İmkânı yok konuşmanın
Gelip sana kavuşmanın
Ben yine de buluşmanın
Yoluna düştüm yoluna
Değil sevda tokluğunun
Mekanın olmadan divane serde
Razıydım düşseydim çekilmez derde
Keşke ölseydimde bir meçhül yerde
Senin hasretinle kavrulmasaydım
Kavrulmasaydım kavrulmasaydım
Kar bassa da içimi temmuzun sıcağında
Bir sevda boranının yanarım ocağında
Namerdim üzülürsem ölsem de kucağında
Yeter ki bir saniye eli elimde olsun
Elin başkasına değdi
Başımı yerlere eğdi
Benden istediğin neydi
Neydi, neydi be canım
Yaptıkların bir son bulsun
Bu rüzgârın karşısında
Sallanmayan dal mı kalır
Hüzün hicran çarşısında
Dile nispet bal mı kalır
Her şey biterken bir anda
Tipi boran başım eğdi
Kanatlarım yere değdi
Deli gönül yükseklerden
Uçmak senin neyineydi
Gözün aydın düştün işte
Doldurdu içime dert yığın yığın
Her yerde her zaman her gayrılığın
Şimdi bu saatte bu ayrılığın
Neyini hayıra yorayım gönül
Söyle bana senin bu muydu azın
Değişmeyen yetkim
Bitmeyen gücüm olsaydı,
Nufüsunun nereye ineceğini bilmiyorum,amma...
Düzenini,öyle yerle bir ederdimki
Kalıntılarından,eser bile kalmazdı.
Şu üç günlük dünya için
Ödenilen bedele bak
Zaten yarım aklım vardı
Manyak olacağım manyak
Hergün ölüm hergün ölüm
Hele bakın şu feleğin işine
Eller sıkmış boğazımı
O; durmuş göz ediyor
Ciğerimi takmış kızgın şişine
Olanlara aldırmadan
Özümü köz ediyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!