Kültür Sanat Edebiyat Şiir

türkmenbaşı sizce ne demek, türkmenbaşı size neyi çağrıştırıyor?

türkmenbaşı terimi Gülçin Yilmaz tarafından tarihinde eklendi

  • Selçuk Akçaören
    Selçuk Akçaören

    kardeş türkmenistanın kardeş lideri...
    gardaşımız abimiz çok yakın dostumuzdu...türk dünyası böyle liderler sayesinde biraraya gelebilir ancak...

  • Tonguç Yumruk
    Tonguç Yumruk

    Allah rahmet eylesin...
    ne desem boş :) ölünün arkasından konuşulmaz..
    istatistiklere bakıyorumda..
    bizden baya ilerdelermiş...
    sözüm meclisten dışarı..

  • Mustafa Nihat Malkoç
    Mustafa Nihat Malkoç

    TANIDIĞIM TÜRKMENBAŞI

    M.NİHAT MALKOÇ

    ‘Her canlı ölümü tadacaktır’ ayetinin gereğinin bir yansıması olarak kardeş Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı da 21 Aralık 2006 Perşembe gününün ilk saatlerinde dünyaya veda etti. Türkmenistan’ın her şeyi olan bu değerli insanın ölümü beni de hüzünlendirdi. Zira 2000–2003 yılları arasında üç yıl boyunca bu topraklarda öğretmen olarak görev yapmış, onunla aynı havayı solumuştum. Onu yakından tanıma, onunla aynı mekânlarda bulunma, kendisiyle bir araya gelme fırsatı bulmuştum.

    Türkmenbaşı yetim olarak büyümüş, zor şartlarda okumuş, kısa zamanda SSCB yetkililerinin dikkatini çekmiş büyük bir liderdi. 21 yıl gibi uzun bir zamandan beri Türkmenistan’ı yönetiyordu. Türkiye’de ve dünyada Saparmurat Niyazov hakkında çok şeyler söylendi, herkes kendince yönetim anlayışını eleştirdi. Bu tenkitler zaman zaman maksadını da aşar oldu. ‘Vurun abalıya’ misali hareket edildi. Özellikle ölümünden sonra Türk medyası nerdeyse ağızbirliği etmişçesine ona ve icraatlarına saldırdı, gerçekler saptırıldı.

    Onu eleştirenler aslında onun hakkında çok fazla bir şey bilmiyorlardı. Belki çoğu kulaktan dolma bilgilerle hareket ediyordu. Hiçbiri benim gibi üç yıl boyunca bu ülkenin başkenti Aşkabat’ta yaşamamıştı. Benim Aşkabat’ta ikamet ettiğim yer Türkmenbaşı’nın köşküne beş yüz metre uzaklıktaydı. Sabah köşke gelişlerine ve akşam köşkten ayrılışlarına bizzat şahit olurdum. Geceleri kaldığı sarayı şehrin dışındaydı. Makam arabasını genellikle kendisi kullanırdı. İdareci olarak çok sert görünse de aslında çok güleç bir insandı. Çocukları çok severdi. Her fırsatta onlara hediyeler verirdi. Kimsesiz çocukların hamisiydi. Çünkü o da yetim ve öksüz olarak yetimhanelerde büyüyüp bugünkü konuma gelmişti.

    Türkmenbaşı, dost ve kardeş Türkmenistan’ın bağımsızlığına, kalkınmasına ve istikrarlı bir ülke olarak uluslararası alanda yerini almasına büyük katkıları olan tecrübeli bir devlet adamı olarak zihinlerimizde kalacaktır. Bu sözü inanarak, Türkmenistan’ın geçmişini ve bugününü çok iyi bildiğim için söylüyorum. Zira Türkmenistan bağımsız olmadan evvel geri kalmış bir üçüncü dünya ülkesiydi. Onun başkenti olan Aşkabat adeta bir köyü andırıyordu. Yokluk hayatın her yerindeydi. Böyle bir konumdaki ülkeyi kısa zamanda imar ederek modern bir hale getirdi. Eskiden Aşkabat’ta en çok üç katlı, tek tip, estetikten yoksun, sadece barınma amaçlı evler yapılıyordu. Bu haliyle basit bir köyü andırıyordu.

