karanlığın içinde bir aralık
aralığın içinde daha dar bir aralık
orada
hiçbir şey yok
ama hiçbir şey
seni görüyor
duvarların bir yüzü var
yalnızca ışıkta kayboluyor
gece olunca
geri geliyor
tavanın köşelerinde
ince bir deri geriliyor
ev nefes aldıkça
o da şişiyor
sonra sönüyor
sonra biraz daha yakına geliyor
yatağın altı
yatağın altı değil
orada
çok eski bir boşluk var
çocukken
ayağını aşağı sarkıtmaman gerektiğini bildiğin yer
kimse öğretmedi
yine de biliyordun
çünkü bazı bilgiler
doğmadan önce
kemiğin içine bırakılıyor
uyku
göz kapaklarının arkasına sürülmüş siyah bir yağ
gözlerini kapatınca
karanlık başlamıyor
bir şey açılıyor
çok yavaş
çok içeriden
başının arkasında
küçük bir kapı
kapının ardında
senin bilmediğin odalar
odaların içinde
senden önce düşünülmüş düşünceler
hepsi sessiz
hepsi uyanık
bir tanesi
senin adını biliyor
ama yanlış söylüyor
adın her tekrarında
bir harf eksiliyor
sonunda
geriye yalnızca ağzın kalıyor
ağız
kendi adını söylemeye çalışıyor
dil hareket etmiyor
çünkü dilin altında
başka bir dil var
soğuk
ıslak
sabırlı
dişlerin
ağzında değilmiş gibi
sanki geceleri
birileri onları çıkarıp
yerlerine aynılarını koyuyor
ama biri biraz farklı
hangisi olduğunu
bilmiyorsun
diline değdiriyorsun
hepsi tanıdık
bu daha kötü
oda
çok sessiz
fazla sessiz
sessizliğin içinde
küçük bir sürtünme
sürtünmenin içinde
tırnak
tırnağın içinde
ses
sesin içinde
sana ait olmayan bir nefes
nefes kesiliyor
sen de kesiyorsun
bekliyorsun
o da bekliyor
sonra sen nefes alıyorsun
o almıyor
çünkü zaten
yanında
yastığın soğuk tarafı
yalnız değil
orada
başını henüz kaldırmış bir boşluk var
boşluğun ağırlığı
çarşafı aşağı çekiyor
çok az
gözle görülmeyecek kadar
ama beden görüyor
omuzların görüyor
ense görüyor
bileklerin
ilk önce onlar anlıyor
damarların daralıyor
avuçiçleri açılıyor
sanki bir şeyi teslim edecekmiş gibi
ama orada
hiçbir şey istemiyor
yalnızca
ellerinin açık kalmasını istiyor
çünkü bazı şeyler
avuçiçinden giriyor
çizgilerin arasından
hayat çizgisi
ölüm çizgisi
isim çizgisi
anne çizgisi
hepsi birbirine karışıyor
sonra bir çizgi
fazladan beliriyor
daha önce yoktu
sabaha kadar uzuyor
ama sabaha varmıyor
duvarın arkasında
bir şey dönüyor
duvarın içi
duvardan daha geniş
orada
ayak sesleri yok
çünkü ayakları yok
ama yürüdüğünü biliyorsun
çünkü evin içindeki gölgeler
yer değiştiriyor
hiçbir ışık değişmeden
perdenin kenarı
çok az kıpırdıyor
pencere kapalı
hava yok
yine de kıpırdıyor
bir kez
iki kez
üçüncüde duruyor
çünkü sen baktın
bakmadığında
yeniden başlıyor
bakınca duruyor
bakmayınca geliyor
bunu anladığın an
oda küçülüyor
yatak büyüyor
kapı uzaklaşıyor
karanlık
yerini değiştiriyor
ve ilk kez
karanlığın
siyah olmadığını fark ediyorsun
karanlık
ten renginde
çok soluk
çok eski
çok yakın
sanki yüzünü
duvara bastırmış
ve sen dönene kadar
bekliyor
gözlerin açık
görmüyorsun
ama bir çift göz
görülmeden de bakabilir
bunu o gece öğreniyorsun
gözler
yüz olmadan da yaşayabilir
ağız
baş olmadan da açılabilir
nefes
akciğer olmadan da alınabilir
ve bir şey
insan olmadan da
seni
hatırlayabilir
yatağın yanında
hiçbir şey yok
ama yokluk
biraz yüksek
sanki ayakta
sanki başı
tavana değiyor
sanki eğilirse
yüzü
senin yüzüne gelecek
eğilmiyor
çünkü gerek yok
zaten
seni görüyor
adını söylemiyor
çünkü adın
ona lazım değil
senin
sen olduğunu
çok daha eski bir yerden biliyor
annen doğmadan önceki karanlıktan
ilk aynadan önceki yüzden
ilk kelimeden önceki ağızdan
ilk korkudan önceki şeyden
orada
hala bekleyen
hala aç
hala sabırlı
ve şimdi
şiiri bitirince
telefonun ışığı kapanınca
odanın yeniden
tek başına kaldığını sanacaksın
ama odalar
hiçbir zaman
tek başına kalmaz
yalnızca
ışık varken
iyi taklit ederler
Kayıt Tarihi : 15.09.2026 02:43:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!