Ben beni bilseydim, yakarmıydım kendimi
Şu dünyaya gelişin, hikmetine ermedim
Kırmadığım nem kaldı, doldururken testimi
Pireyi deve yapıp, yüzümü güldürmedim
Kırık ok hiç gidermi, gerçek olan hedefe
Bilemedim gardaşım şu dünyanın derdini
Kastı garezi kini söyle niye hep bana
Yaşayanlar zoraki çekiyor gam kederini
Yürekleri kararan hücum eder hep bana
Geçmişteki günlerin güzelliği gidince
Kış görmeden, bahar gelip geçiyor
İnsanlara ne oluyor, bilemem
Toprak suya doyamadan kuruyor
Yaz gelince, nasıl olur bilemem
Doğada yaşar bir sürü canlılar
Bilen varsa kadir kıymet bir de bana deyin hele
Gönül açıp yürek saran, varıp sorun sizde güle
Yaprak bile üzüntülü gözden düşen gezer yerde
Sırta binip keyif süren kahkahayla her gün güler
Ay parlıyor güzel gözde sevgilerin derinliği
Bir lokma ekmeğe muhtaç heriften
Kime hayır gelir bilen söyleyin
Boynu bükük gezen evin beyinden
Böylesinden hayır gelmez bilesin
Sırtında kamburu bastonu elde
Anlattım derdimi dostum diyerek
Yüzüme bakarken yalansın dedi
Gerildim bir anda sessiz gülerek
Doğruyu anlat da bileyim dedi
Hasta olmuş bir gün vardım yanına
Bilmeden inandım güzel sözüne
Aklımı alınca çarpıldım kaldım
Durmadan bakarken güzel yüzüne
Heyecandan yürek duracak sandım
Ahdettim ömrümü sana vermeye
Seni gördüm, sende biri daha var
Sevdayı gönlüne, helal eylemiş
Göz gülerken, özde güzel yar'i var
Sevdanın aslını, bilmek istermiş
Dünyanın malını kenara koymuş
Atsalar da bir yana vicdan denen mevhumu
Sarrafmiki bilsinler altının kıymetini
Kör kuyuya atınca bedendeki ruhunu
İçmeden sarhoş olmuş bilmez ki kıymetini
Korkağın haline bak her kılığa girerken
Bir avuç toprakla gözü doyurmak
Üç kuruş kar ile gönül tatlanmaz
Kul hakkı yiyerek sonra aklanmak
Bozulmuş nesiller bir af dilemez
Nehir kenarında kurt kuzu yerse




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!