Kahvenin telvelerinde seni ararken
Kahve fincanı kırıldı
Yıldızlar kayarken seni dilek tutacağımda
Kalemler kırıldı kâğıtlar buruştu
Dudağımdan kelimeler çekildi dondu
Ellerim titredi gitmedi buz kesildi
Kala kaldım ağladım sessizce gün lekeli
Sustu börtü böcekler
Gün doğumunun hazanlarıyla
Duvarlar üzerime gelir oldu
Sokağa çıkmak istemedim
Akşama kadar şarkı çaldım
Dinlerken tutamadım gözyaşımı
Yaktım üst üste ciğaraları
Akşam ezanına kadar bitirmişim
Gözlerin Ömrüme değince içim
Tutuşur özlemle durmaz ağlarım
Geçtiğin sokakta kırılır hayalim
oturduğun yere seni düşürüm
*****************************************
Ey kara toprağın bağrında yatanlar
Kurşuna, namerde sıra dağlar gibi duranlar
Yeşil ile kırmızıya sarılıp yatanlar
Canını siper edip illa vatan diyenler
Eğer
Bir gün olursa bir avuç toprağı
Sana bir şeyler yazmak istedim
Aldım karşıma resmini seni düşündüm
Aklıma yağmurun altında ıslandığım
Gün geldi aklıma
Biliyor musun ben senle de sensizde
Nefesim bedenim sırılsıklam
Her şey güzel gözükür yaşadıkça
Kalkan olur tevazu her vakit zamanda
Düşünmeden konuşmak ne fecidir
Sözler zehir zemberek çıkarsa komşuluk ne acıdır
Ebu Bekir koymuş taşı azgına
Kanallarda gündüz gece kuşağında
En güzel benim çekiştirmesi
Yarışılır büyüklük ocağında
Eş arayanlar mekik dokur izdivaca
Tak takışır oda sana yakışır
Ne giysen yakışır sözde modasını’da
Karşımda resmin
Sözler yüreğime akar
Ellerim anılar kırıntılarını kırar
Bir müzik çalar
Hayallerimi rüyalarımı
Özlemle süsler
Karşımdasın
Yine saçların dağınık
Ağzında bir sigara
Ve
Dudağında bilmediğim küfürler
Savuruyorsun ortaya




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!