Sen bir başka baharsın bende
Daha yanık daha hoyrat
Tenimin isyankar çocuğu
Gözlerin dağların özlemidir
Saçların firari bir nehir
Uzaklarda bir deniz,
Bir martı,
Bir erguvan ağacı...
Ve ben,
Hep aynı yerde,
Aynı akşamı yaşarım;
Mevsimi çoktan geçmiş bir gurbet ilanı
Sanki bir kentten göçmek gibi uykularından
Hafızana sığdırdın o bir avuç anı
Aslında bir ömrün darmadağınık geçmişidir
Gitmek
Birden döküldü içimden ağaran boşluklar
Sürgün yemiş mevsimlerden birine
Kırmızıya varan yorgunluklar topladım
Gövdeme sığmayan çağrılarla yürüdüm
Bir yangındı yalnızlığın rengi
Ben çiseleyen yağmuru severim,
bir de göğün içini döktüğü akşamları…
Camda kalan bir damlanın
koca bir ömrü hatırlatmasını.
Mevsimleri severim;
Ben Nafiz oğlu Nafiz
Nevi şahsına münhasır biriyim
Öyle havalı laflarım yoktur
Yolunda yorulduğum memleket sevdalısıyım
Arada bir duygularımı dökerim kağıtlara
Kendimce şairim biraz
Herkes uyurken
Geceler beni uyutmadı
Onların rüyaları aydınlık
Benim gözlerim
Zifiri karanlıkta kaldı.
Çiy Taneleri
Her biri bir dünya taşır içinde
Güneş vurunca
Binlerce gökyüzü açılır
yaprakların ucunda
Artık hüzün mevsimidir bu
ayrılıklar bir yaprak dökümüyle başlar.
Rüzgârın hoyratça savurduğu
o sarı umutsuzluk...
Bir zamanlar yeşil bir ümitti dallarda,
şimdi gözlerimde kuruyan bir vedadır.
Daha demin buradaydı çocukluğum
Sokak aralarında koşan o yalın ayak sesler
Bir varmış diyorum şimdi
Bir varmış...
Anlatılan eski Bir hikaye gibi
sanki rüzgar...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!