Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Belirsizlik sizce ne demek, Belirsizlik size neyi çağrıştırıyor?

Belirsizlik terimi Yusuf Hatay tarafından tarihinde eklendi

  • Gökhan Oflazoğlu
    Gökhan Oflazoğlu

    Enfes ölçüdür, nasılsa kesin değil diye herşeyi yapanla, duruşunu bozmayan arasındaki farkı açığa çıkarır. Kolay gelsin.

  • Kayıp Şehrin Sultanı
    Kayıp Şehrin Sultanı

    Tüm Şehrin sokaklarında ve bütün bedenimde ruhumda bir belirsizlik hakim olmuş

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan

    Türkiye futbol Federasyonun ayyuka çıkan Şike dosyasındaki durumu. Bunca delillere, konuşma kayıtlarına, şahitlere, yüzlerce klasör iddialara rağmen FB yi korumak adına BELİRSİZLİK devam ediyor, karar verilemiyor...

  • Piraye İst
    Piraye İst

    Alaca karanlığı sevmem ben, ya gündüz olmalı ya gece!

  • Bora Aslan
    Bora Aslan

    zamanla çatıştırıldığında her zaman yenilmeye mahkum ruh hali. çünkü insan doğası çizgileri öğrenmeye meyillidir. er ya da geç sonuçlara ulaşmak ister.

    bazen dış etkenler aceleye sebep olur; bazen bir acele karar bütün hayatı etkiler. mutsuz yarınlar doğurur.

    ama mutsuzluk da bir parçasıdır hayatın, sadece kabullenip başka mutlulukları aramak gereklidir, aklın hep o kararda kalsa da.

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan

    Dibe vurmak

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan

    İnsanı kahreden durum, belirsizlik.
    İleriyi görememe, karar verecek donelerden yoksun olma durumu.
    Buna bağlı olarak şaşkın ve kararsız olma hali.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün

    Belirsizlik, kaos yaratır.

  • Fatih Yılmaz
    Fatih Yılmaz

    ...

    Operadan döndükten sonra, ertesi gün için, birkaç gündür tekrar görmeyi umduğum görüntülere, uzun boyuyla, sarı, kabarık saçlarıyla, kuzininin locasından bana gönderdiği tebessümdeki sevgi vaadiyle, Mme de Guermantes'ınkini de ekledim... Françoise'ın tarifine göre düşesin izlediği yolu izleyecek, bu arada iki gün önce görmüş olduğum iki genç kızı tekrar görebilmek için bir okulla bir din dersinin dağılışını kaçırmamaya çalışacaktım... Ama bu arada, Mme de Guermantes'ın pırıltılı gülümsemesini ve bende bıraktığı tatlı hissi arasıra hatırlıyordum... Ne yaptığımı pek bilmeden, (bir kadının, kendisine hediye edilen değerli taştan düğmelerin bir elbisenin üzerinde nasıl duracağına bakması gibi) bu hisleri, uzun zamandır beslediğim, Albertine'in soğukluğunun, Gisèle'in vakitsiz gidişinin, ondan önce de, Gilberte'le kasıtlı ve fazla uzun süren ayrılığın serbest bıraktığı hayalperest düşüncelerin (mesela bir kadın tarafından sevilme, onunla ortak bir hayat yaşama düşüncesinin) yanına yerleştirmeyi deniyordum; sonra bu düşüncelere iki genç kızdan birinin veya ötekinin suretini yaklaştırıyor, hemen ardından tekrar düşesin anısını uyarlamaya çalışıyordum... Bu düşüncelerin yanında, Mme de Guermantes'ın Opera'daki anısı pek küçük bir şeydi, parıl parıl, upuzun bir kuyruklu yıldızın yanında ufak bir yıldızdı; üstelik Mme de Guermantes'ı tanımadan çok önce, bu düşünceleri çok iyi tanıyordum; anıya ise, aksine, bütünüyle sahip değildim; onu yakalayamadığım zamanlar oluyordu; içimde diğer güzel kadın suretleriyle aynı sıfatla gezinirken, sonra yavaş yavaş, kendisinden çok daha eski olan hayalperest düşüncelerimin tek ve kesin - diğer bütün kadın suretlerini dışlayan - çağrışımı haline geldiği saatlerde, onu en iyi hatırladığım bu birkaç saat içinde, bu anıyı tam olarak kavramaya çalışmalıydım; ama o sırada benim için ileride kazanacağı önemi bilmiyordum; Mme de Guermantes'la kendi içimde bir ilk randevu gibi hoştu sadece; bir ilk taslaktı, doğru olan, gerçek hayattan yola çıkarak yapılan, sahiden Mme de Guermantes olan tek taslaktı; oysa bu anı, kendisine dikkat etmeyi beceremeden elimde tutma mutluluğunu yaşadığım birkaç saat boyunca, beni büyülemiş olsa gerekti; çünkü sevda düşüncelerimin, o sırada henüz serbestçe, acele etmeden, yorulmadan, bir zorunluluk veya kaygı olmadan, dönüp dolaşıp geldiği yer, hep bu anıydı; daha sonra, bu düşünceler kendisini yavaş yavaş sabitleştirdikçe, onlardan daha fazla güç aldı, ama kendisi bulanıklaştı; kısa bir süre sonra da, artık bu anıyı bulamamaya başladım, tahayyüllerimde onu tamamen çarpıtıyor olmalıydım; çünkü Mme de Guermantes'ı her görüşümde, hayalimle gördüğüm arasında, her defasında farklı bir uçurum olduğunu farkediyordum... Tabii ki her gün Mme de Guermantes'ın sokağın tepesinde belirdiği anda, hâlâ uzun boyunu, kabarık saçların altındaki aydınlık bakışlı çehreyi, orada bulunmama sebep olan bütün bu şeyleri görüyordum; buna karşılık, birkaç saniye sonra, beni oraya götüren bu karşılaşmayı beklemiyormuş gibi görünmek amacıyla gözlerimi başka bir yöne çevirmişken, aynı hizaya geldiğimiz anda düşese baktığımda gördüğüm şey, açık havadan mı, ergenlik sivilcelerinden mi kaynaklandığını bilmediğim, kırmızı beneklerle dolu, her gün şaşırmış gibi yaparak verdiğim, görünüşe bakılırsa hoşlanmadığı selamıma gayet soğuk, Phaidra gecesinin kibarlığından uzak bir karşılık veren, somurtkan bir yüzdü... Buna rağmen, iki genç kızın anısının sevda düşüncelerime egemen olmak için, eşit şansa sahip olmadan Mme de Guermantes'ın anısıyla mücadele ettiği birkaç günün sonunda, rakipleri elenirken sanki kendi kendine en çok ortaya çıkan, bu anı oldu; sonunda, netice itibarıyla hâlâ iradî biçimde, adeta bile isteye seçerek bütün sevda düşüncelerimi aktardığım, Mme de Guermantes'ın anısı oldu... Din dersindeki kızları, sütçü kızı bir daha düşünmedim; bununla birlikte, sokakta aradığım şeyi, ne tiyatroda bir tebessümle vaat edilmiş sevgiyi, ne de sadece uzaktan öyle görünen silüeti ve sarı saçlar altındaki aydınlık çehreyi bir daha bulmayı ummuyordum artık... Artık Mme de Guermantes'ın nasıl biri olduğunu, onu nesinden tanıdığımı sorsalar söyleyemezdim; çünkü görünümünün birer parçası olan elbisesi ve şapkası gibi, çehresi de her gün değişiyordu...

    ...

  • Yeşil Hazretleri ``
    Yeşil Hazretleri ``

    Müphem...

    ...