Sahi hangi gündü
Samanyolu’na yürürken yolumuzu
Şaşırmış da bilinmezliğe toslamıştık…
Kaybetmek pahasına
Biraz başımıza buyruk biraz savurgandık
Gericilik, intikamı / Öç, iktidarı / Güç,baskıyı / Ego , saltanatı / Düzen, korkuyu...
Evet; hepsiyle yüzleştik ,ayrıştırıldık !
*
Peşine düşeceğimiz şeyler var bu yurtta
Umudun / Hak,hukuk ve adaletin / İnsancalığın / Yaşama sevincinin / Uygarlaşmanın / Sevginin / aşkın / hoşgörünün / erdemin…
Sahi,
Bulut güneşin abisi
Körfez kumsal limon bahçeleri
Hâlâ karanlık içindedir
Bir ağacın gölgesine
Boylu boyunca yaslanır sesin
nedense suyun dirliksizliği
mavinin soğuk yüzlü gülümseyişi var akşamda
.
u tarih beni ne yana götürür
Yüzüme her gün kim serper
Sancı tohumlarını
Ömrümü döngüsünde kıstıran zaman
Kaçıncı barikat bu tül perde gerisinden
Bakmak korkunç
BİR ŞAİR : Mehmet Ali Tan
BİR YAPIT : PANTOLONLU BULUT*
Ocak 2024’te KANGURU KİTAP’tan çıkmış Mehmet Ali TAN’ın PANTOLONLU BULUT* adlı şiir kitabı.Yıldız iminin karşılığı , bulunduğu sayfanın altına ‘’ (*) bu kitap adını,Mayakovski’nin aynı adı taşıyan şiirinden alınmıştır.’’ şeklinde dip notta açıklanmış.
Genel Yayın Yönetmenliğini Aydın Şimşek’in yaptığı ve Alp’e ithaf edilen PANTOLONLU BULUT 96 sayfadan oluşuyor. 87 şiir var.
İlk bakışta us oyunlarına çok giriştiğini görüyorsunuz Mehmet Ali TAN’ın.İroniyi olanak buldukça kullanmış.İnsanı hayrete düşüren sesleyişler mi dersiniz,nükteli söyleyişler mi dersiniz , klasik şiirimizin söz sanatlarından bazılarını anımsatan modernize örnekleri mi dersiniz … sıklıkla karşılaşıyorsunuz.
Yapıtın tamamına yakın sayfalarında ‘rakı’ sahne alıyor,dersem abartmamış olurum.Açık sözlülük hemen hemen her şiirde dikkat çekiyor. Doğrudan yapılıyor şiir yoluyla göndermeler. Bazılarında iç konuşmalar da yok değil.
sabaha yürüdü tükenmeyen pembe
döndü durdu sıcak nefeslerimiz
bitiştik birbirimize...
dışarıda serin sular kediler devredilen zamanlar
birçok yol var önüme çıkan
orada değilsen tümü de yalancı.
*
karşı karşıya oturamadık
ne çok dönence , ne çok kasım , ne çok gün , ne çok ses , ne çok ıraklık , ne çok şehir , ne çok kaldırım , ne çok gölge , ne çok yağmur , ne çok sözcük , ne çok akşam , ne çok rakı , ne çok yüz , ne çok yalnızlık , ne çok koku , ne çok gülümseme , ne çok susma , ne çok süzülüş ,ne çok şiir seni anımsatıyor bana...
hangi giz'den öncesin sen ?
hangi ünlemin içinde saklıdır mırıldanışlar ?
hangi yabancılaşma paramparça eder yaşamı ?
Bu sabahla başlar her dün
Uzar derinleri zorlayan kökler gibi
Anlarım ben'inden yarınlara niyetlendiğini
Bulutların gelmesini bekleyen çölüm sanki
Sol yanıma düşse bile sürüp gider bu sıla
Zerrelerime dek işlesen de kasıla kasıla




-
Serap Saylam Şen
-
Fahri Çinçik
-
Xalide Efendiyeva
Tüm YorumlarMuhteşem şiirin usta kalemini yürekten kutluyorum saygılarımla
Dayanılmazlıkların yüklerini taşır..bir tebessüm karşılığına..
imgeler kondurur içinden
kayıtlara geçmemiş şiirlerin..o aranan. arzulanan tebessüm
dev dalgaların arasında gün ışığı...yaladıkca sevdalı yürek atışını..başlar yaşamsal adımların en soylusu..
değerli dostum sayın ...
Kül oldu zaman
Kül oldu deniz.
Çözemedim beyaza iz bırakan dolambaçların zincirlerini
Hayatın labirenti