen de bilmiyorsun... Ve bu azabın yegane sebebi bir Sen'in varlığından bir müddettir haberdar olmamdır. Ama şükürler olsun; bir yandan içinden çıkamadığım duruma, diğer yandan bu sebepten kaynaklı artık inandırıcılığımı yitirdiğim konusunda beni her fırsatta koşullu şartlayan Sana rağmen şükürler olsun. "Senin varlığın" benim ruhumu kasıp kavuran tüm acı, acziyet ve azaplardan üstündür! Bil ki Yaradan'dan korkum olmasa Sana tapardım; müşgüliyetimden değil, Aşkımdan; nefes aldığım ilk an'dan şu satırları yazdığım tam olarak şu an'a kadar anlamını bir tek Sen'de bulduğumu buram buram hissettiğim Aşk'ımdan; sadece Sana ait ve Sana özel olan... Ben herhangi bir döngü yaşamıyorum; ben bir tek Sana yenildim ve eğer ki baktıysan artık okuyamadığın "Yenilgilerin en muzafferini Senin hudutlatında yaşamışken..." diyorum. Benim tek döngüm Sen'sin ve ben Senin kısır döngünde sanki ana rahminde gibiyim, koskoca bir sonsuzlukta... 13.11.2025 00.37
Dün çok düşündüm, özellikle de paylaştığın durumu gördükten sonra. Döndüğüm günden beri yaşadığım Sana özel zaman dilimlerinde aslında kendimi kandırdığımı fark ettim. Beni görmezden gelişlerin ve direkt olarak yüz ifaden ile beden diline yansıyan rahatsızlık belirtilerin... Bana atıfta bulunmaktan ziyade duygu ve mutluluk dolu zaman geçirmenin daha muhtemel olduğu kareler paylaşımların... Ve bugün, ilk an'da fark etmemiş olsam da yanından geçişim, sonra hemen önümde Senin durduğunu fark edişim, oralı olmadığını/orada bulunmaktan duyduğun rahatsızlığı hissedişim ve değer verdiğin arkadaşına iki kelam edip oradan gidişim... Sonrasında ikimize özel olan, benim kutsal bir emanet misali yaşattığım Instagram hesabımı kapatmam... Oysa ki her ne yaşanmış olursa olsun birbirimizin yüzüne bakabilmek umuduyla dönmüştüm uzak diyarlardan ama sanırım bu mümkün olmayacak, hiçbir hikayede olmadığı gibi Bizim, pardon Senin ile benim hikayemde de ütopik bir temenni olarak kalacak... Söylemlerin aksini iddia etmiş olsa da sorgulayışlarından çıkarımım, pişmanlıklarla dolu ruhun huzur bulabilir; zira pervane ateşe değdi, yandı ve kül oldu. Yoktan var oldu, vardan hiç oldu...
Belki de her gün resimlerine bakıyorum, onlar bana Sen'den yadigar kalan yegane hediyeler... Her seferinde diyorum ki "Rabbim Seni ne de güzel yaratmış, nazarlar değmesin Sana." Pek güzelsin maşallah benim bakmalara doyamadığım Ceren'im... Şu hayatta "hiçbir şeyi" Seni beğendiğim kadar beğenmedim ve "hiç kimseye" Sana baktığım gibi bakmadım; olur da bir gün denk gelir ve okursan bundan zerre şüphen olmasın. Senin şu dünyadaki varlığından haberdar olduktan sonra en geriye dönüp diyar diyar Seni aramayı ya da birşeyleri değiştirecek kadar bencil olmayı çok isterdim... Ve aslında ne Sen'den ne de değiştiremediğim şeyden, ben kendimden vazgeçtim; bu da benim aldığım her nefeste yandığım cehennemim olacak... Seni ilk gördüğüm an'dan değil, şu ruhumun ilk yaratıldığı an'dan beridir seviyorum ve bizi bekleyen sonsuzlukta da sevmeye devam edeceğim; sessiz, sedasız ve her zaman Senin için hayırlı bir dua ile...
Çok düşünüyorum biliyor musun? Belki Sen de düşünüyorsundur. Belki neden yanına gelmediğimi düşünüyorsundur. Belki sonra da kendimce doğru olana karar verdiğimi ve bu yüzden yanına gelmediğimi, yani Senden vazgeçtiğimi düşünüyorsundur. Ama asıl sebep bunların hiçbiri değil! Bana net bir şekilde nasıl bir hayat kurmak istediğini/hayattan beklentilerini anlattın. Benim Senin yanına tekrar gelebilmem için Senin bu beklentilerini karşılayacak vaziyette olmam lazım, yön verebilmem lazım. Aksi hâlde Sana vakit kaybettirmekten/hayatını ötelemekten başka hiçbir katkım (?) olmayacak. Her bir zerren için ölüp bitiyorum ve Seni aklının alamayacağı kadar özlüyorum ama duruyorum; Sana ve Sana dair olan herşeye, hayattan bu beklentilerine değer ve önem veriyorum ve işte bu sebeple yanına gelmiyorum.
