Al kanlara boyadılar Hüseyni
Kerbela çölünde kestiler suyu
Kırdılar o en mukaddesimin soyunu
Ağlar Zeynep anam gardaşım diye
Zalimler kuşattı nurun neslini
Güneş devrilmiş bir kadeh gibi ufukta
Rengi solmuş tepelerin ardından sızıyor
Sokak lambaları birer birer uyanırken
İçimde bir yerlerde bir şehir susuyor
Hiç gidilmemiş yolların yorgunluğu var
Ağlarsam feryadım arşa yükselir
Derdimi bilmeyen delidir sanır
Ettiğim dualar yarab sanadır
O kulunu af etme iki cihanda
Aklımla oynayıp deli etti beni
Öyle yoruldum ki bu yaşantımdan
Sorup durmayın artık iyi değilim
Haklıda haksız da umrumda değil
Bildiğim birşey var iyi değilim
Yollar tükendi hep menzil görünmez
İyi Değilim
Güneşin doğuşunda bir eksiklik var bugün
Renkler solgun sesler uzaktan geliyor sanki
İçimde tarif edemediğim bir sessizlik
Bir kıyısı olmayan deniz gibiyim alabildiğine sakin ama derin ve acılar dolu
Kaç Şiir Kaldı Vuslata
Sana kavuşmaya kaç şiir kaldı diye sordum geceye
Ay sustu yıldızlar çekildi kendi derin hecesine
Mürekkebin bittiği yerde başlıyor asıl hikaye
Kağıt beyaz bir kefen gibi seriliyor özlemine
Muradın bağrında derdi biter mi
Yanan ocağında duman tüter mi
Feryadı figanı hakka gidermi
Gönül sarayını yıkar felekler
Kader bu çileyi ömrüne biçer
Öyle biriydiki herkes severdi
Söylediği herkelime gerçekti
Yalan ona uğramazdı
Melek gibiydi herkez hata yapar
O yapmazdı
İnsanların güveni ona sonsuz
Herşeyi bırakıp giderdim amma
Hayallerim sende kaldı gidemiyorum
Kapında yatmazdım adını anmazdım amma
Kahretsin seni kalpten atamıyorum
Duymuyor sesimi kendi kulağım
Ben ne fırtınalar gördüm ne ayazlarda kaldım
Kimsenin rüzgarı sallamaz beni
Ben ne yangınlar depremler gördüm
Kimsenin cemali yandırmaz beni
Su olup akarım yolu bulurum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!