Selam gönül, selam yar
Sen dağ yellerinin ötesinde;
ben su kenarında, sazın sesine yakın.
Gurbet sana dağ kokar, bana dalgalı bir hasret.
Ama bilirim: aynı gök örter ikimizi de,
aynı sabah doğar dağına da denizine de.
Ellerim
başkalarının düşen yıldızlarını
tutmak için açıldı.
O kadar yıldız tuttum ki,
Avuçlarımdan
ışık sızıyor
Bir akşam vaktiydi
Ellerin düştü ellerimden usulca
Gidişin bir yaprağın sonbaharı sanki
Bir yıldızın kayıp gökyüzünde kayboluşu
gibiydi
Avuçlarımda, bir avuç yokluk kaldı
Herkes geceyi siyah sanır.
Yanılır.
Gece siyah değildir;
gece, günün bütün renklerinin
usulca birbirine sarılıp
uyuduğu andır.
Gece herkes uykuda
Farklı rüyaların içindeler
Ya ben?
Yarı uyur, yarı uyanık
Direnirken gözlerim karanlığa
Gece uzun sürüyor sensiz odalarda
Saatler geçmiyor eski yaralarda
Adını koymuşum sessiz duvarlara
Bir sen dönsen dünyam canlanır
Penceremde bekler yorgun bir rüzgar
Bir serçe kondu pencereme
Gagasında bir tutam sabah
"Al" dedi "bu sana
Geceyi unut diye"
Bazı aşklar
Tam zamanında gelmez
Bir kalbe misafir olur
Ama ev sahibi hazır değildir.
Ben seni
l.
Yalancı rüyaların pembe hayallerinde kalmış gibiydi akşam
Kırık bir testiydi sanki zamansız sessizliklerin mevsimi
Ve ben gidemedim yine
Donuk gözlerle baktım rüzgarın yedi rengine
Bir yanım kala kaldı o tozlu eski mahallede
Sen gidince
Evin içine sensizlik çöktü.
Duvarlar daha yüksek
Yalnızlık daha uzun oldu
Adını söylemedim kimselere




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!