Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Aşk Olsun
Aşk Olsun

kendi içine korkusuzca çevirebilir misin bakışlarını

  • serbest kürsü08.03.2019 - 14:04

    özelden mesajlarım gitmiyor o yüzden burdan yazıyorum tugay doğan evet güzel bir şiir duayen zaten ahmed arif

  • serbest kürsü08.03.2019 - 13:54

    Ne kadarınız gerçek sizin,
    kırk odalı şatonuzun kırkıncı odasındaki
    kilitler altında sakladığınız gerçek
    duygularınızla,
    gerçek düşüncelerinizin ne kadarı yansıyor
    hayatınıza,
    söylenmeyen neler var kuytularda,
    hani kendinizden bile sakladığınız,
    bir sinir kriziyle ya da büyük bir acıyla
    yahut da muhteşem bir sevinçle kabuğunu çatlatıp da
    ortalara dökülecek neler biriktiriyorsunuz
    içinizde...? ? ?
    Ne kadarınız kendi sahtekarlığınızın esiri?
    Sevip de söyleyemediğiniz,
    özleyip de açıklayamadığınız
    ya da sevmeyip de sevginizin eksikliğini içinize
    gömdüğünüz oluyor mu,
    korkaklıklar var mı,
    kalleşlikler var mı,
    yoksa diplerde saklanan cesaretiniz bir işaret mi
    bekliyor...? ? ?

    Göründüğünüz insan mısınız siz,
    yoksa bir define arayıcısı hazineler mi bulur
    içinizde
    ya da yıkılmış bir kentin harabelerini mi
    taşıyorsunuz?
    Derununuzda neler saklıyorsunuz?
    Ne kadarınız gerçek sizin?

    Ülkenizle ilgili düşüncelerinizi söylüyor musunuz,
    yoksa başınızı belaya sokmayacak kadar akıllı mısınız,
    gerçek düşüncelerinizi başbaşa konuşmalara mı
    saklıyorsunuz,
    açıkça konuşanları biraz aptal buluyor musunuz?

    Günahlardan yapılmış hayaller var mı içinizde,
    günahtan korktuğunuzdan bunları saklayıp
    Tanrı'yı mı kandırmaya uğraşıyorsunuz?
    Günahları sevmiyor musunuz, seviyor musunuz
    yoksa...? ? ?

    Uzun bir yolculuğa çıkar gibi
    duygularınızla düşüncelerinizi denklere
    sarıp da içlerinizde bir yerlere mi
    yerleştirdiniz,
    bir gün yolculuk bitince açmayı mı düşünüyorsunuz
    aslında yolculuğun hiç bitmeyeceğini ve
    denklerinizi
    hiç açmayacağınızı bilerek...
    Bir gün çıldırsanız da
    bütün duygularınızla düşüncelerinizi açıkça
    söyleseniz,
    neler duyacağız sizlerden,
    gizli palyaçolar mı çıkacak ortaya,
    yoksa korkaklığın altında,
    bir istiridyenin içinde büyüyen inciler gibi
    büyümüş yiğitlikler mi?

    Kızgınlıklarınız yok mu sizin,
    öfkeleriniz, isyanlarınız?
    Aşklarınız yok mu?
    Kendi sahtekarlığınıza ne kadar esirsiniz?
    Esaretten kurtulsanız da gerçekler dökülse ortaya,
    kendinize şaşar mısınız,
    hiç düşündüğünüz oluyor mu kırkıncı odada neler
    var diye, hangi unutulmaya çalışılmış sevgililer,
    dile getirilmeyen özlemler,
    söylenmeye söylenmeye birikmiş öfkeler,
    hangi boşvermişlikler,
    hangi inkar edilmiş arzular yatıyor diplerde?

    Ne kadarınız gerçek sizin?

