Dilimde düğümlü kelimeler
Gözümde yaşlar yerine katranlar
Elimde kahır titremesi
İçim içime sığmıyor bir sıkıntım var
Duygularım yanıp tutuşuyor
Kadınlar ezildi diri diri gömüldü
Horlandı havz gününde şeytan diye
Taşlandı satıldı mal kesat diye
İslam’la verildi değer itibar
Hadisler ayetlerle anlatıldı
Ayalarının altının öpülesiliğini
Bitti günler, haftalar, aylar
Koskoca yıl bitti gitti
Yaşanan hatıralar
Damla, damla eridi
Acısıyla, tatlısıyla her şey sona erdi
Akıyor viskiler su gibi sanki
nereden anlatsam anlatmaya
gülşen hülyaları toplayan
renk renk çizgileri
hasretleri saran
ahenkle süzülen gökyüzümü
özlemleri dindiren
Gün ömre konan ağustos soğuğu
İki sehidim var
Gözleri sevda bugusu
Egilmenin ağıt yakmanin sırası degil
Dik durma vakti
Şehadet yazıldı dağlara
Sanki
Daha dündü
Herkese gülüyordum
El salıyordum
Küfürleri, bedduaları duymuyordum
Gönlüm cıvıldayan sevda kuşlarıyla
Bak bu akşam yine sensizliğin gürültüsüne daldım gittim
Düşüncelerimin idam sehpasına yine oturdum
Kendimi sorguya çektim
Neredesin ne yapmaktasın diye
Sonra sol yanımda sıkışan seni dinledim
Hayallere daldım yokluğunla çırpındım durdum
Sensizliğin dört duvar arasındayım
Saatler vuruyor özlemime
Tik tak sesleriyle
Hayallerim hasretinin uçurum
Kenarında
Havalar cok soguk ıssız , sessiz
Sokaklar
Kelumeler dudakta kalabalik
Hayaller gozlerde , sözler
Nefese emanet
Rüyalarda yarinlara dokuluyor
Dedem anlatmıştı bana
Vatandan gerisi yalan olduğunu
Çok duygulanmıştım çocuk halimde
Tutamamıştım gözyaşlarımı o yaşta
Öpmüştüm bayrağı koymuştum göğsüme
Dedem birde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!