Ölüm dişlerini göstermeye başlayınca insanlara, Onlar da, korkuyla, dua etmeye başlıyor tanrıya.
Eyyyy! Gücüyle kudretiyle tanınan tanrı
Neden aşkın kitaplarla, dualarla sınırlı?
Neden sana yapılan inancın korkuya dayanması?
Neden sevgiyle yazılmıyor bu alınlardaki yazı?
Neden sevgi oruçları, açlık oruçları, ölüm oruçları?
Sorun nerede, çözüm nerede, nasıl bir çözüm… (Bölüm 1.)
İnsanca bir yaşam, insana saygı, demokrasi… sorunun köklerine inmemiz gerekiyor…
Sorun sistem, hastalığın teşhisi bizden önce de yapıldığı için özünde değişiklik yok. Diğer tali sorunlar da masa başında çözülmez, pratik içinde çözülmesi gerekir… yani hastalık yeni değil… yenilik yalnızca hasta hane sayısı azalırken, hasta sayısındaki artış…
Teşhiste sorun olmadığına göre, ya da asıl bizim konuşmamız gereken teşhis olmadığına göre,
tedavi sorununa gelelim.
Avcılık, evcilleştirme, hayvancılık, göçebeliğin sonu ve yerleşik düzen, tarım, verimli toprakları seçme, sınırlar, sınırları genişletme mücadeleleri, köleler, güç dengelerinin bozulması, küçük sanayinin gelişmesi, basit üretimden birleşik üretime geçilmesi, ücretli köleliğe geçiş, sömürenlerle sömürülenler arasındaki uçurumun artması, kapitalizmin feodalizm karşısında güçlenmesi ve ulusal devletlerin oluşması, Kapitalizmin uluslar pazarına sığmayarak ulus sınırlarını aşması, uluslar arası sermayenin geri kalmış ülkeleri borçlandırarak pençesine geçirmesi, Uluslar arası şirketlerin birleşerek dünyayı kendi oyun alanlarına çevirmesi olarak Küreselleşme…
Evet! Ey kan emiciler, işte dünyayı da elinize geçirdiniz. İşte atacağınız son adımı da attınız. Aç gözlülüğünüz, doymaz iştahınızla, paylaşacak yer de bırakmadınız. Açlıktan kıvrananlar bir ekmek için çırpınırken, sizler dünyayla bile doymadınız. Dünyada bitecek çok yakında. Kendini yenileyemeyecek hale soktuğunuz bu dünya da kanserden nasibini alacak sonunda… Dünya da çaresiz kalıp ölecek sonunda… Ozon tabakasını deldiniz… Deldiniz dünyanın derisini, ama bir başka gezegen bulamadınız daha… Yumurtasının kabuğunu kırıp içinden çıkamayan civciv gibi, kendinizle beraber bütün insanlığı da öldüreceksiniz yakında… Karşınızdaki boşlukla, o sonsuz hiçlikle, yüz yıllardır açlıkla cezalandırdığınız o milyonlarca insanlar arasında sıkışıp kalacaksınız… Küreselleşme ile yaralarınızı saracak son hastahanenin acil servisinde, sizlere son kanlar da verilmekte… Bütün kredilerin, bütün kanların tükendiği son duraktasınız… Kendi mezarınızı kendiniz kazdınız… Son mekana hoş geldiniz… Şimdi sizi biriktirdiğiniz servetler kurtarabilecek mi?
çocuklar eziliyor en çok savaşlarda
eğer çocuklar suçluysa
suçlu doğuran bütün analarda
eğer analar suçluysa suçlu bütün babalar da
geriye bir tek suçsuz kalıyor
savaşı körükleyen,
Kitlesel sesler meydanlarda
Sebep ise yüzde üç zam
Kitle isyan ediyor ama
Şükür ettiklerini sanıyor adam
Çünkü arkasında
Destek var suni muhalefet ordusundan…
Hiçbir cinayet tanıksız değildir!
Faali bilinmeyen cinayet yoktur
Yalnızca faaille tanık aynıdır…
Faalin va tanığın gücü korkutur
Korkunun gölgesi tarfik işaretidir
Oraya ancak korkusuzluk gidebilir.
Cemevleri ucubedir
Kürtler ucubedir
Heykeller ucubedir
Tiyatrolar ucubedir
Komünisler ucubedir
Bir tek gerçek varsa
Ezberler çok güzel de
Perde oluyor gözlerimize
Gerçekler uymuyor ezberlere
Uyuyan karanlığın farkına varır mı?
Uyan eyyyy vatandaş uyan!
Hani vermiyecektin bir karışını bile…
İki kafadar bostandan karpuz almaya gider gibi kız istemeye gittiler. Arkadaşı
Temel'e babalık yaptı ‘’Allah'ın emri peygamberin kavli ile kızınız F’yi arkadaşım
T’ye istemeye geldik’’. Misafir olarak onları kabul eden Hasan bey, insan, gökten
öküz düşse nasıl hayretle bakarsa, o inanılmaz gözlerle suratlarına bakmaya
başladı. Gözleri bir Temel'e bir arkadaşına bakıyordu. Şaşkınlıktan ne diyeceğini
bilemeyince elleri göğsünde kenetli sessiz oturan karısına baktı. Her zaman bu
23 Nisan 1960 İstanbul üniversitesi’ öğrencisi, Turan Emeksiz, Kurulan tahkikat komisyonuna karşı yapılan gösteride vuruldu, benim gençliğimde gördüğüm ilk teröristlerdendi… 20 yaşındaydı…
15 temmuz 1968’de İstanbul’a gelen 6. Filoya karşı eylemlere katılan Vedat Demircioğlu Teröristi. öldürüldü.
1970 yılının 15-16 Haziran’ında işçi haklarını kısıtlayan hükümete karşı işçiler ayaklandı, Eylemlerini engellemek için kurulan bütün Polis Barikatları’nı parçalayarak günlerce İstanbul’da hayatı durdurdu. İstekleri yerine geldiği için, olaylara katılan bütün işçiler teröristi…
16 Haziran'da, Kadıköy Meydanı'nda polislerin, sayıları onbinleri aşan işçi kitlesinin üzerine açtığı ateş sonucu Mutlu Akü Fabrikası'dan Yaşar Yıldırım, Vinleks'ten Mustafa Bayram ve Cevizli Tekel Fabrikası'ndan Mehmet Gıdak adlı işçilerle birlikte bir esnaf ve bir de polis yaşamını yitirdi, yüzlerce işçi yaralandı. Sebep terörist olmalarıydı…
Yine 1970 döneminin baskılarına karşı öğrenci hareketlerinin başını çeken Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, İbrahim Kaypakkaya ve arkadaşları teröristti…
Ama bu ülkenin topraklarına NATO’yu sokanlar, 6.Filoyu boğazda dolaştıranlar değildi… İncirlik’i NATO askerlerine üs olarak verenler terörist değildi…




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.