Leia Şiiri - Mert Kanmaz

Mert Kanmaz
20

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Leia

henüz sen yoksun
bu yüzden dünya seni yanlış hatırlıyor
bir yerde doğum tarihin silinmiş
bir yerde mezar taşın hazır
ikisi de aynı memurun masasından çıkmış olabilir
zaman böyle bir şey
önce lekeyi yapıyor
sonra eti buluyor
sana henüz bir isim verilmedi
iyi
isimler fazla erken verilince
insanın üstünde kabuk bağlıyor
ben sana şimdilik
hiç demeyeceğim
hiç
temiz bir başlangıç değil
ama en azından kimsenin mülkü değil
çünkü insan
doğduğu anda paylaşılmaya başlanıyor
biraz anne
biraz baba
biraz devlet
biraz soyadı
biraz fotoğraf
biraz tanrı
geriye kendine ne kalıyorsa
ona karakter diyorlar
ölüm bundan daha terbiyeli
senden hiçbir şey istemiyor
yalnızca tamamını
bu yüzden onunla aramda
eski bir anlaşmazlık yok
ölümün ağzı açık
ne olduğunu saklamıyor
yaşam kadar kurnaz değil
ben ölümden korkmadım
onu hiçbir zaman karşıma oturtmadım
aynı tarafta olduğumuz geceler oldu
aynı şeyi sustuğumuz
aynı karanlığa bakıp
hangimizin daha önce var olduğunu bilmediğimiz
ama sen
henüz sen
bu denkleme ait değilsin
seni ölümden korumak gibi
güzel bir cümlem yok
güzel cümlelerin çoğu
bir şey saklıyor
yalnızca şunu biliyorum
senden sonra bazı kelimelerin
kullanım süresi dolacak
kader
mesela
ağza alındığında küflenecek
emanet
kendi anlamını kemirecek
itaat
bir hayvanın içinde bulunmuş plastik gibi
çıkarılıp masaya konacak
ve tanrı
tanrı kelimesi
çok kullanılmış bir banknot gibi
ışığa tutulunca
içinden yalnızca emir görünecek
kim bastı bunu
kim dolaşıma soktu
kim bir babanın eline verip
oğlunun boğazında bozdurmasını istedi
bilmiyorum
bilmek de istemiyorum
çünkü bazı cevaplar
sorunun suç ortağıdır
bir dağ olduğunu söylediler
bir oğul
bir baba
bir ses
bir keskinlik
sonra merhamet
merhamet en sona gelmiş
her zamanki gibi
önce korkuyu yaratıp
sonra kendini ilaç diye satmış
ben İbrahim olsaydım kurban ederdim bütün bilinen tanrıları
ve cümle burada bitmezdi
çünkü bitmek
fazla temiz bir hareket
arkasında nokta bırakıyor
oysa bazı şeylerin
arkasında yalnızca koku kalmalı
yanmış yün
ıslak demir
açılmış toprak
adını bilmediğimiz bir hayvanın
son sıcaklığı
ben o hikayede
bıçağa kızmıyorum
bıçak ne yaptığını bilmiyor
dağa da
dağlar zaten hiçbir şeye karışmaz
çocuğa hiç
çocukların suçu
hep başkalarının cümlesinde başlıyor
ben sesi düşünüyorum
o görünmeyen ağzı
emrin nereden çıktığını değil
neden bir babaya benzediğini
neden sevgiye benzeyen her şeyin
bir gün sınanmak istendiğini
neden kutsal olanın
hep kanıt aradığını
oysa pislik
kendini kanıtlamaz
pislik olur
kan olur
kusmuk olur
pas olur
kurur
kalır
tanrı kadar konuşmaz
sen doğduğunda
sana bunları anlatmayacağım
belki hiçbirini
çünkü anlatılan şey
hemen şekil değiştiriyor
acı
anlatılınca edebiyat oluyor
ölüm
anlatılınca fikir
tanrı
anlatılınca taraf
baba
anlatılınca yalan
ben sana
yalnızca susmanın
hangi tarafının keskin olduğunu bırakabilirim
gerisini kendin kirlet
çünkü temiz kalmanı istemiyorum
temiz şeyler kolay kurban edilir
biraz çamur taşı
biraz yanlış
biraz küfür
biraz kimsenin anlayamadığı
ve senin de açıklamak istemediğin bir şey
içinde
öyle bir şey olsun ki
hiçbir kitap adını koyamasın
hiçbir gök sahiplenemesin
hiçbir ölüm
seni kendine benzetemesin
o zaman
belki
bütün bu eski kelimeler
ilk kez işe yaramaz hale gelir
ve ben
çoktan gitmiş olsam bile
ağzımın içinde kalmış son karanlıkla
öldürdüm bütün tanrıları
derim
ama öldürmek de yetmez
çünkü ölüm
onlara hala bir son verir
ben sonlarını da ellerinden alırım
isimlerini birbirine karıştırırım
dualarını yanlış ağızlara bırakırım
cennetlerini kapısız
cehennemlerini sahipsiz
peygamberlerini cevapsız
meleklerini yönsüz bırakırım
öyle ki
kimse yukarı baktığında
kimin çağrıldığını anlayamasın
ve sen
ilk nefesini aldığında
gökyüzü senden bir şey istemeye kalkarsa
kendi sesini tanımasın
çünkü o gün
tanrı ilk kez yetim kalacak

Mert Kanmaz
Kayıt Tarihi : 16.09.2026 03:49:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!