Kış gidince neler oldu bir bilsen
Bahar geldi bizim eller değişti
Koyunlarım gebe kaldı bir görsen
Her bir canlı yarış etti gelişti
Kuzularım birer birer doğuyor
Kıskandırdın şahini, korkuttun kartalları
Nasıl çıktın zirveye, yolu izi olmadan
Dağların ucu değmiş, delerken bulutları
Türk askeri geziyor, kimselerden korkmadan
Türkoğlu Türkü söyler, çeliktendir yürekler
Kitap arasında kalan şu çiçek
Solarken yüreğim, üzüldü o an
Pervane olmuştu onlarca böcek
Kurumuş görünce üzüldüm her an
Açtıkça kitabı gözlerim dolar
Her adımda kıvırıyor belini
Bir de görsen kıvırırken dilini
Yılan gibi eğip büker belini
Kıvırırken bir de görsen dilini
Bir sözü de diğerini tutmuyor
Kız görünce düşmüş aşka
Gönül konmuş taze güle
Havalarda uça uça
El sallıyor güle güle
Karanlıkta esen yeller
Yüreğim yanarken düştüm yollara
Kızılırmak gördü yandı kül oldu
Avcıdan kaçarken vardım dağlara
Gözyaşlarım nehrin yolunu bozdu
Dudaklar sustukça susayan yürek
Kızıl saçlarında akşamın rengi
Yansıyınca cayır cayır yakıyor
Aradım bulamam yıllarca dengi
Tutmayınca elden kaçıp gidiyor
Gece gündüz yıllar boyu peşinden
Ne tarafa dönsem herkes de sitem
Ağzını açanlar kin kusar her gün
Sussam da susmuyor ne etsem bilmem
Durmadan küfredip kızıyor her gün
Ne eli duruyor nede dilleri
Koca Çınar
Ne zaman bir kavgaya şahit olsam
Gök gibi gürleyen feryadı duyarım hep
Sağanakları toplayan kara bulut gibi
Yüzü sarkıp aşağı düşerken
Kızaran gözlerini, elleriyle kapatarak
Koca dağ parçalanıp, kum tanesi olurken
Sebebin sultanları, nasılda övünüyor
Anlamsız laflar edip, edebsizce gülerken
Kırılan kır çiçeği, toprağı kucaklıyor
Cenneti cehennemi, ararsan yüreğinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!