Toprak uyandı yine baharın busesiyle
Hû sesiyle rüzgarın mest oluyor yapraklar.
Karınca yük taşıyor minicik cüssesiyle
Kaplumbağa tıknefes, adım başı duraklar.
Kupkuruyken ağaçlar, daha dün, çıplak, üryan
Öldü bil ömrünü sana adayan
Ahdettim bir kere affetmem seni...
Vicdanı içimde sendin budayan
Ahdettim bir kere affetmem seni...
Yaşanmaz diyor us ortak paydasız
Almayın hemen öyle, ele kazmayla kürek
Çile, keder olsa da şükre sabır ekleyin.
Ömrünüzün baharı, aceleye ne gerek?
Çıkışlarda kuyruk var; sıranızı bekleyin.
Ne mutlu, dostunuz çok, hepsi genç; sizin gibi
Zâkir, Hakk'kı zikre dalmış; kulda Yaradan'ı gördüm
Gözler mahzûn, selin salmış; halde Yaradan'ı gördüm.
Mâdem gâye hayra eriş, bir besmele bekler her iş
"Elif-Lâm-Mîm" diyor derviş; dilde Yaradan'ı gördüm.
Hiç acıma câna cefâ hâlime
Yüreğimde neyin varsa al, durma!
Rahmet okut en vicdansız zâlime
Bedel ödet...Sitemler et...Lâl durma!
Az mı dedim "gönül hassas, horlama!
Solgun çiçekleri gönül bahçemin
Suç kara bahtımda, gülümde değil.
Tadı yok yıldızsız, aysız gecemin
Gezerim, ağlarım...Elimde değil.
Kalemin payına düştüyse ağıt
Gönlüm yine ırak düştü vahdet denen o yardan
Dinmek bilmez âh-u zârım; susmak elimde değil.
Sabır taşım paramparça, dil vazgeçti âyardan
Talihimden pek bîzârım; küsmek elimde değil.
Süzülse de kalemimden heceler müteessir
Bahçe-i lehçenin gülü, nergisi
Kelâm-ı lügatın hasıdır selâm
Dostluğun, barışın, sevginin sesi
Söyleyen dillerin süsüdür selâm
Kıymet bilen için bal dolu kâse
İtiraf ediyorum; fikir yük serde us'a
Artık aklım ermiyor bu çirkef çağa benim
Yine de "insaf" derim; mahkûm etmeyin sus'a
Kırgınım, sitemim var En yüce dağa benim.
Yarın bugünden beter,"âh"la dolsa da lehçem
Sözüm söz, emîn olun; bu son kahır-dilekçem;
Dünya denen şu gezegen câna diyâr-ı gurbet
Sırra vâkıf olan için, ara durak değil mi! ?
Gör, kâinât sayfa sayfa; her sayfada bir ibret
Kendisini salan için, nefis, tuzak değil mi? !
Ecel birgün çıkar gelir, kapın çalar ansızın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!