Elleri nasırlı
Tırnakların arası
Kirli paslı olan
Gözlerinin altı mosmor
Renge gömüşmüş
Kahır kederleri yüklenmiş
Yıkık dökük eski bir bina gibi
Bu gördüğün kalp
Kapısı açık içi boş ve karanlık
Kursağımda dilime esen bir fırtına
Düşlerimden kelimelere takılan
Sensizlik
Sokaklara döküldü
Yüreğimi kanatan anılarım
Kaybettim sokak aralarında
Ruhumu, hayallerimi kaldırıma düşen sararmış
Yapraklar gibi
Düştü nefesimden sevda yaşlarım, umutlarım
Dedelerimiz, babalarımız eskiden diye başlardı
Söze sonra sıralardı
Ne güzel insanlar vardı
Bir masal tadında başlardı
Çocukluğumuzu o hikâyeler kaplardı
Bir başka tadı bardı masalların
çocuklar hakkında bir düşüncem
Eskiden bizi annemiz eve katmak için uğraşırdı kendi kendimize yeni oyunlar bulurduk bir şeyler yapmak için uğraşırdık yeni yeni icatlar yapıyoruz şimdilerde çocuklarımız evde ellerinde akıllı tablet telefon bilgisayar oyun oynuyorlar kendilerini geliştirmeyi bir kenara bırakalım obez oluyorlar baba akşam eve geliyor yoruldum anne başka işim yokta çocuğumu gezdireceğim işine ne yapacak dışarıda elinde otursun dursun sonra anne baba evladına çık dışarı oyna bizim zamanımızda eve girmezdik gecenin ikisine kadar oynardık çocuk sokağa çıkınca şunu oyna bunu oyna buradan gitme diyorlar sebep etraf ortam kötü tamam haklılar şu günlerde ortalık kötü günde bir saatinizi çocuğunuza ayrılın oynatın ha birde şu var çocuk evin önünde oynasa komşular bağırıyor azarlıyorlar kendi başıma gelen bir hadise aklıma geldi çocuğum kızım daha okula başlamamıştı komşunun çocuğu olmuştu komşum Bey efendi arabadan inmeden çocuğuma kızıma bağırmıştı sonra kendi çocuğu büyüdü bağırmaya başladı o çocuk sen çocuk olmadın mı lafı kullandı demek istediğim şu herkes sadece kendi çocuğunu biliyor başka çocukları umursamıyorlar çocukları kendi hallerine bırakalım oynasınlar kirlensinler kendilerini bulsunlar kendi evladımıza nasıl davranıyorsak başkasının evladına da öyle davranalım lütfen geleceğimiz olan çocuklara bir şey öğrenmeleri için kendilerini bulması için oyunları oynatalım fikirlerini dinleyelim fırsat verelim eve kapatmayalım
Zaman hızlı akıp gidiyor
Dün kucağımdaydın
Kıyamazdım öpmeye
Büyüdün serpildin
Sünnet derken evlilik
Hayalleri kurduk
Buyurun hanemize akrabalar, komşular
Bu akşam evimiz önünde düğün var
Kondu masaya çeşit çeşit kuru pastalar
Gelene gelmeyene de benden selamlar
İster takın ister takmayın bilezik altınlar
bu fani dünyaya yalanmış dersin
kimler geldi geçti nasihat eder
hayat kısadır der huzurda ağlarsın
zevk sefaya koşar nefise uyup
*************************************
kendini kandırırsın kıbleye varır
Masamdaki kalemleri kırdım
Defteri önce karaladım
Sonra bir bir yırttım
Yüreğim gibi paramparça edip attım
Ve dudagım da, yüreğim de kelimeler sustu
Nefesime, ömrüme kattıgın sevda
İnsan larin kendini buyuk görmesinden
Hirslarindan baskasini gormemesinden
Kibirini meffatini iyilikten ustun çıkarmasından
Dogruyu helali unutup. Dunyaya dalmasindan
Soz soylerken kalbi kirikligini düşünmemesinden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!