Kültür Sanat Edebiyat Şiir

musa topbaş sizce ne demek, musa topbaş size neyi çağrıştırıyor?

musa topbaş terimi Zehra Ekinci tarafından 09.01.2005 tarihinde eklendi

  • Ahmet Yılmaz
    Ahmet Yılmaz 07.10.2006 - 08:13

    Hayatta iken bir kez oğlu vasıtasıyla tanıştırılmıştım.Bana da elini öptürmek istememişti.Sürekli abdest almaktan ve yaşlılıktan olacak elleri pamuk gibiydi.
    Sonradan dergilerde, kitaplarda nasıl büyük bir veli olduğunu okudum.Ama bir daha karşılaşmamız nasip olmadı.Allah rahmet eylesin.

  • Furkan İzmir
    Furkan İzmir 11.07.2005 - 13:05

    16 Temmuz 1999 Cuma günü dâr-ı bekâya irtihal eden Musa Topbaş, sayıları günden güne azalan gönül sultanlarımızdandı.

    1916 yılında Konya Kadınhanı’nda dünyaya gelen Musa Efendi, puslu bir dönemde kutup yıldızlarının ışığıyla yetişti.

    Daha küçük yaşlarda Kadınhanı’nda okumak istemesine rağmen daha sonra İstanbul Erenköy’deki bir Fransız mektebinde okumaya başladı. Daha sonra devam ettiği İnkılap Lisesi’nden sonra Elmalılı Hamdi Efendi’den dersler almaya başladı. Sarf ve nahiv okuduğu Mustafa Asım Efendi’den de istifade etti.

    1950’li yıllarda tanıştığı Mahmud Sami Ramazanoğlu (k.s.) ’nun manevî feyzinden etkilenmiş, 1956 yılında da kendisine intisab etmiş.

    Bir ömrü irşad vazifesine adamış olan Musa Efendi, tasavvuf dünyası hakkında şunları ifade etmekte: “Tasavvuf bir derya. Hem her şeyi bilir, hem hiçbir şeyi bilmez. Çok dereceler var. Derecenin derecesi var. Onu ancak Cenab-ı Hak’la kulu bilir. Kaleme, kitaba gelmeyen mevzular. Dersler var meselâ; kalb, ruh, sır, hafi, ahfa diye gidiyor, muhabbette bitiyor. Ama o kâfi mi? Hayır, kâfi değil, illâ fahr-i Kainat Efendimizin ahlakıyla ahlaklanmak, edebiyle edeblenmek… Yani her an Cenab-ı Hak’la beraber olmak. Hiçbir nefesi ziyan etmemek. Bu, yapabilen için çok faydalı bir şey.”

    İlerlemiş yaşlarına, çeşitli rahatsızlıklarına rağmen, günlük hayatlarında ve seyahatlerinde, misafirliklerinde, alışık oldukları yaşayışın gayrındaki halleri anlayışla karşılar ve yadırgamazdı. Son yıllarında çeşitli rahatsızlıkların verdiği ızdıraba rağmen, tam bir Eyyub sabrı ile “Ben, halimden memnunum” buyurarak, Allahu Teâlâ’nın imtihanını, tam bir teslimeyetle kabul buyurmuşlardır.

    Tevazunun zirvesinde olduğu için, zamanlı zamansız kendisine ta’zimde bulunulmasından sıkıntı duyar, bazı kimselerde hastalık halinde olan el öptürmeden kaçınırdı

  • Oktay Karaca
    Oktay Karaca 02.02.2005 - 10:39

    potansiyel bir, istanbul büyükşehir belediye başkanı akrabası :))