Uyuyupta ,
Derin bir uykudan,
Uyanmış gibiyim.
Yedi uyurlar gibi...
Uyandığımda,
Uzun yıllar önce,
Başında,
Spor bir kasket vardı.
Siyahı hiç görünmeyen,
Beyazlarla kaplı,
At kuyruğu saçları,
Kasketin arka boşluğundan ,
Bir kuş çırpınışıyla uyan,
Tren çığlığı gibi duy yüreğinde,
Kardan bir çığa dönüş,
Ve sonra,
Dökül yeryüzüne pul pul…
İşte diyeceksin!
“Yarım kiloğram,
Domates lütfen! “ diyorum,
“Abi!, bir kiloğram olsun,” diyor.
“Yalnızım,
Tek başıma yenmiyor.” diyorum.
“Abi! ,
En son,
Ne zaman bir çiçeğe dokundun?
Ne zaman kokusunu çektin?
Ciğerlerine mor sümbülün…
Bedenimin yönlendirdiği,
Ayaklarımın alıştığı,
Gün doğarken,
Güneşten altın gerdanlıklar
Takıyorum
Boynuma…
Güneş ışınları,
Isıtırken bedenimi
Ufuklarımız,
Kör duman içinde.
O gökyüzü,
Kıyısız...
O dağlar,bulutlar,
O koskocaman denizler,
rengarenkti
güne yeni doğan umutlarım
bir çınar ağacı altında
maviyle başladı sevdalıklarım
gök mavi, yer mavi
dudaklarından dökülen
Cılkı çıkmıştı yaşamın
Gün geçtikçe
Serpilip gümrahlaştı yoksulluk...
Boğazımda acı bir yaşam güncesi,
Batıp duruyor,
Ve gözlerimde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!