Bu akşam deniz kokusu getirdim
Sessizce bıraktım sofraya
Akşamın payına düşeni
Ellerin ömür kokuyor
Zeytin dalı gibi kırılmış
İçimde bir akşam vakti
Sonbahar demek
Yaprağın düşmesi demek değil
Koca bir yazın
Sıcak ve kavgalı
Akrep gibi sokan günleri
Bitirmek
Bir hüznü anlatırlar sonbahar deyince
Oysa ben senin gözlerini bilirim
Yaprak döker gibi döker içimi
Her sabah uyanan o yeşil beste ile
Senin gözlerin ıslak toprak kokar
Bir sonbahar akşamıdır, yaprak dökümünü bekler
Sokaklar yalnızlığın sisiyle ıslanırken
Ben seni düşünürüm, yeşil gözlü sevgilim
Gözlerin vurur sokağa, yağmurun önünden geçen
Nasıl da yakışırdı o gözler, bu kasım akşamına
Biraz yağmur biraz yalnızlık biraz sen
Deniz kurşuni yapraklar kahverengi ve sarı
Sonbahar bir akşam güneşi gibi çekildi gönlümden
Kaldırımlar sarıya keser ağaçlar çırılçıplak
Koyu mavi bir akşamın serinliği gibi
Her hüznün içinde bir sen varsın
Bir hüzün tazeliğidir düşen her yaprak
Sarı bir güneş yalımı, kızıl bir yelpaze
Göklerden süzülen ışıltı, toprağa yazılan bir methiye
Esen yel bir ressamın fırçası dokunduğu her dala
Ateşten Bir de sen sessiz bir ilahi bırakır
Mart geldi, ben sonbaharı gördüm sokaklarda
Açan erguvanlar içimdeki mutluluğu söndürdü
Yeşeren dallar ıslak bir elveda taşıyordu
Aydınlık uzadı akşamlara, ben karanlığa hazırlandım
Sanki gün gün biraz daha azalıyor güneşin parlaklığı
Bir adım daha yaklaş akşama
Başını göğsüme bırak
Duygular içimizde devleşsin
O hiç yaşanmamış ihtimallerle
Bazen sohbeti hiç çekilmez
Başımın içinde karanlık bir nehir çalıyor
Akıyor sessiz sabırlı ve bilinmeyene
An olur dalgaları düşlerime çarpar
Dillerim lal
Gözlerim anlamsız kalbimde endişe
Susarak konuşmak bu olsa gerek
(Epstein Dosyaları)
Çocuksun sen
Ve bu dünya sana göre değil
Senin gözlerinde mavi bir umut
Yüreğinde masum hayaller olmalı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!