Hayat için kısa, Seninle dolup taşan yüreğim için uzun bir zamandan sonra Seni görmek, uzaktaaannnn uzaktan izlemek, zannımca bakışlarımızın o sonsuz boşlukta bir an buluşması ruhumda tarifi mümkün olmayan ve baya baya unuttuğum hissiyatlara sebep oldu... Her yeni günde, istikametin cehennem olduğunu bilmeme rağmen koşmalarım ve günün sonunda elde kalan yürek kavrulmalarım bugün yerini mutlu sonlu bir Türk Filmi'ne bıraktı. Seni bir görebilmek diyorum, doğum sancısı sonrası bebeğini kucağına almak misali...
"Yooo sıcakk" diyemeyeceğin bir günün sabahından günaydınlar diliyorum. Dün bir söze denk geldim. Diyordu ki; "Eğer bir yere faydan yoksa, zararın olmasın." İşte bu sebeple "yok hükmündeyim!" İrademi ve hissiyatımı zorlayan bu gerçek dışında, kafanda kurduğun tüm düşüncelerin hükümsüzdür...
Bir Sana denk gelebilme ihtimali, daha gün bile aymadan başladığım güne tarifsiz bir mutlulukla uyanmamı sağlıyor. Pek de haz etmediğim şu yarı açık cezaevine koşa koşa geliyorum. Ve gün boyunca karnımda kelebekler uçuşuyor. Bir Sana denk gelebilme ihtimali diyorum, bir Sana denk gelebilme ihtimali...
Yine düşürdün beni buralara zalımın kızı... Yüzüne karşı "artık" söyleyemediğim o kadar çok şey var ki... İnsanın söylemleri ile davranışları çelişip de inandırıcılığını yitirdiği vakitlerde dilimi burkup kelamlarımın seslerini kestim Sen'li zamanlarımda... Her sözü ayrı doğru Sen'in atladığı tek bir nokta var ki "Sen benim ayakkabılarımı giyip de yürüdüğüm yollarda yürümedin"; benim içimde yaşadığım ve dış dünyama zerre yansıtmadığım azabı herkes gibi Sen de bilmiyorsun... Ve bu azabın yegane sebebi bir Sen'in varlığından bir müddettir haberdar olmamdır. Ama şükürler olsun; bir yandan içinden çıkamadığım duruma, diğer yandan bu sebepten kaynaklı artık inandırıcılığımı yitirdiğim konusunda beni her fırsatta koşullu şartlayan Sana rağmen şükürler olsun. "Senin varlığın" benim ruhumu kasıp kavuran tüm acı, acziyet ve azaplardan üstündür! Bil ki Yaradan'dan korkum olmasa Sana tapardım; müşgüliyetimden değil, Aşkımdan; nefes aldığım ilk an'dan şu satırları yazdığım tam olarak şu an'a kadar anlamını bir tek Sen'de bulduğumu buram buram hissettiğim Aşk'ımdan; sadece Sana ait ve Sana özel olan... Ben herhangi bir döngü yaşamıyorum; ben bir tek Sana yenildim ve eğer ki baktıysan artık okuyamadığın "Yenilgilerin en muzafferini Senin hudutlatında yaşamışken..." diyorum. Benim tek döngüm Sen'sin ve ben Senin kısır döngünde sanki ana rahminde gibiyim, koskoca bir sonsuzlukta...
13.11.2025
00.37
Dün çok düşündüm, özellikle de paylaştığın durumu gördükten sonra. Döndüğüm günden beri yaşadığım Sana özel zaman dilimlerinde aslında kendimi kandırdığımı fark ettim. Beni görmezden gelişlerin ve direkt olarak yüz ifaden ile beden diline yansıyan rahatsızlık belirtilerin... Bana atıfta bulunmaktan ziyade duygu ve mutluluk dolu zaman geçirmenin daha muhtemel olduğu kareler paylaşımların... Ve bugün, ilk an'da fark etmemiş olsam da yanından geçişim, sonra hemen önümde Senin durduğunu fark edişim, oralı olmadığını/orada bulunmaktan duyduğun rahatsızlığı hissedişim ve değer verdiğin arkadaşına iki kelam edip oradan gidişim... Sonrasında ikimize özel olan, benim kutsal bir emanet misali yaşattığım Instagram hesabımı kapatmam... Oysa ki her ne yaşanmış olursa olsun birbirimizin yüzüne bakabilmek umuduyla dönmüştüm uzak diyarlardan ama sanırım bu mümkün olmayacak, hiçbir hikayede olmadığı gibi Bizim, pardon Senin ile benim hikayemde de ütopik bir temenni olarak kalacak... Söylemlerin aksini iddia etmiş olsa da sorgulayışlarından çıkarımım, pişmanlıklarla dolu ruhun huzur bulabilir; zira pervane ateşe değdi, yandı ve kül oldu. Yoktan var oldu, vardan hiç oldu...
