Ustanın kaleminden, tane tane düşenler
Davul zurna önünde, bir de halay çekiyor
Zurnanın son deliğinde, nasılda anlatmış beni
*
Nerden gelir bu dostluk, Nasılda tanır beni
Bir türlü söylemiyor Hayrette bırakır yüreğimi
Halimize baktıkça durup durup ağlarım
Düşmanlar hep saf olmuş üstümüze geliyor
Çaresizlik içinde yüreğimi dağlarım
İnsanlığı öldüren üstümüze geliyor
Yıllardır içlerinde biriktirmiş kinini
Üşüdüm annem, üşüdüm bu yerde
Ne yatak var, ne yorgan şu yerde
Altım beton, yatıyorum o yerde
Kucaklayıp, ısıtsan da be annem
Akşam olur, herkes gider evine
Sular dereden akarken
Ruhum, hayatın içinde kayıp gidiyor
Yollar kaygan, korkular diz boyu
Rüzgâr, fırtına ortalık toz duman
Sel sularımı karıştı ne, her taraf boz bulanık?
Yoksa akan içimizde ki kirler mi ?
Sulu tarlalarda suya hasret kalanlar
Zalimlere karşı, dik durmaya çalışır
Zemheri ayının ortasında yananlar
Sahte insanlarca, geleceği yakarlar
Kolay mı sandınız dik tutmaya boynunu
Çok uzaktan selam salsam ellere
Dostlar bilir, hatırlıyor beni de
Şehrime de davet etsem bir kere
Bilen gelir, bilmeyen nasıl bulur
Geçmişi de gelecek te hep gördük
Nicesi geldi geçti, Sungurluda yaşadı
Acısıyla tatlısı, kalmıştı hatırası
Gün gelip veda etti, gelmişti ki sırası
Güzellik bırakanı Sungurlumuz severdi
Beyliği her bir yerde, şıklığı hep üstünde
Çıktım seyre Sarıtepe üstüne
Sungurlu da girmiş çukur içine
Gösteremez kendini de bir kere
Ölü toprağı serpilmiş üstüne
Ne çok insan gelmiş geçmiş buradan
Karaçay da kara bulut toplanmış
Kara yokuş yola koymuş engeli
Kara kuyu susuz kalıp ağlarmış
Sungurlu'm da deyin hele neylesin
Kemallı’dan Kara Kelek seslenir
Memleketim benim (Sungurlum)
Gelin görün güzelliği
Bu gün güneş doğmuş üstüne
Her yer pırıl pırıl
Arada bir bulut engel koysa da
Kimse oralı bile olmuyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!