dünyada artık kimse o dili konuşmuyor
sadece ben
onu da tam sayılmaz
bazı kelimeler önce eşyaları terk etti
sonra insanları
ekmek vardı
Evimizin altında bir kuyu vardı
Kimse ne zaman kazıldığını bilmezdi
Yalnızca annem
her sabah biraz daha eğilerek
onun ağzından su çekerdi
Suyun bir tadı yoktu
henüz sen yoksun
bu yüzden dünya seni yanlış hatırlıyor
bir yerde doğum tarihin silinmiş
bir yerde mezar taşın hazır
ikisi de aynı memurun masasından çıkmış olabilir
zaman böyle bir şey
önüme bir dosya koydular
iki yüz
bir soyadı
bir ülke
bir tarih
birkaç kalıtsal arıza
bu sabah pencerenin ağzında
boş bir sandalye vardı
oturmadım
çünkü bazı sandalyeler
insanın ağırlığını değil
kararını taşır
beden
insanın içine kapatıldığı
ıslak bir torba
dışarıdan bakınca
deri
içeriden bakınca
Dün gece yastığımın altından bir gökkuşağı çıktı,
yedinci rengi eksikti.
Yemeğe tuz diye ekledim,
şimdi tabağım şarkı söylüyor.
İstasyonda bir bavul gördüm,
karanlığın içinde bir aralık
aralığın içinde daha dar bir aralık
orada
hiçbir şey yok
ama hiçbir şey
seni görüyor
o hala uyanmamıştı
sadece gözlerini açtı
perde aralığından içeri giren ışık
odanın ölmediğini kanıtladı
bu ona ağır geldi
yatağın kenarında bir gölge duruyordu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!