Belki de her gün resimlerine bakıyorum, onlar bana Sen'den yadigar kalan yegane hediyeler... Her seferinde diyorum ki "Rabbim Seni ne de güzel yaratmış, nazarlar değmesin Sana." Pek güzelsin maşallah benim bakmalara doyamadığım Ceren'im... Şu hayatta "hiçbir şeyi" Seni beğendiğim kadar beğenmedim ve "hiç kimseye" Sana baktığım gibi bakmadım; olur da bir gün denk gelir ve okursan bundan zerre şüphen olmasın. Senin şu dünyadaki varlığından haberdar olduktan sonra en geriye dönüp diyar diyar Seni aramayı ya da birşeyleri değiştirecek kadar bencil olmayı çok isterdim... Ve aslında ne Sen'den ne de değiştiremediğim şeyden, ben kendimden vazgeçtim; bu da benim aldığım her nefeste yandığım cehennemim olacak... Seni ilk gördüğüm an'dan değil, şu ruhumun ilk yaratıldığı an'dan beridir seviyorum ve bizi bekleyen sonsuzlukta da sevmeye devam edeceğim; sessiz, sedasız ve her zaman Senin için hayırlı bir dua ile...
Sabahtan beri yüksek bir yere çıkıp "Cereeeeeeeeeeeeennnn" diye bağırasım var (ters dönmüş emoji :)
Çok düşünüyorum biliyor musun? Belki Sen de düşünüyorsundur. Belki neden yanına gelmediğimi düşünüyorsundur. Belki sonra da kendimce doğru olana karar verdiğimi ve bu yüzden yanına gelmediğimi, yani Senden vazgeçtiğimi düşünüyorsundur. Ama asıl sebep bunların hiçbiri değil! Bana net bir şekilde nasıl bir hayat kurmak istediğini/hayattan beklentilerini anlattın. Benim Senin yanına tekrar gelebilmem için Senin bu beklentilerini karşılayacak vaziyette olmam lazım, yön verebilmem lazım. Aksi hâlde Sana vakit kaybettirmekten/hayatını ötelemekten başka hiçbir katkım (?) olmayacak. Her bir zerren için ölüp bitiyorum ve Seni aklının alamayacağı kadar özlüyorum ama duruyorum; Sana ve Sana dair olan herşeye, hayattan bu beklentilerine değer ve önem veriyorum ve işte bu sebeple yanına gelmiyorum.
Hayat için kısa, Seninle dolup taşan yüreğim için uzun bir zamandan sonra Seni görmek, uzaktaaannnn uzaktan izlemek, zannımca bakışlarımızın o sonsuz boşlukta bir an buluşması ruhumda tarifi mümkün olmayan ve baya baya unuttuğum hissiyatlara sebep oldu... Her yeni günde, istikametin cehennem olduğunu bilmeme rağmen koşmalarım ve günün sonunda elde kalan yürek kavrulmalarım bugün yerini mutlu sonlu bir Türk Filmi'ne bıraktı. Seni bir görebilmek diyorum, doğum sancısı sonrası bebeğini kucağına almak misali...
Bu sabah da Seni, Rabbimin "Yerlere göklere sığamadım da kulumun kalbine sığdım." dediği bir gönülle, gönül dolusu seviyorum...
Sana karşı hissettiğim hiçbir duygum zerre eksilmedi...
"Yooo sıcakk" diyemeyeceğin bir günün sabahından günaydınlar diliyorum.
Dün bir söze denk geldim. Diyordu ki; "Eğer bir yere faydan yoksa, zararın olmasın."
İşte bu sebeple "yok hükmündeyim!"
İrademi ve hissiyatımı zorlayan bu gerçek dışında, kafanda kurduğun tüm düşüncelerin hükümsüzdür...
Bir Sana denk gelebilme ihtimali, daha gün bile aymadan başladığım güne tarifsiz bir mutlulukla uyanmamı sağlıyor. Pek de haz etmediğim şu yarı açık cezaevine koşa koşa geliyorum. Ve gün boyunca karnımda kelebekler uçuşuyor. Bir Sana denk gelebilme ihtimali diyorum, bir Sana denk gelebilme ihtimali...