Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Selin Sonsuz
Selin Sonsuz

PRİMUM NON NOCERE....

  • sevda yı anlatabilirmisiniz25.12.2005 - 19:54

    En Uzun Gece

    Ahmet Altan

  • sevda yı anlatabilirmisiniz25.12.2005 - 19:53

    bkz:sevdalinka

  • elizabethtown07.11.2005 - 01:13

    Orlando Bloom ve Kirsten Dunst'ı birarada düşünenler filmden maddi ve manevi birçok şey umarak..biraz da önyargılı giriyorlar bence içeriye...Cennetin krallığı ve Spider Man'den sonra hele...beklentiler maximumda oluyor haliyle....

    Çıkışta ise şöyle düşünüyor insan...

    Bence şu sahnede şöyle birşey hiç olmamış..bence şu sahnede şöyle bir atraksiyon yapılsaydı daha can alıcı olabilirdi...vesairelerle yeni bir filmi sil baştan yeniden yazma arzusuyla yanıp tutuşarak çıkıyor insan dışarıya...

    Bu noktada asıl olayı sonradan kavrıyor insan düşününce...
    Sosyoekonomik ve sosyokültürel olarak ne kadar farklı(evet doğru kelime bu işte) bir toplumun fertleriyiz biz...
    Aile yaşantısından tut da...doğumlarımız..ölümlerimiz bile bir tabular zinciri şeklinde geçmek zorunda...
    Artı ne kadar da abartmayı seviyoruz herşeyi toplum olarak...bu yaşam tarzından öte genlerimize kazınmış...dramatik olsun..büyüleyici olsun..muhteşem bir duygu seli yaratsın istiyoruz....olmayınca da..ver elini hayal kırıklıkları...

    Saded:
    türk aile yapısı ve sosyokültürel ilişkileri bu filmi beğenmez ağbi....tıpkı benim gibi...
    birşeyler biryerlerde hep eksik kalır....

  • döngel karhanesi07.11.2005 - 01:09

    ^^Bu toplumun onların sandığı kadar aptal olmadığını(aptal olup olmadığını) göreceğiz.^^

    Döngel Karhanesi(orijinali eğlence tesisleri) için Ahmet Uğurlu'nun söylediği bir söz...
    Eskiden merhum Aziz Nesin ederdi bu tür lafları...beylik bir laf doğrusu..eğer film tutmazsa artık aptallar için film yapıcaklarmış...
    doğrusu ben gittim de zeki birimiyim şimdi..:=)) ...bu ne yaman çelişki anne....:=))

    Batan bankaların mudilerine ve yaşanan traji-komik kurtarma operasyonlarına dikkat çekse ve dokundursa da amacına ulaşamamış bir film bence...

    Her ne kadar sıradışı ve komik sayılabilecek bir film olsa da, İstanbul'dan kız toplama özellikle de Fransız Kolejinin önünden aldığı rahibenin...^^Afrikadaki açlar için alıyorum bu çeki^^ demesi üzerine..^^her o..nun bir bahanesi vardır derlerdi de inanmazdım^^ sözüyle baya konuşulacak ve tartışılacak bir film...

    Banyo'da daha ince bir zeka pırıltısı vardı bence...

    Finalde bitirmemekle ve uzatmakla hata etmişler....

  • ölümün hissettirdikleri01.11.2005 - 22:03

    Bir sabah uyanıyorsun
    aynı koşuşturmaca devam ediyorken umarsızca..
    güncel muhabbetler..güncel tartışmalar...herşey aynı gibi görünüyor başlangıçta…
    her zamanki gibi okuluna gidiyor..öğrencilerine tarihi sevdirme savaşı veriyorsun…..bıkmadan usanmadan şanlı tarihini anlatıyorsun yeni nesil genç kuşaklara…

    Dönüş yolundaki göz doktorunun levhasına takılıyor gözün bir anda…kader ağlarını örecek ya…^^arada bir bir ışık çakıyor gibi gözümün önünde şu doktora bir uğrayım bugün^^ diyorsun…
    Muayene oluyorsun..görünüşte her şey yolunda…^^bir şey çıkmayacak muhtemelen hocanım ama bir MR çekelim^^ diyor..doktor sana..
    Çekiliyor…sonucu eline alıyorsun hayretle...

    gözün hemen arkasındaki beyin bölgesinde 4 cm büyüklüğünde bir tümör...Meninjiom….

    kafatasını açıp içinden o yumurta büyüklüğündeki kitleyi çıkarıcaz diyor doktorlar...
    hemen operasyona girmelisiniz…

    bir anda duruyor dünya...
    saatin tik takları susuyor o an

    ..düşünüyorsun....birden..

    dünyanın anlamını sorgulamak için geç kaldığını..
    ve aslında hayatın ne kadar anlamsız olduğunu sağlık olmadıktan sonra…
    o operasyona girmeden geride kalan ve veda etmediğim biri var mı acaba diye...düşünüyorsun bir yandan da…

    yapacak o kadar çok şeyin varken daha..
    planların..
    dünyayı gezecektin hani...
    yeni aldığın evin taksitleri bile birkaç yıl sürecekti …
    daha evlenecektin...boy boy çocukların olacak..torun sevecektin hani....
    ölümü düşünmek için o kadar erkenken....tam 26 yaşındayken....



