Bir yanım bağrı yanık bir türkü
Öte yanım kurşun yemiş bir turna
Gitmek desen yürek sürgünü
Kalmak desen ateşe su vermek gibi
Hangisi kolay söyle
Ölmek mi İnce İnce yaşamak mı gün gün
Gözlerin
Bir ihtimalin kıyısında durmuş da
Vazgeçememiş gibiler
Ne tam yaz ne kar altında bir kış
Bir sonbahar gibi mahsun
Bir ilkbahar kadar kıpır kıpır
Yeşil yeşil
İki zeytin çekirdeği gözlerin
Sanki bin yıllık sevdanın
İçimdeki saklı zindanı
Sararmış umutları
Bir sonbahar ihaneti sanma
Seni sevmek
İçimde bir memleket haliydi
Hangi mevsimde açtığını bilmediğim
Ve dağların ardında kaldığı için
Hasreti çekilen
Bir çiçek gibi...
Ben siyah sen beyaz
İki farklı renk olsak da
Birbirimizi tamamlayınız
Ne yalnız karanlık
Ne yalnız aydınlık
Hayat hep siyah beyaz başlar
Zaman içinde zaman kaybolur
Anılar dipsiz kuyulara çekilir
Hafızaları bulanıklaşır
Yaprak döker insan ilkbaharda
Unutulur saklı sevdalar
Ve gün gelir silinir tüm hafıza
Bir düş gibi gelme
Uyanırsam kırılır her şey
Gel de kal
Gel de kal ki
Zaman senden yana aksın biraz
Sabahları içime uğramıyor
Gözlerim açılıyor zifiri bir karanlığa
Zaman geçmek bilmiyor
Başka hayatlarda buluyorum kendimi
Susmanın bile sustuğu bir hali düşünemiyorum
Düşünsem de
İçtim hayatı bardaktan
Lafımı esirgemem, yakarım
Tatlıysa şeker gibi
Ağırsa rakı gibi
Ama içtim dibine kadar
(Torunlarım Demir ve Göktürk'e)
Demir
Adın ağır
Gülüşün hafif
Elini tuttuğumda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!