Bir başka alevli, yakıcı bu har
Keder ile dolmuş "gönül küfesi"
Pılı-pırtısını toplamış bahar
Vakit, vakt-i hazan; "son" arefesi...
Tebessüm sürgünde, göz de yaş mûkim
Huzur Evlerine! yalnızlık hakim.
"Oku!" diye başlamışken ilk hitap
Manasını çözemedik Yâ Rabbi.
Şeytan ile olduk hemhal, muhatap
Tehlikeyi sezemedik Yâ Rabbi.
İrâdeyken müslümanın silahı
Aldırma âr bilmez akılsız kula
Varsın yüreğinde aşka dâr kursun
Gönül bahçesini sıdk ile sula,
Ki, sevgi ağacı çiçeğe dursun.
Doğmak bilmiyorsa beklenen fecir
Kırsalar da, aldırma sen, mahzun olma ey gönül
Hakk'tan gelen her ne varsa; idrak, izan, öze arz
Hâr sacında kavrulsan da surat asma, yine gül
Gülümsemek, gülmek ele, yanmak, pişmek bize farz
Gün sayanın gölgesi var, otağ kurmuş eşikte
İnsan denen ruh ve beden
Ruhen yaşım yirmi gibi
Lakin sorun niçin, neden
Her âhım bir mermi gibi
Sermayemden kalan vakit
Bildiğim bir damlaymış, okyanusa kıyasla
Okuduğum Kitab'a daldığımda öğrendim
Kul aczini bilirmiş âlim ile temasla
Kapısını ısrarla çaldığımda öğrendim
Binbir meşakkat ile süzüldü nefeslerim
Koca "keşke"ler kaldı zamanın süzgecinde.
Hayâlini kurduğum, dünyevî heveslerim
Kayboldu birer birer kaderin "gör-geç"inde.
Yardım tüm keşkeleri, neşter-i tefekkürle
Sen gittin soldu güneş gün bildim geceleri
Âsûde dünler rüya, mutluluklar "an" oldu
Hüzne bandım kalemi ağlattım heceleri
Kâğıtlar sırılsıklam gözyaşım ziyan oldu
Ne zaman hayal kursam hicranaydı varışım
Toprak sırrını açmaz destur almadan Hakk´tan
Belli ki emir gelmiş; sır kapısı açılmış.
Bir güzeller güzeli doğruluyor yataktan
Allı morlu çiçekler her tarafa saçılmış.
Bir yanda papatyalar; sarısı, beyazıyla
Uzağa... çoook uzağa bir sefer belirince
Gönülden göze yollar döşenirdi eskiden
Sîne alev almadan genizler sızlar önce
Veda ânı yangınlar yaşanırdı eskiden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!