    Kimselerden korkmadığınız kadar korkuyor musunuz
    kendinizden?
    Şehrin ışıklarının bulutlara yansıdığı
    turuncu pırıltılı külrengi bir gecede,
    şimşeklerle boşanan yağmur başladığında
    şatonuzun odalarında bir gezintiye çıkıyor musunuz,
    ağır ağır yaklaşıp o kırkıncı odaya açıyor musunuz
    kapıyı usulca, gördükleriniz ağlatıyor mu sizi,
    bu kadar gerçeği o odada saklayıp,
    hayatı yalandan yaşadığınızı farketmek nasıl bir
    sarsıntı yaratıyor?
    yoksa, ne gökyüzüne vuran ışıklar, ne yağmur, ne de
    ıssız gece,
    sizin kırkıncı odaya yaklaşmanızı sağlayamıyor mu,
    korkuyor musunuz kendi gerçeklerinizden,
    kırkıncı odanız size de mi kapalı,
    kendi kendinize bile mahrem misiniz?

    Ne kadarınız gerçek sizin?
    Ne kadarınız kendi sahtekarlığına esir?
    Bıktığınız olmuyor mu kendi yalanlarınızdan,
    hiç kendinizden sıkıldığınız olmuyor mu,
    kendinizi bir yerlerde terkedip de gitmek
    istemiyor musunuz,
    bütün yalanlarınızdan uzak bir yere?

    Şöyle rahatça bütün duygularınızı,
    bütün düşüncelerinizi söyleyebileceğiniz bir diyara,
    kendinizi bile yanınıza almadan.

    Ah aslında ben onu seviyordum diye ağlayacağınız
    kimleri saklıyorsunuz koynunuzda,
    yüksek sesle eleştirip de
    içinizden hak verdiğiniz hangi düşünceler var,
    kendinizi akıllı bulurken aslında gizlice kendi
    korkaklığınızdan utandığınızın itirafını nerelerde
    gizliyorsunuz?

    Ne kadarınız gerçek sizin?
    Ne kadarınız kendi sahtekarlığına esir?

    Bunu hiç düşündüğünüz oluyor mu
    yoksa bunu düşünmek bile yasak mı size?
    Neler var kırkıncı odada?
    Otuzdokuz odadan yapılmış hayatınızı,
    kırkıncı odanın kapısını açmamak için yalandan mı
    yaşıyorsunuz?
    Niye yapıyorsunuz bunu?
    Açsanıza kırkıncı odayı yağmurlu bir gecede
    belki...
    Belki de hiç açmazsınız,
    kapalı bir odayla yaşarsınız bütün ömrünüzü,
    kendinizden sıkılarak..

    Ahmet Altan

  • serbest kürsü08.03.2019 - 13:43

    arkadaşlığımı niye kabul ettiler acaba engelleyeceklerdi madem. neyse teşekkür ederim canan yine de

  • serbest kürsü08.03.2019 - 13:09

    ben niye arkadaşlarıma mesaj yollayamıyorum. sorun nedir yardımcı olursanız sevinirim.

  • serbest kürsü08.03.2019 - 13:07

    Maviye,
    Maviye çalar gözlerin,
    Yangın mavisine.
    Rüzgarda asi,
    Körsem,
    Senden gayrısına yoksam,
    Bozuksam,
    Can benim, düş benim,
    Ellere nesi?
    Hadi gel,
    Ay karanlık...

    İtten aç,
    Yılandan çıplak,
    Vurgun ve bela
    Gelip durmuşsam kapına
    Var mı ki doymazlığım?
    İlle de ille
    Sevmelerim,
    Sevmelerim gibisi?
    Oturmuş yazıcılar
    Fermanım yazar
    N'olur gel,
    Ay karanlık...

    Dört yanım puşt zulası,
    Dost yüzlü,
    Dost gülücüklü
    Cigaramdan yanar.
    Alnım öperler,
    Suskun, hayın, çiyansı.
    Dört yanım puşt zulası,
    Dönerim dönerim çıkmaz.
    En leylim gecede ölesim tutmuş,
    Etme gel,
    Ay karanlık...
    Ahmed Arif

  • serbest kürsü08.03.2019 - 13:05

    neyse ya yeter bu kadar koca laflar neticede bunlar yüz yılların birikimi tortusu öyle bir iki lafla çözümlenemeyecekleri belli.

