Gittin ya
Kaldı elimde dumanı tüten bir türkü
Bir ayrılık kadar sıcak bir hasret kadar acı
Gecenin mahmurluğu çöküyor odama
Duvarlar üstüme geliyor
Tavan göğsüme çöküyor sanki
Geceyi topluyorum kirpiklerimle
Yıldızlar dökülüyor tutamıyorum
Sana anlatacak bir masalım vardı
Unuttum şimdi, unuttum sevgili
Rüzgar alıp götürdü kelimeleri
Kaldım yapayalnız bir fanusun içinde...
İşte yine o vakit
Gün bitmiş bir türkünün
Son namesi gibi sustu
Bulutlar unutulmuş bir düşten tamam
Artakalan renkler
Bir hüzün geçiyor sokaklardan
I
İzmir sen yaralı bir martısın
Göğsünde hüzün taşıyan
Kanatlarında eski yangınların izi
Yine de uçuyorsun masmavi denizinde
I
İzmir
Senin sokaklarında
Sevmek, bir limana dönüşmektir
Bir sığınak, bir yolculuk
Akşam yine eski bir meyhaneye iniyor
Camlarda is, sokaklarda yorgun bir lacivert
meyhanenin en sessiz köşesinde
ince belli bir kadın oturur—
narin ve yalnız
Eskiden bahar vardı,
Şimdi mevsimlerin adı sen oldun.
Kar yağdı mı, sen gelirsin aklıma,
Yağmur yağdı mı, gözlerin.
Eylül sensin,
Nisan sensin,
Eylül akşamları
soğuk bir rüzgar vurur yüzüne
kış geliyor der gibi...
Öyle titrek bakıp durursun etrafa
yalnızlığa demir attım der gibi...
Ey Eylül, sen ki hüznün şairiydin!
Nasıl oldu da unuttun en sadık dostunu
Belki de hüzün, artık sana küstü
Belki de biz onu hak etmiyoruz artık
Ama ben yine de bekleyeceğim
Bir Eylül akşamı hüzün geri gelecek
Bir Eylül akşamıydı
Bütün yapraklar sarıydı
Bütün gökyüzü gri idi
Bütün şehir hüzünlüydü.
Bir tek senin gözlerin yeşil kalan
Bir tek senin gözlerin...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!