I
İzmir sen yaralı bir martısın
Göğsünde hüzün taşıyan
Kanatlarında eski yangınların izi
Yine de uçuyorsun masmavi denizinde
I
İzmir
Senin sokaklarında
Sevmek, bir limana dönüşmektir
Bir sığınak, bir yolculuk
Eskiden bahar vardı,
Şimdi mevsimlerin adı sen oldun.
Kar yağdı mı, sen gelirsin aklıma,
Yağmur yağdı mı, gözlerin.
Eylül sensin,
Nisan sensin,
Bir akşam vaktiydi
Ellerin düştü ellerimden usulca
Gidişin bir yaprağın sonbaharı sanki
Bir yıldızın kayıp gökyüzünde kayboluşu
gibiydi
Avuçlarımda, bir avuç yokluk kaldı
Bir serçe kondu pencereme
Gagasında bir tutam sabah
"Al" dedi "bu sana
Geceyi unut diye"
Bazı aşklar
Tam zamanında gelmez
Bir kalbe misafir olur
Ama ev sahibi hazır değildir.
Ben seni
Sen gidince
Evin içine sensizlik çöktü.
Duvarlar daha yüksek
Yalnızlık daha uzun oldu
Adını söylemedim kimselere
Bir yanım bağrı yanık bir türkü
Öte yanım kurşun yemiş bir turna
Gitmek desen yürek sürgünü
Kalmak desen ateşe su vermek gibi
Hangisi kolay söyle
Ölmek mi İnce İnce yaşamak mı gün gün
Gözlerin
Bir ihtimalin kıyısında durmuş da
Vazgeçememiş gibiler
Ne tam yaz ne kar altında bir kış
Bir sonbahar gibi mahsun
Bir ilkbahar kadar kıpır kıpır
Yeşil yeşil
İki zeytin çekirdeği gözlerin
Sanki bin yıllık sevdanın
İçimdeki saklı zindanı
Sararmış umutları
Bir sonbahar ihaneti sanma




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!