Fobi (phobie/Fr),diye bildiğimiz sözcüğe şöyle bir anlam geliştiriyor sözlükler :
‘’Belirli nesneler ya da durumlar karşısında duyulan olağandışı güçlü korku,yılgı ‘’
Söz gelimi bir çatalın görüntüsünden korkulur mu korkulmaz mı? Peşine düşmek istiyorsanız eğer karşılaştığımız her insana bu soruyu sormamız gerekir.
Öyle tuhaf fobiler var ki! Örnekleyelim : fikir fobisi (alladoxaphobia), yürüme fobisi (ambulophobia), oturma fobisi (cathisophobia),rakam fobisi (arithmophobia),toz fobisi (amathophobia),yer çekimi fobisi (barophobia),tavuk fobisi (alektoroopfobia)…Listeyi uzatmak olası.
Ama öyle bir fobi var ki ,başlı başına bir felsefi tartışma konusu olduğunda birleşiyor bilim insanları.Büyüleyici,yıkıcı ve eğlenceli bir algısı var !
‘’PHOBİPHOBİA’’diye adlandırılan bu tür için ‘fobi sahibi olma fobisi’ karşılığını veriyor sözlükler…
dilde şiir şaşkınlığı ,çözülmeyen giz
ağlamaklı akıyor kristal bahçelerden
işte yığın yığın geçiyoruz seninle
üstleri tüy kaplı uykusuzluklardan
Mart da tükenmek üzere
Yağmurlar yağmaya başlar ve
Kollarım şemsiyenin gönlünü almaktan yorulur
Ebemkuşaklarının renkleri düşer ayrık otlarının çimenlerin üstüne.
Kiraz çiçekleri sevişmeye kalkışırlar özlemlerini bastırmak için imbatlarla…
bu nisan başka nisanlara hiç benzemiyor, dedi kız; sessizce geldi, hışımla sürmeye başladı ve nasıl gideceğini bilmiyoruz…mart iç sıkıntılarımızı kabartarak çekip gitti. hiçbir tahminim yok yarınlara , kestirmek zor, demeyi eklemedi.
oysa daha düne değin yazdan kalma bir hava vardı buralarda. Sabahleyin bir kelebeği ötelerden sessizce gelip begonvilin körpe pembe çiçeklerinden birine tutunmaya çalışırken görmüştüm. Derken ilkin bir çise peşinden apansız bastıran kar …
süzülerek düştü erik çiçekleri…
karşıdaki inşaatın son katında çalışan işçiler güçlük içinde, yaktıkları ateşin etrafını çevrelediler. hızını artıran kar tipiye dönüşünce etraf tanınmaz duruma geldi.
sokağın ana caddeye açıldığı köşedeki sedir ağacının gövdesine kendilerini yarı gizlemeye çalışan liseli kız ve oğlanın üzerlerinden adeta bir şelale suyunu boşalmaktaydı.
bu akşam burada saatlerce kalabilmeliydik, dedi oğlan. Biliyor musun şöyle usul usul yürür, şu karşıdaki cafede sapıp; sana bir bardak kahve, kendime çay alırdım, diye söylendi.
Avuçlarını kayalardan yonttuğum kınalarla
doldurdum
Kıskandı dağ çiçekleri çılgına döndüler
Bize bambaşka bir ad ver diyerek
Irmağa yalvarıyordum ki
..................?.................
-
venüs
fısıltıları varmış orada
o
akşam
Kıyısında kızılcık ağaçları
Karşı bahçenin
Uzun bir günün sonu.Güneş düşüp kayboluyor ötede
Herkes görüyor gece görücüye çıkacak olan yerdeki ateş böceklerini.
Aynı sevda büyüyor içimde
Tüm Türkiye’ye dalga dalga yayılan bir olay salt İstanbul’da yaşayanları değil ülkemizdeki bütün yurttaşları etkiliyor.
Hukuk yoluyla politikayı biçimlendirmeye dönük bir mühendislik! Sistematik,kararlı ve ağır sonuçlar doğuracak türden; daha kestirmeden söylemek gerekirse yarınlarımıza yönelik ve yaşamsal.
Bu nedenle olaya ‘İMAMOĞLU SORUNU’demek hafif kalıyor.
İki gündür ekranlara kilitlendik.Saraçhane Meydanı’ndaki kalabalıklar ve ora üzerinden yapılan konuşmalar,arayışlar,meydan okuyuşlar…
Yüzleştiklerimiz başka bir ‘arkası yarın’ın parça parça sunuluşu.Başka türlü yola çıkışların gündemi.
sabırsızlığı çoğaltıyor onun tek kaşığı
gurubun sapa durağında
susuşunla yer değiştiriyor özlem
hangi vakte değin sarkarsa dayanmak
Geç kaldınız
Vurur giderdim suyun yüzünde
Seke seke / taşın en kalın sesiyle
Bölerdim aynaları




-
Serap Saylam Şen
-
Fahri Çinçik
-
Xalide Efendiyeva
Tüm YorumlarMuhteşem şiirin usta kalemini yürekten kutluyorum saygılarımla
Dayanılmazlıkların yüklerini taşır..bir tebessüm karşılığına..
imgeler kondurur içinden
kayıtlara geçmemiş şiirlerin..o aranan. arzulanan tebessüm
dev dalgaların arasında gün ışığı...yaladıkca sevdalı yürek atışını..başlar yaşamsal adımların en soylusu..
değerli dostum sayın ...
Kül oldu zaman
Kül oldu deniz.
Çözemedim beyaza iz bırakan dolambaçların zincirlerini
Hayatın labirenti