Ne dostluklar kalmış
Ne vefa bilen
Savrulup durmuşum hep ömrüm yelinden
Geceler hazin
Gündüzler hüzzam
Ey Ömerim Eyüphanım iki gözümün nuru fidanlarım
Size bu dünyadan kalacak en büyük mirasım bu satırlarım
Dinleyin babanızın kalbinden dökülen son kelamları
Kulağınıza küpe yapın size emanet ettiğim bu sözleri
Hayat dediğin bir varmış bir yokmuş misali akar gider
Yıktım duvarları geçtim o çıkmazlardan
Kendi gölgemden başka bir yoldaş aramam artık
Mağrurlaştı gönül eğilmez artık başım
Kimseyede eyvallah etmem artık birdaha
Gördüm maskelerin ardındaki o sahte yüzleri
Çarşı pazara inmeye korkuyorum artık
İşten eve evden işe
Nasıl bir düzene girdik
Nasıl bir hayat yaşıyoruz çözemiyorum
On saat çalışıp üç kuruş alıyoruz
Daha eve gelmeden bitirip şaşıyoruz
Geldi geçti yalan ömrüm
Bir rüzgardı esti bitti
Göz açıp yummuşum gibi
Gençlik kuştu uçtu gitti
Gah ağladım gah güldüm ben
Belli olmaz artık sonum sensizliğe gidiyorum
tüm yollarım meçhullere sırra doğru gidiyorum
tek yoldaşım bir sigara ömrüm diye içiyorum
rest çektim ben azraile ecelime gidiyorum
Zaferini kutla ben mağlup oldum
Unutamam dediğim gözlerinden
Dayanamam dediğim masumiyetinden
Gidiyorum artık hoşçakal sevgili
Her defasında kendimi senin gizemlerinde
sen giderken yağmur yağıyordu
senin ellerin soğuktu
benim kalbimden kan damlıyordu
o eski arabanın kaloriferi bile ısıtmadı
gidişinin rüzgarıyla savrulan titreyen bedenimi
sanki herşey bu gidişe karşıydı
Gönlüm sana tutsaktı sen onu azat ettin
Karanlık zindanımda parlayan bir güneştin
Zincirlerimi çözerken beni hiç görmedin
Beni azat ederek aslında sen tükettin
Ama kanatlarım kırık aklım hala o eski yerde
Esaretin bile güzeldi senin o zalim sarayında
Gönül sarayını yıktın da gittin
Beni hasretinle yaktın da gittin
Bir vedayı bile çok gördün ama
Ömrümü yollara döktün de gittin
Söndü ışıklarım karardı dünyam




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!