Yeşil yeşil
İki zeytin çekirdeği gözlerin
Sanki bin yıllık sevdanın
İçimdeki saklı zindanı
Sararmış umutları
Bir sonbahar ihaneti sanma
Rüzgar hafiften esiyor
Tenine değiyor sonra bana geliyor
Gülümsüyorsun öyle
İçim ısınıyor
Ne söylesem az gelir
Gülüşünde iki Gamze beni vurdu tam kalbimden
Dünya döner durur şimdi bir sen varsın gözümden
Ellerim titrer kavuşunca sözlerim düğümlenir
Bir deli rüzgar gibi sevmek işte sana çare değil mi?
Aynalara sorar oldum, Bu bakış neyin nesi
Gül dediğin nedir ki?
Kırmızı bir anı
Dikenli bir ömür
Koklanır ve unutulur
Ama yaşamak
Akşamın alacasında bir yer,
Bir demir parmaklık gibi soğuk,
Bir yürek yangını gibi sıcak...
Gün batımı, sen ne garip sevgilisin.
Her akşam biraz daha soluyor yüzün,
Güz gelir yaprak dökülür
Dallarım bomboş kalır
Sen de gittin o gün, neden
Kalbim sonbaharda kalır
Gün doğar ben uyanamam
Baharı kırmızı gördüm
Bir güvercinin ürken tavırlarında
Yazı beyaz gördüm gözü mavi bir yalnızlıkta
Kış yanık bir türkünün altında saklanan filizdi
Aynı ağaca baktık
Hangi sarhoşluk bu, bilmem ki neyin nesi?
Gözlerim ufukta, aklım denizde...
İçmedim ama başım dönüyor,
Bir gülüşün var, yokluğun denizde.
Hangi sarhoşluk bu, şaraptan değil?
Ellerinde İzmir kokusu,
Gözlerinde yılların yorgunluğu.
Bilsen,
Seni bir eylül sabahı gibi özledim.
Yapraklar dökülürken sarı ve kahverengi,
Ve bir çocuk ağlarken arka sokakta.
Seni sevmek
İçimde bir memleket haliydi
Hangi mevsimde açtığını bilmediğim
Ve dağların ardında kaldığı için
Hasreti çekilen
Bir çiçek gibi...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!