  • serbest kürsü08.03.2019 - 13:01

    aslında ezilen kadın yok. ezilen insan var. meseleye kadın yada erkek diye bakmak çok sorunlu bir yaklaşım. bu şuna benziyor bir cerrahın bir vücudun bir organını o vücuttan ayırmaya kalkıp o organı o şekilde tedavi etmeye çalışması gibi. halbuki zaten o organı o vücuttan ayırmakla en baştan hastanın sağlığını sonlandırmıştır. ve o organ da zaten tek başına elinde patlayacaktır. modernizm diye dayatılan şey sadece kadını mı ezmektedir. bu gün insanlık çocuğuyla yaşlısıyla genciyle kadını ve dahi erkeğiyle büyük bir yük altına sokulmuştur. insanlar iç dünya varlığından bi haber içteki çığlıklarını susturma karşılığında var olan çağa ayak uydurmaktadır. en küçük farklılıklar psikoz nevroz teşhisleriyle törpülenmeye çalışılmaktarıd. mesela şarkı söylemek dünyanın en doğal en güzel şeyi olarak bilinir ama çalıştığınız okulun koridorunda şarkı söyleyerek ya da ıslık çalarak gezmeyi bir deneyin deli demezlerse bile hafif esrik kabul edilirsiniz. peki nerde kaldı bireysel özgürlük yutturmacanız, nerde kaldı kişisel gelişim kitaplarında kör gözüne misali üstüne basa basa söylediğiniz içindeki seni ortaya çıkar teranesi yada allahu ekber diye öğretmenler odasında bir tesbihat yapın bakalım hemen hali hazırdaki bir etiketlerinden vururlr size gerici dinci had bilmez yobaz hatta terörist İslamcı diye. dikkat edin hepsi ama hepsi bizleri bir kategoriye , modern batılı aydının kafasında insanlık için belirlemiş olduğu bir hiyerarşiye sokmak içindir. hepimizi damgalı mühürlü bir eşyaya çevirmek içindir.

  • serbest kürsü08.03.2019 - 11:36

    FARKLI VE DOĞRU BİR YAKLAŞIM KENAN AYDIN

  • serbest kürsü08.03.2019 - 11:08

    GÜÇLÜ OLDUĞU İÇİN HAKLI OLDUĞUNA DEĞİL DE HAKLI OLDUĞU İÇİN GÜÇLÜ OLDUĞUNA İNANANLARIN SAYISI ARTTIĞINDA O BANSETTİĞİN DÜNYANIN KADINLARI VE ERKEKLERİ MUTLU VE MESUT YAŞAYACAKTIR.

  • serbest kürsü08.03.2019 - 10:50

    ADINA KAPTALİZ DE DİYEBİLCEĞİMİZ MODERNİZMİN ÖNCE SÖMÜRÜP KÖLELEŞTİRİP SONRA AVUNTU OLSUN DİYE NASILDA DİBİNE KADAR SÖMÜRÜLDÜĞÜNÜ FARKEDEMESİN DİYE BİR OYUNCAK GİBİ TUTUŞTURUVERDİĞİ GÜNLERDEN BİRİDİR DÜNYA KADINLAR GÜNÜ. TIPKI BİR MAYIS İŞÇİ BAYRAMI GİBİ TIPKI DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ GİBİ İNSAN HAKLARI GÜNÜ GİBİ. ÜSTELİK UTANMADAN BİR DE TÜKETİMİ KÖRÜKLAEMEK ADINA HEDİYELEŞMELER JESTLEŞMELER DE CABASI. MARİA YA ŞU KONUDA KATILIYORUM HİÇ OLMAZSA BÖYLESİ GÜNLERİ VICIK VICIK MUC MUC JESTLEŞMELERE İNDİRGEMEYİP ÇÖL ŞULESİNİN DE YAPTIĞI GİBİ NERELERDEN HANGİ MERHALELERDEN GEÇİLEREK BU GÜNLERE GELİNMİŞTİR BUNLARIN HESAPLAŞMASI YAPILABİLİR BU GÜNLERDE. ANCAK BU ŞEKİLDE BU YUTTURMACALARIN DERYADA DAMLA OLDUĞU NUN KAVRANMASI YOLUNDA BİR ADIM ATILMIŞ OLUR.