Eğer bir yere faydan yoksa, zararın olmasın.
Spread like wildfire: Hızla yayılmak. / İng.That new brand is amazing, and it's spreading like wildfire. ( Yeni marka mükemmel ve hızla yayılıyor)
I'm done with: Bitiriyorum, bırakıyorum.I'm done with Japanese, it's too hard ( Japoncayı bırakıyorum, çok zor)
Make waves: İlgi çekmek. / İng.This book is already making waves (Bu kitap zaten ilgi çekiyor)
You look your age: Yaşını gösteriyorsun. / İng.You don't look your age: Yaşını göstermiyorsun. / İng.
Mutfak önlüğü. / İt.il grambiule
Ayakları yere basmak. / İng.-Idiom
Sığınak. / İng."The people took refuge in subways during the attack."(Saldırı sırasında insanlar metroları sığınak olarak kullandılar.)
A bar of soap (Bir kalıp sabun)
Şemsiye. / İt.L'ombrello
Valiz, bavul./ İt.La valigia
Spread like wildfire: Hızla yayılmak. / İng.
That new brand is amazing, and it's spreading like wildfire. ( Yeni marka mükemmel ve hızla yayılıyor)
I'm done with: Bitiriyorum, bırakıyorum.
I'm done with Japanese, it's too hard ( Japoncayı bırakıyorum, çok zor)
Make waves: İlgi çekmek. / İng.
This book is already making waves (Bu kitap zaten ilgi çekiyor)
You look your age: Yaşını gösteriyorsun. / İng.
You don't look your age: Yaşını göstermiyorsun. / İng.
Mutfak önlüğü. / İt.
il grambiule
Ayakları yere basmak. / İng.-Idiom
Sığınak. / İng.
"The people took refuge in subways during the attack."
(Saldırı sırasında insanlar metroları sığınak olarak kullandılar.)
A bar of soap (Bir kalıp sabun)
Şemsiye. / İt.
L'ombrello
Valiz, bavul./ İt.
La valigia