Sînemde sakladığım emanet can kuşunu
Teslim için gün sayan sıradan bir garibim
Yolların düzü varken çıkarıp yokuşunu
Bahar yönüne koyan kuradan muzdaribim
Hâna buyur etmişken "vakt-i kûn"da gel diye
Bir ânım geçmiyor sensiz birtanem
Zifir gecelere, düşe sor beni
Alevler içinde, yanıyor sînem
Gözümden süzülen yaşa sor beni.
Mehtap da perdeyi kapadı bir bir
Hâlimiz dostlar için ne sırdır, ne muammâ
Şükür, ne bir av olduk, ne birini avlayan...
Letâfetin hasını biz de biliriz amma
"Hoşşt" demeyi hakeder Hilâlime havlayan...
Biz ki, taltif ederken her hecemizde âr'ı
Aştı günahımız arş-ı âlâyı
"Az" diyene inanmayın çocuklar...
Tarif için musibeti, belayı
"Haz" diyene inanmayın çocuklar
Gören göze uçurumken yönümüz
Maharet ne Leylâ'da, ne Aslı, ne Şirin'de
Tek hecelik o sırrın gizemi çook derinde...
Yâr derken yanıyorsa yürek her seferinde
Nasıl inkâr ederim; nazlı yâr güzel... fakaat
Söz konusu aşk ise nazlı yâr teferruat
⚘Suçunu yükleyip asra; zamana
Uyanlarla savaşım var bilinsin!
Yükselsin bu nidam ta asumana
Çıyanlarla savaşım var, bilinsin!
⚘Ders alıp salâdan, sinden, mizandan
⚘Ar adabı yazmışız biz en başa
Azan ile savaşımız var bizim
Ne yem olduk nefsimize ne maşa
Ezen ile savaşımız var bizim
⚘Gönül bağlarına ayrık otları
Ekenler oldukça susmaz bu kalem
Muhabbet köşküne öfke putları
Dikenler oldukça susmaz bu kalem
Bakmayın künyemize 'Türk-İslam' payesine
Ne artık tarihe şan, ne mazluma limanız
Kuduran Siyonistin vahşet hikâyesine
Figüranlığa koşan, Teneke Müslümanız
Vakit yine o vakit; takvimler kış ertesi;
Saklamaya ne gerek ruhun bezdi azaptan
Hazır bahar kokarken gönlünün güvertesi
En yakın limana çek; biraz mola ver kaptan
Ki, nice gam yüküyle ezilen o omuzlar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!