    Bugünkü Aşkabat’ı görenler küçük dillerini yutuyorlar. Çölün ortasında son derece modern bir şehir kurmuş merhum Saparmurat Türkmenbaşı… Topraklarının dörtte üçü çöl olan Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta ilk bakışta dikkat çeken şey su sesidir. Aşkabat’ın her tarafından su sesi duyarsınız. Son derece modern ve çekici parklarında sular adeta oynaşır. Bunu her tarafı çepeçevre kuşatan yeşillik izler. Türkmenistan’ın sembol anıtlarından biri olan Üç Ayak(Bitaraflık Anıtı) ’a çıkınca yemyeşil bir şehir size kollarını açar.

    Türkmenler parka ‘sehilgâh’ derler. İnsanlar genellikle parklarda eğleşirler. Şehrin dört bir yanında uçsuz bucaksız ve gösterişli parklar vardır. Buralarda su sesiyle zihninizi dinlendirebilirsiniz. Ben bu kadar modern parkları Türkiye’de bile görmedim. İnsan nasıl olur da çölde böyle bir su medeniyeti kurabilir? İnanırsan başarırsın. Türkmenbaşı inandı ve başardı. Diğer Türk cumhuriyetlerine iyi bir örnek oldu.

    Türkmenistan’da daha önce, yani SSCB döneminde tavuk kümesi gibi olan evler tek tek yıkılmış, yerlerine modern binalar kurulmuştur. Artık Aşkabat’ta yüksek katlı ve gösterişli binalar ve işyerleri her sokak başında ve her cadde üzerinde sıkça rastlanan görüntülerdir. Devlet tarafından yapılmış olsalar da bunların çoğu özel mülkiyetin örnekleridir.

    Türkmenbaşı çok titiz bir insandı. Düzene çok önem verirdi. Bu nedenle Aşkabat ve diğer şehirlerde peyzaj düzenlemelerine aşırı derecede dikkat etmiştir. Mermersiz binaya tahammül edemezdi. Aşkabat’taki binaların dışını en kaliteli mermerlerle kaplatmıştı. Mermer kaplamasız bina yok gibiydi. Bu bembeyaz görüntü şehre bambaşka bir hava katmıştı. Aşkabat adeta ‘Akşehir’e dönüşmüştü. Aşkın abat(bol) olduğu bu şehre bu görüntü çok yakışıyordu. Aklık şehrin imajı haline gelmişti adeta. Bilenler bilir, Aşkabat son derece geniş cadde ve sokaklarıyla göz kamaştıran bir şehirdir. Geçmişte depremle yerle bir olan şehir, bugün dostları gururlandırırken düşmanları hasedinden çatlatıyor.

    Bu eser bazılarının beğenmediği, diktatör ve kalpsiz olarak nitelediği Türkmenbaşı’nın eseridir. O diyarları bizzat gezen ve üç yılını orda geçiren birisi olarak Türkmenbaşı’yı Türkmenistan’ın büyük bir değeri olarak görüyorum, onun genç sayılabilecek bir yaşta ölümünü büyük bir kayıp olarak sayıyorum. Türkmenistan’a hâlâ Rusya penceresinden, sosyalist gözlüğüyle bakanlar Türkmenbaşı’nı hakkıyla anlayamazlar. Kim ne derse desin Türkmenistan büyük bir liderini kaybetmiştir. Büyük Türk dostu Saparmurat Türkmenbaşı’na Allah’tan rahmet, kardeş Türkmen halkına sabır diliyorum.

  • Selçuk Akçaören
    Selçuk Akçaören

    kimine göre diktatör kimine göre milli kahraman ama ortada bir gerçek varki adam gerçekten türkçü ve turancı...
    ayrıca Atatürkçü...
    Türkiye yi de çok seviyor...Demirel e de uyuz oluyordu rahmetli...
    zaten Türkiye ile yakın temasa girdiği için Türkmenistan ın dış ticaretini geliştirdi...

  • Anar Rzayev
    Anar Rzayev

    Tanrının Türkmenistana verdiği dert,bela,ağrı,çiban,yara!

  • Gülçin Yilmaz
    Gülçin Yilmaz

    babasını 2. dünya savaşında (daha üç yaşındayken) kaybettiği yetmiyormuş gibi daha sekizindeyken, bi depremde, annesini ve iki abisini yitiren adam.