‘’Mücadeleleri mücadelemize örnek olsun’’
diyoruz. şehitlerimize, her saygı duruşunda
Tarih bize şunu öğretti yiğitlerden…
Ölüm kaçınılmazsa kahretmesini bil…
İnsan Hakları komisyonunda
Hranrt Dink cinayeti ile ilgili
İfade verdi Albay Öz
Ağzından çıkan iki söz
Savaş yasalarının güvencesinde
‘’bilgi vermem! ’’ dedi
Askerde ordunun komutanları eğitim yaptırırlar askerler birbirine ayak uydursun diye, sivilde sermayenin komutanları... yine de zaman öyle hızlı akıyor ki ayaklar çoğu zaman uymuyor, dolanıyor birbirine...
Evlerimiz sokaklarımız kadar güvensiz artık, eskiden mektup yazardık, kart atardık, üzerinde açık adreslerimiz olurdu. Şimdi adresimizi öğrenen olunca, yüklenip evlerimizi sırtımıza yeni bir yere göçüyoruz kimsenin bulamayacağı, bu bazen, yokluktan oluyor, gelen giden yokluğumuzu görmesin diye ya da çok gelen olursa çok masraf olur korkusuyla... Bezen de, ruhunu satamamışsındır, zorla almaya talip insanlar vardır, onlardan kaçarsın...
Eskiden evimizin bir parçası olan anneler, eşler, kız kardeşler, yine evin
Bir parçası olmaktan çıktılar, karavan gibi oradan oraya taşıdığımız bir parçası, tekerlekleri gibiler. Bütün yük sırtlarında...
Şehit ile Tiran
Et ile tırnak gibidir
Temizliği unutursan
Arada pislik birikir.
Tırnak sık kesilir
Bu seçimde seçmenlerin çoğu son ana kadar kime oy vereceğini bilmiyordu. Ama kime oy vermeyeceğini biliyordu.
Her seçimde, en çok demokrasiden dem vurulur. Çünkü insanların en çok özlem duyduğu şey olmuştur demokrasi.
Yazılı insanlık tarihinin son 3500 yılının sadece 27 yılı savaşsız yaşanmıştır. Sürekli ateş altında olan insanlık için bu 27 yıl ancak bir soluklanma dönemidir.
Hepimiz biliyoruz ki ülkemizde, sıkıyönetim, ohal bölgeleri, kitlesel katliamlar, darbeler, baskılar hiç eksik olmamıştır.
Osmanlı döneminden, modernleşme dediğimiz Cumhuriyet dönemine de aynı baskılar aynen devam etmiş, kulluk ve kölelik nüans farkları ile devam etmiştir.
Seçilen yol kapitalizm olduktan sonra bu kaçınılmazdır. Çünkü kapitalizm sömürüsünü baskısız, şiddetsiz sürdüremez. Kapitalizm için barı, sukunet, balığın karaya çıkması gibidir.
Asimetrik olduğum için
Eksik tanımış beni beynim
Her tarafımda ağrı…
Hangi ayna iyileştirebilir beni?
Bir tarafım tamamlanırken
Diğer tarafım kesilir sanki…
En büyük korkum işkence
En büyük işkence yalnızlık
Servetim, insandır binlerce
Mutluluk bu! içimde ılık ılık.
Yaşamak istiyorum ben
Tanrım kullarının kıldığı namaza kanma,
Kanıp ta sana gıpta ettiklerini sanma.
Şiir yazıyorlar, hep yalnızlıktan şikayetleri,
Ya senin yalnızlığına inanmıyorlar.
Ya da seni kandırmak için ibadetleri.
Süleyman Demirel anlatıyor. ’’ 12 Mart diye bir olayın olmasına sebep yoktu ama oldu. Kumanda heyyeti geliyor ve size muhtura veriyor. Düşündük taşındık Cumhurbaşkanına gittik. Dedi ki, ‘Bizi aştılar.’ Nereye gideceğiz? Bizim yapacağımız bir şey var: ‘Ey genelkurmay Başkanı, gel bizi al buradan.’
O zaten almayı kafaya koymuş. Bizim kafamız ise düz, ne koysak durmaz biliyoruz.
‘O şapkayı aldı gitti’‘’ diyor ya adam.
Şapkayı alıp gitmeyecektim de ne yapacaktım? Yani giderken telaşla şapkayı bırakacak halim yoktu ki. O şapka benim öz şapkam yani. Kime bırakacağım onu? Nekadar gerçekçi görüyor musunuz? Bu devlet onların öz malı değildir. Bu devletin onların şapkaları kadar değeri yoktur.
EY BU DEVLETİN GERÇEK SAHİBİ ÜRETENLER; EMEKÇİLER BUNLARI DUYUN VE UYUMAYIN, DEVLETİNİZE SAHİP ÇIKIN!
Siz canınızı verirken onlar şapkalarını bile gözden çıkaramıyorlar… Hocanın dediği gibi ‘’el sizin malınızı oyun oynayarak güder’’ Ve işte Kurtuluş savaşında Emperyalizmden canınız pahasına aldığınız bu topraklar, şimdi parfüm almak için satılıyor.
Doğaya sadece insan olarak geliyoruz. Suçsuz tertemiz… Zamanla suç makinesine dönüşüyoruz. Ve suçlarımızı affettirmek için tekrar tekrar suç işliyoruz.
İşte suçumuzu affettirmek için işlediğimiz suç! KURBAN.
Hayatımız hep paradoks… Yaşamın amacı bu zıtlıkları azaltıp mutlu olmak değil mi?
Haz almak için yaşamıyoruz mu?
Yaşamın amacı haz almak olduğu halde, cehenneme çeviriyoruz hayatımızı.
Kimi, haz almayı başka insanların emeğiyle kendilerine sırça köşk kurmak istediğinden, diğerlerini baskı altına almak için… Bir kısmı bu baskıya karşı kendini koruyabilmek için…




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.