Sayın Vezir bey korkup çekinilecek bir durum yok. Şiiri istediğiniz gibi eleştirebilirsiniz zira yazarı 90 küsur yıl önce vefat ettiği için hangi duyguyla yazdığını ifade edemez.
Penceremden kar'ın eşsizliğini ve usul usul yaptığı dansı izlerken Canan Sergül hanımefendinin (İnsanlığın kitabı yazdım) eserinin son sayfalarındayım.. Bu ana kadar okuduğum kısmın da saygıyı, hoşgörüyü, önyargısız olmayı ve kendi kendine yetebilmeyi öğütleyen bir kitap. Birlik ve beraberlik içinde kar taneleri gibi birbirine değmeden yaşamak.. Teşekkürler Canan Sergül Sayfa
Sayın Vezir bey korkup çekinilecek bir durum yok.
Şiiri istediğiniz gibi eleştirebilirsiniz zira yazarı 90 küsur yıl önce vefat ettiği için hangi duyguyla yazdığını ifade edemez.
Saygılarımla
Yara, en çok iyileşirken sızlar.
İstemsizce dolan yüreğimi (ha yüze) döksem..
Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak...
Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta...
Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?
Bu bir lisan-ı hafidir ki ruha dolmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta...
Ahmet Haşim
Kirpiklerimde tuana
Gözyaşını andırıyor
Ayaz'daki mahzun gül
Kan rengiyle baş kaldırıyor..
Yıldırım T.
Saygılarımla
Neyin nereden geldiğini irdeleme, herşeyi bilmen gerektiği kadar bil demek..
Gözlerinde kaybolurken iyiyim desem de inanma..
Penceremden kar'ın eşsizliğini ve usul usul yaptığı dansı izlerken Canan Sergül hanımefendinin (İnsanlığın kitabı yazdım) eserinin son sayfalarındayım..
Bu ana kadar okuduğum kısmın da saygıyı, hoşgörüyü, önyargısız olmayı ve kendi kendine yetebilmeyi öğütleyen bir kitap.
Birlik ve beraberlik içinde kar taneleri gibi birbirine değmeden yaşamak..
Teşekkürler Canan Sergül
Sayfa
Geçmiş olsun Kırgızistan.
Can kaybı olmaması tek temennim.
Saygılarımla
Harnâme
Şair Şeyhî
Bir eşek var idi zaif ü nîzar
Yük elinden katı şikeste vü zâr
Gâh odunda vü gâh suda idi
Dün ü gün kahr ile kısuda idi
Ol çeker idi yükler ağır
Ki teninde tü komamıştı yağır
Dudağı sarkmış u düşmüş enek
Yorulu arkasına konsa sinek
Kargalar derneği kulağında
Sineğin seyri gözü yağında
Arkasından alınca palanı
Sanki it artuğıydı kalanı
Bir gün ıssı eder himayet ana
Ya'ni kim gösterir inayet ana
Aldı palanı vü saldı ota
Otlayurak biraz yürüdü öte
Gördü otlukta yürür öküzler
Odlu gözler ü ger(i) lü göğüsler
Boynuzu bazısının ay bigi
Kiminün halka halka yay bigi
Ne yular derdi ne gam-ı pâlân
Ne yük altında haste vü nâlân
Acebe kalur tefekkür ider
Kendi ahvalini tasavvur ider.
Ki biriz bunlar hilkatte
Elde ayakta şekl ü sûrette
Bunların başlarına taç neden
Bizde bu fakr ü ihtiyaç neden
Var idi bir eşek ferâsetlû
Hem ulu yollu hem kıyâsetlû
Bizim ulu işimiz odûndur
Od uran içimizde o dûndur
Duttu yüz derd ile zaîf eşek
Zâr ü dil-haste vü nahîf eşek
Varayın ben de buğda işleyeyin
Anda yaylayup anda kışlayayın
Gezerek gördü bir göğermiş ekin
Sanki tutardı ol ekin ile kin
Aşk ile depti girdi işelemeye
Gâh ayaklayu gâh dişlemeye
Ekin ıssı...
Ağaç elinde azm-i râh etti
Daneden gördü yer pâk olmuş
Gök ekinliği kara hâk olmuş
Yüreği sovumadı sövmek ile
Olmadı eşeği dövmek ile
Bıçak çekti kodu ayruğunu
Kesti kulağını vü kuyruğunu
Kaçar eşşek acıyarak canı
Dökülerek yaşı yerine kanı
Uğrayu geldi pîr eşeği nagâh
Sordı hâlini kıldı dert ile âh
Batıl isteyü haktan ayrıldım
Boynuz umdum kulaktan ayrıldım.