bu sabah pencerenin ağzında
boş bir sandalye vardı
oturmadım
çünkü bazı sandalyeler
insanın ağırlığını değil
kararını taşır
mutfakta su kaynıyordu
çaydanlığın boğazından çıkan buhar
tavana asılıp kendini unuttu
iki bardak çıkardım
birini sana
diğerini yokluğunun önüne koydum
Don Ritchie iki kişilik çay demlemiş
ben ikinci kişinin
neden hep ölmek isteyen olduğunu anlamadım
kaşık bardağın içinde döndükçe
küçük bir dünya boğuluyordu
şeker erimedi
dibe çöktü
benim gibi düşünmekten vazgeçmişti
neden şiir yazmıyorsun bana
insan sevdiği birine
en azından yarım bir cümle bırakmaz mı
olur da gece uzarsa
üstüne örtsün diye
ben sana kaç ölüm yazdım
hiçbirinde gerçekten ölmedin
yalnızca yüzün biraz eksildi
sesin başka bir odada unutuldu
ellerin ceplerinden çıkmadı
sen bana bir kez olsun
yaşa demedin
desen de yaşamazdım belki
ama kelimeyi saklardım
dilimin altında
sonra gerektiğinde yutardım
bugün aynaya baktım
içinde kimse yoktu
yine de buğulandı
birisi nefes alıyor burada
ama hangimiz
bilmiyorum
çay soğudu
boş sandalye kalkıp gitti
masada yalnızca iki yuvarlak iz kaldı
biri bardağın
diğeri
başını koyacak yer bulamayan dünyanındı
Kayıt Tarihi : 5.09.2026 18:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!