aşına,telaşına karıştır yüreğini
aç kaldığım geçmiş zaman yurtlarından
kopup geleyim yanına
diyecektim sana
durmaksızın sus sen
aşına,telaşına karıştır yüreğini
aç kaldığım geçmiş zaman yurtlarından
kopup geleyim yanına
diyecektim sana
durmaksızın sus sen
Geldim ki nisanı burgaçlayan ellerin
Vakitsizliğe dolalı öylece duruyordu
Göğsüne bastırılmış yollardı ıssızlığı soluyan
,
Kesici ayazlar…Sokak lambaları alnıma şavkıyor.Retinaya ölü pervaneler düşüyor.
Kocaman bir hüznü kucaklamaya çalışıyor kollarım…
Bilincimizin üzerindeki Ağırlığı Kaldırabilmek
Gün geçtikçe daha da çıkmaza giriyor gibi üstelik…Hukuk’un bir kavram olarak anlamını, bizim için tam olarak ne ifade ettiğini sorgulamaktan daha başka değerlendirmek ve dışa vurmak gerek.
Hak, Hukuk ve Adalet dediğimiz üçlü bağın derinliğini içselleştirmek her şeyden önce bir aidiyet sorunu. Yıllardır ulusça dilimizde tütüyor olması bundan kaynaklanıyor.
uykuda nasıl da çırpınıyor şafak
gel kurtar onu gömüldüğü girdaptan
sen neredesin, bilsem
gökte ay yerde Yeşilırmak...
Albümde duran o resim
Eski desem eski değil
Durduk yere neden susar ki şimdi
.
Oysa adı aşktır onun
Belki çağla badem belki can eriği,
acı bir imlâ bu geç yazılıp çabuk okunan
erken girişilen sus gibi
durağı değiştirilen ırmaklar kadar masum...
azar azar sarkıyor gözlerim
bir harf durup durup çarpıyor o sözcüğe
alnımda kazılı sessizlikleri yükleyip kaçırıyor kağıttan gemiler
bir seda yalpalıyor gecede




-
Serap Saylam Şen
-
Fahri Çinçik
-
Xalide Efendiyeva
Tüm YorumlarMuhteşem şiirin usta kalemini yürekten kutluyorum saygılarımla
Dayanılmazlıkların yüklerini taşır..bir tebessüm karşılığına..
imgeler kondurur içinden
kayıtlara geçmemiş şiirlerin..o aranan. arzulanan tebessüm
dev dalgaların arasında gün ışığı...yaladıkca sevdalı yürek atışını..başlar yaşamsal adımların en soylusu..
değerli dostum sayın ...
Kül oldu zaman
Kül oldu deniz.
Çözemedim beyaza iz bırakan dolambaçların zincirlerini
Hayatın labirenti