Komşunun çayırlarına
Girmiş elin inekleri
Taze taze kan emiyor
Yeni dünya sinekleri
Ortadoğu elden gitti
Öğle bir kale’ki, girmek imkansız
Gönül kapısında, kaldım amansız
Sazım feryad eder, duyup insafsız
Sur dışından, sur içine almıyor
Gök kubbe titriyor, intizarımdan
Ömrümde bir mevsim var o’da bitmeyen bir kış
Buzul olmuş kalbimde aşktan titreyen yakış
Döktüğüm yaşlardandır sana attığım bakış
Sanma ki seni öyle boşuna kınıyorum
Dağlara, bozkırlara, laleyi, gülü çimi
Yol göründü gidiyorum diyorsun
Hele söyle senin kalbin taş mıdır
Bilmem neden sen bu haltı yiyorsun
Hele söyle senin kalbin taş mıdır
Sana nasıl anlatsam ki, derince
Ey sevgili bundan böyle sağ değil
Yücesine erişilmez dağ değil
Gün aşırı bülbül öten bağ değil
Gül görmemiş köy merası say beni
Dışlanınca çok saydığım ahiden
Hiç ağlama, can ciğerim boşuna
Zaman bitti, artık bizden iş geçti
Bu bir gerçek, gitmesede hoşuna
Ölümüne sevmek için, yaş geçti
Sen nazlıydın, ben havalı bir zaman
Sevdalı gönlümün, dermanı sendin
Terk edince sanki, murada erdin
Nerde kaldı sözün, nerde inancın
Seninle ölüme, giderim derdin
Beni bir tebessüm, bir merhabaya
Gözlerimin çeşmesine avuç uzat içeceksen
Al eline orağını işte boynum biçeceksen
Ama, sakın bana gelme çektiğini görmek için
Sevda dolu yüreğimin yakasına ilişeceksen
Bil ki seyran yeri değil gül diyarı o meydanın
Kahpe dünya, senin düzenin batsın
Çağlayanlar gibi, göz yaşın aksın
İnim, inim inleyip, anan ağlasın
Bizi bu dertlere, saldığın için
Canın yok, canlın var, canavar gibi
Geziyorum sahilde
Deli gibi dertlice
Haticesiz yüreğim
Yanıyor ince, ince
Haticem sen Haticem




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!