    -denize bak…dedi genç kadın…
    *neden ne var…
    -denize bak..deniz kabarıyor..tsunami galiba….
    (genç adam başını çevririr gittikçe kabararak büyüyen ve üzerlerine doğru gelen dalgalara)
    *aman Allahım..(dünyanın sonu dedikleri an bu an olsa gerek diye düşünür ikisi de)
    -yanıma gel canım..çabuk….(gözyaşlarıyla)
    *seni seviyorum…
    -seni seviyorum…
    ….sırtımızı dönelim…görmeyelim dalgaları..olur mu..yoksa dayanamam…(elleri sıkıca kenetlenmiş iki genç yürek yan yana…bir apartmanın bilmemkaçıncı katında)
    *olur canım…
    -eşhedü en la…
    *eşhedü en la…
    ve çevrelerindeki bütün insanlardan bir anda göklere bir nida yükselir…
    -*-eşhedü en la ilale illallah…
    hep beraber..aynı anda…o apartmanın bilmemkaçıncı katındaki bütün kalabalık..sırtlarını üzerlerine doğru gelen denize dönmüş kelime-i şahadet getirmektedir…

    genç kadın ter içinde uyanmıştır…
    ^oh be rüyaymış çok şükür…
    bu sefer uçak düşmedi…deniz yükseldi yine…^^…diye düşünmektedir..

    oysa tam da ertesi gün en samimi arkadaşının beyninde 4 cmlik tümör olduğunu öğreneceğini ve akşama kadar gözyaşlarından dereler yaratacağını kim bilebilir ki? ? ?

    ^^Hayat^^ denilen şey bu kadar anlamsızken….ve ölüm bu kadar yakınken….

    Eternalflame

  • sevmek01.11.2005 - 22:02

    sevmenin miniciktir nefesi
    soluk soluğa değil

    öpersem, dudağım yar kıyısıdır
    keskin ve yumuşak
    ille de miniciktir dokunuşu dudağımın

    avuçlarıyla pilava saldıran arap uçup gitti tenimden
    ben parmak izlerimin tadıyla gelirim
    pürüzlü bir dokunuş yanağında
    övgülerim ihtişamına değil
    minicik sade sende tattığım şeylere dair
    acelem yok

    'bütün kadınlar aynı' der, kadınları hep daktilo tanır gibi tanımayı becerenler
    önce nefes almayı bilmek gerek oysa
    senin kokun ne aroma katıyor odaya durdukça
    yüreğinin çarptığı bir divanda nabzım nasıl vuruyor

    işte bana çay getiriyor
    işte karşımda, oturmuş:
    nefesini tutarak o ilk tadında çayın
    bana çayında ne sunduğunu keşfetmemi bekliyor
    göz kapağımın üstündeki bir minicik kıpırtıdan
    dudağımın ucundaki bir kıvrımdan
    yutkunurken boğazımdaki bir kıvranıştan
    sonra bakışımın uç kalelerindeki haberci kulelerindeki bir ışıktan

    'söyle ne olursun' demiyor
    sabırlı ve dingin bir göl gibi
    minicik bir taşın o sonsuzca yayılacak çırpıntısını bekleyerek
    bu bekleyişiyle vurmaya, gümlemeye adım atan kalbini teskin
    teninde titremeye meyyal birşeyleri

    sabırla yatıştırarak tuzakta günlerce çırpınmış bir kurdun
    baygın getirildiği bir ağılda
    gözünü açar açmaz o bitap haliyle
    koyunlara saldırdığı gibi sevmek köprülerinden de geçtim

    oysa küçültmeli
    minicik şeylere sığdırmalı sevmeyi
    özümüzün o sonsuzca derin
    benliğimizin en karanlık yerlerini keşfederek
    oradan başlamalı sevmek yolculuğu

    sonunda hepimiz öleceğiz elbet
    gel bir sev beni, birlikte ölelim
    tek bir hamlede zirve
    oysa ne de çapraşık bir topoğrafyası var benliklerimizin
    yürünmüş yollardan kestirme çıkılabilecek
    aşılmış geçitlerden bir an önce varılabilecek bir terminal noktadan ibaret değiliz ki

    'işte seni de keşfettim, bi numaran yok'
    'sen de her yol kadar yorucu'
    'her durak kadar konuklayıcısın, bildim':
    'bırak, sende de bulamadığım aradığımı'
    'çünkü aramayı bilmeyen biriyim'
    'çünkü, ne aradığımı'
    'nereden bulabileceğimden anlarım sandım'

    ve hüsrandır elbet, defalarca
    kadınlarca ve erkeklerce hüsran

    saysan, bir köy doldurur mu bulamadıkların?

    .........
    parmağımın izini hissetmelisin
    pençe gibi kavrayamadığından değil ellerim
    seni aramayı senden öğrenmeliyim
    sende bulacağımı benimle keşfedermişsin gibi

    kahve falı gibi değil, fal için kapatılmış fincandaki telvenin
    o biricik, tek bir defalığına oluşan
    yükseltileri, yoğunlaşmaları, seyrelmeleri gibi
    'işte bir yol görünüyor' denilen yolları gibi..

    Doç Dr V. B.

  • Ferhat Göçer01.11.2005 - 19:26

    Dola Dola....

  • Ferhat Göçer01.11.2005 - 19:26

    Dök zülfünü meydana gel
    Sür atını ferzane gel
    Al daireni meydane gel
    Bülbül senin gülşen senin yar yar aman aman
    Aşıkınam hayli zaman
    Dil muntazır teşrifine gel aman aman

    Verdin cevap ünvan ile
    Yaktın sinem sûzan ile
    Bülbül senin gülşen senin yar yar aman aman
    Aşıkınam hayli zaman
    Dil muntazır teşrifine gel aman aman

  • Ferhat Göçer31.10.2005 - 23:59

    yeni cdsini hemen almalıyım...

  • gotan project31.10.2005 - 23:58

    whatever lola wants