Öğle bir kale’ki, girmek imkansız
Gönül kapısında, kaldım amansız
Sazım feryad eder, duyup insafsız
Sur dışından, sur içine almıyor
Gök kubbe titriyor, intizarımdan
Ömrümde bir mevsim var o’da bitmeyen bir kış
Buzul olmuş kalbimde aşktan titreyen yakış
Döktüğüm yaşlardandır sana attığım bakış
Sanma ki seni öyle boşuna kınıyorum
Dağlara, bozkırlara, laleyi, gülü çimi
Yol göründü gidiyorum diyorsun
Hele söyle senin kalbin taş mıdır
Bilmem neden sen bu haltı yiyorsun
Hele söyle senin kalbin taş mıdır
Sana nasıl anlatsam ki, derince
Ey sevgili bundan böyle sağ değil
Yücesine erişilmez dağ değil
Gün aşırı bülbül öten bağ değil
Gül görmemiş köy merası say beni
Dışlanınca çok saydığım ahiden
Hiç ağlama, can ciğerim boşuna
Zaman bitti, artık bizden iş geçti
Bu bir gerçek, gitmesede hoşuna
Ölümüne sevmek için, yaş geçti
Sen nazlıydın, ben havalı bir zaman
Sevdalı gönlümün, dermanı sendin
Terk edince sanki, murada erdin
Nerde kaldı sözün, nerde inancın
Seninle ölüme, giderim derdin
Beni bir tebessüm, bir merhabaya
Aileler dağıldık.megapollerde
Bir bir telef olduk, yaban ellerde
Kazanlar, tencere, oldu evlerde
Bizi yoksulluğa, saldılar baba
Uzakta tutarak, olanaklardan
Sözüm geçmez benim bana
Kimse gelmez imdadıma
Yaşıyorum inadına
Nafile yere nafile
Sevme derim yine sever
Dertlerimi sıra, sıra, toparladım kalbimde
Bir baksanız neler var, kalbimin arşivinde
Neşeden zevkten başka, ne yokturki içinde
İşte ben bu dertlerle, bu kalple yaşıyorum
Yarısı dert doluysa, yarısında özler var
Ne olursun seher yeli
Yalvarırım esme bugün
Alev gözlüm gelir belki
Yollarını kesme bugün
Kurşunlara dönüp bakmam Dolsa bağrıma




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!