Dayıya bak dayıya
Sanki paye dağıtır
Herkesten aldığını
Sevdiğine dağıtır
Uzun olur elleri
Yüreği benziyor kara kazana
Dilleri kepçedir her haltı yiyor
Karıştıkça her gün azan azana
Dedi kodu yapan kul hakkı yiyor
Dedi kodu moda her yerde gezer
Yüzüme baka baka, utanmadan konuşur
On parmağı kapkara, her gelene çalıyor
Doktor bile çaresiz, biliminden utanır
İnsanlarda hastalık, dedikodu yapıyor
Kasaba gitme kardeş, ölü eti bedava
Dediler ki şimdi hazan mevsimi
Gökte ne bulut var nede bir yağmur
Yağmuru getiren bulut değişti
Dertlinin gözünden akanları var
Kapaklı kazanda kaynayan dert var
Dedim ki, derdim var derdim
Anlamazlar, sorsa derdim
Ben Kerkük'e silah derdim
Gül yerine ağıt derdim.
Türkmen eli, Türk'ün yeri
Düşmüş definenin her gün peşine
Zenginliği aramaz niye yürekte
Küpü doldururken düşer derdine
Sevgisiz kalınca fitne yürekte
Define ararken tilkiye benzer
Bilsen dünyaya, gelişteki hikmeti
Şu dünya için, değişmem, ahireti
O gün bilsen ki, hesap vereceğini
Kimsenin sana, yardım etmeyeceği
Yaşarsan şu dünyada, aklı başında
Zilli dedim, yeter artık çalmasan
Dönüp bakan, arar oldu bir kadın
Nere baksam görür oldum bir çalan
Adı sanı erkek, değil ki kadın
*
Her kusuru arar olduk kadında
Değilmi ki insanım, şu dünyada yaşarken
Hırsıma yenilerek, sayısız nefesleri
Beyhude heveslere, deli gibi harcarken
Dertler ile doldurduk, şu kısa ömürleri
Küçücük yaştan beri, seviyoruz desekte
Değirmen dönüyor suyu belirsiz
Testisi sağlamlar görsen uyanık
Dünyayı yese de cepler deliksiz
Gözleri doymayan yüreği yanık
Masumdur halleri sevimli olur




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!