Anamdan doğunca sus ha dediler
Konuştukça hemen orda vurdular
Tut dilini ötme sakın dediler
Tembihlerle beni her gün yordular
Ne yalan bilirdik ne de bir hile
Yorgun
Gün yorgun, yoran yorgun, yorulan hepten yorgun
Kasvet çökerken üstümüze
Ağzım fermansız,
Dizler dermansız
Güneşli havada, toplanır karabulutlar
Yoruldum, yorgunum yaşadığım dünyada
Sanki dünyanın her derdi benim sırtımda
İp de yok ama niye durur sırtım da
Anlamadım. Taşıyorum bir ömür boyu hayatta
Yüzüm asık olsa da gülerim canlara
Yavrusunu besleyen benzedim bir kuşa
Gördüğümde utanmıştım halinden
Niye utanmazlar kendi halinden
Makam için kendini de satanken
Onurunu satanlara yuh olsun
Gece gündüz hesap yapar dururken
Yüksekteyim sandım gökte uçarken
Aslında düşmüşüm kötü yerlere
Kendimi herkesken üstte sanarken
Varlığım sürünür çöplük yerlerde
Şu süslü hayatlar şu tatlı sözler
Yüreğe atılan nice tohumlar
Kök salıp, açılıyor tüm dallar
Kötüyü unutup, iyileri ananlar
Gözlerinden gülücükler saçarlar
Aşkı sevdayı bilse insanlar
Kimseler dinlemiyor arif olsan dünyada
Tapmışlar mala mülke, insanlık kaybolunca
Saygı sevgi arama, cahiller her bir yanda
Büyüklük hiç kolay mı, yüreğim boş olunca
Kalmadı ağız tadım, bulamam ki lezzeti
Bu gün benim yüreğimde ahu zar
Kime desem neler etsem bilmiyom
Sıralanmış dertler gitmez gönlüm dar
Buralarda nasıl dursam bilmiyom
Yürekler dönünce zemheri Ay'a
Estirirken yelleri savruluyor saçları
Elif gibi yürürken, incitmiyor yerleri
Seni gördüm göreli, şaşırmıştım günleri
Bu gün ayın on dördü, yüreğimde parladın
Beyaz giymiş üstüne salınıp da gelirken
Yüreğimde sen vardın, demir ağları ördün
Görmedim senden başka, bir güzelin gözleri
Gecede parlayan, sanki ayın on dördün
Gönlümde bitmeyen, şu ateşin közleri
Işığın çevresinde, dönen sanki kelebek




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!