Yürüyorum İzmir'in ıslak sokaklarında
Ilık bir kış yağmuru eşlik ediyor bana,
Bilmem kim aradığım ben miyim yoksa sen mi?
Öksüz geçen yılları soruyor gibi sana.
Tanımadığım bir kız görünüyor uzaktan
Tek başıma bir ormanda yürüdüm
İn cin top oynuyor sanki her yerde.
Ne silah belde ne çakı elde
Kurt çıksa karşıma korku yok serde.
Yok içimde en ufak bir endişe
Kolumdaki saat pahalı değil
Bir sabah telefonlar bizim için çalacak
Ya bana ya da sana rahmetli diyecekler.
Gelip geçici hüznün hatırası kalacak
Sonra yeni bir güne merhaba diyecekler.
Dünya bu, düzeni de insanı da kurulu.
Hep maskeyle yaşamayı
Artık çekemiyeceğim
İsyanım sana değil
Alçaklara sevdiceğim.
Satılmış insanlardan
hiç bitmeyecek bir masal gibi
uzar gider sonsuzluğa düşlerim
kapkara bir gecedir yokluğun
senden başka hiç kimseyi istemediğim.
kaybolan yıldızlar kadar uzağız şimdi
Taksim de bir parktayım.
Sabahın körü yine.
Güzelim İstanbul un
Soğuk bir sonbaharı.
Az ilerde panzerler
Polis arabaları.
Kiminin umresi kiminin haccı
Kiminin namazı olur baş tacı.
Kimi açlığından inayet bekler
Herkes yalnız kendisine duacı.
Bir çoğu kendini böyle avutur
Ne yapmıştık Allah'ım çekilen çile için
Yarattığın kuluna bu kadar eza niçin?
Kim isteyerek geldi kim bizi yarat dedi
Yoktan var ettin bizi sınarsın hepimizi.
Emrine sual olmaz asla karşı konulmaz
Yaklaşıyor son mevsim sessizce yanımıza
Kim bilir nerde bulur bizleri bu cemrede.
Yaşanan çaresizlik dokunur kanımıza
Her gelen gün herkesi alıştırır bin derde.
Ne mümkün son mevsimin gelişini durdurmak




-
Ahmet Emer
Tüm YorumlarSayın Kemal Bey, Ne mutlu bu şiiri yazdığınız kişiye.Ne mutlu böyle sevebilene.Yüreğine sağlık.Kutlarım.