Varsın yansın yürek, kavrulsun közde
"Hâr" olmasa ne yazardı kalemler?
Hüzüne yaş gerek, gönülde...gözde
"Zâr" olmasa ne yazardı kalemler?
Gâh ceylan bakışlı, gâh çeşm-i siyah
Hüzün demi artınca sitem geldi gaipten
Dedi; "Yeter be şair! " al umudu şu ipten!
Baktım henüz geç değil; kasvet ipi takıyor
Umut bir kalemime, bir de bana bakıyor.
Dayanılmaz oldu kahrı kalemin
"Yetmedi mi, şu orucu boz! " diyor...
Nişangâhı etme cümle âlemin
İncinsem de, gönül kırmam, söz diyor.
Zamanıyken hece hece esmenin
Ses geldi sıladan yaktı içimi
Dilimin ahını dindiremedim.
Hüzün esir aldı tüm sevincimi
Mendili gözümden indiremedim.
Saz dertli çalınca uyandı kalem
Kırgın olsan da bana, her derdin bir çaresi;
"Var" diyerek gelirdim; kapın açık olsaydı...
"Gözlerimden akan kan, yağan dolu tanesi,
Kar" diyerek gelirdim, kapın açık olsaydı.
Aşkın öyle büyük ki, gam öyle bir yük ki hem
Ipıssız dağlarda gözlerden ırak
Beyazlar içinde bir gelin iner
Bir içim su gibi billur ve berrak
Zirveler şenlenir, karanlık diner
Şuâlar uzanır öper aşk ile
Kim demiş zayıftır, âcizdir beşer?
Günâhı hiç yoktan var eder insan!
Bilir ki bu demde cürme tövbe şer!
Hakk’a isyân ile kâr eder insan!
Mutmâin kalb ile sonsuz gücünden
Virdi Sübhan olanın geçmez ânı anmadan
Hassas eşik aşılmaz aşk odunda yanmadan
Vuslata erişilmez gafletten uyanmadan...
Haslet vardı eskiden usul-erkân, ar diye
Tellallar gezer olmuş Hakk'a isyan "kâr" diye.
Saatler kurmuştum Nevbahar için
Cemreler ardından uyanacaktım...
Deyip "vakti gelmiş" özlenen göçün
İçip iksirinden yokluğun, hiçin
Sorup adresini hadsiz sevincin
Vuslat kapısına dayanacaktım...
İmge imiş bu devirde şuaranın sermayesi
Cahilliğim kaleme yük; mürekkebi akmaz oldu.
Çadır kurdum bir revirde; hiç soran yok "neyin nesi?"
Izdırabım hayli büyük; dostum dahi bakmaz oldu
Az kelamla anlatırken söz sultanı meramını




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!